Tüm bu dedikleri yetmiyormuş gibi, beni daha da derinden sarsmaya başladı. Tüm gerçekleri zehir gibi üzerime akıttı.
Beni gerçekten kandırdığını çekinmeden dile getirdi.
“Tam anlamıyla şimdi bir Aşeka oldun, artık benim malımsın. Dik başlılığın buraya kadardı.” Dedi oldukça eylenen bir tavırla.
Evlenmiştik berdel olmuştu, ve karşımdaki adam beni kandırdığını söylüyordu, yaptığımız anlaşmaya sadık kalmamıştı.
Sikerim lan belanı Piç herif!” Bağırarak sert bir şekilde göğsünden ittim. Yerinden milim bile kımıldamadı.
Gece yarısı olmuştu, bizim için hazırlanan odadaydık ve ben dedikleri karşısında zangır zangır titriyordum. Dediği şeyler bir kabus olsun istiyordum. Beni tamamen yok etmek ister gibi bir hali vardı.
Gerçekten seninle bir anlaşma yapacağımımı sandın? Ne kadar da safsın, berdeli kabul etmen için söylediklerine tamam dedim, ve sende işimi kolaylaştırdın. Resmi nikah bile yaptırdın. Her anlamda benimsin Aşeka.” Aklıma gelenler ile beynime elektrik dalgalanmaları gitti, nefretle baktım yüzüne.
Bakışarı memnuniyetle bakarken yüzünde eylenen bir ifade vardı. Arman Aşeka benimle oyun oynamıştı, ve ben bunun farkına nasıl varamamıştım?
“Şimdi sevgili karıcım, soyun ve yatağa geç. Söneyim yandığım teninde” Edepsiz cümleleri kulağımı sağır ederken, başımı hızla sağa sola sallayarak geri gittim.
“Seninle asla birlikte olmayacağım, piç kurusu! Ateşini başka yerde söndür!” Diye bağırdım, ve biliyordum ki dediklerimin onda hiçbir hükmü yoktu. Ben berdele değil kirli bir oyuna kurban gelmiştim.
İster seve seve, ister zorla gireceksin altıma! Ve tam anlamı ile karım olacaksın, sen artık benimsin!”
Bağırışı dört bir yanıma korku salarken üzerime gelerek kollarımdan tuttu. Kaçış yolum yoktu, sığınacak kimsem yoktu. Bir kağıt parçası üzerinde sandığım evlilik gerçekti. Ve beni tamamen karısı yapmak istiyordu.
“Seni gebertirim Arman! Biz bir anlaşma yaptık! Bu kadar şerefsiz bir adam olamazsın.”Dedim kesin bir dille, korktuğumu yansıtmak istemiyordum ama ister istemez yansıyordu.
Yüzme eğilerek dudaklarını yaladı. “Bu asi hallerini bana yatakta göster, çünkü seni birazdan sikmekten beter edeceğim” Dedi dudaklarımın üzerine fısıldayarak. Kalbimdeki ağrı şiddetini git gide arttırdı. Bir krizin eşiğinden geçtiğimin farkındaydım. Kolumu bırakarak bedenimi süzdü.
Çözdüğü gömleğini omuzlarından sıyırdı. Gözlerimi odada gezdirdim hemen, valizim ortalarda yoktu. İçinde silahım vardı ama valizim yoktu.
“Bakire olmadığın için mi bu korkun ve karşı çıkışın” duyduğum cümle ile başım döndü ve gözlerim karardı, nefes alamadım. Ağlama isteği fazla baskındı ve göz pınarlarım yaşlarla dolmuştu.
“Olup olmamam seni ilgilendirmez! Boşuna soyunma o iğrenç bedeninle bana dokunamayacaksın” dedim, gözleri git gide koyulaşıyordu. Dediklerim onu etkilemiyordu, beni kirli bir oyuna sokmuştu. Avcı gözlerine kıstırdığı avı hiç zorlanamadan yakalamıştı.
“Biz artık evliyiz, ve seninde o Ayaz denen itle gidip geldiğini biliyorum, aklımdaki şüpheyi gidermem gerek yoksa bakire olmadığına inanacağım!” Diye hırladı, Ayaz’ı nerden bildiğini duyduğunu anlamdım. Sorma gafletinde de bulunmadım.
“Şimdiye kadar hiç kimseyle birlikte olmadım, Ayaz benim arkadaşım ve beni böyle çirkin bir şeyle itham edemezsin!” Dedim, dudakları alayla yukarı kıvrıldı. Çıplak göğsüne bakmıyordum, bakışarım sadece onun türlü türlü duygu barındıran gözlerindeydi.
“Sana neden inanayım Helin! Evlendik ve bu gece olan olacak. Gerdek gerçekleşecek, sabah veremeyeceğin bir çarşaf yüzünden seni öldürmek zorunda kalacağım.” Diyerek üzerime doğru bir adım attı.
“Ben sana inanarak bunu kabul ettim! Benimle oynadın” dedim, asıl kandırılan taraf bendim ve ona inanmaması gerekende.
“Öyle yada böyle kabul edecektin Helin! Ben sadece işleri kızıştırmak yerine kolaylaştırdım. Ve merak etme sadece bu gece sikeceğim seni. Bekaretinden emin olmalıyım” dedi kalbime derin sancılar göndererek.
Evet sabah kanlı çarşaf verilmeseydi bu kızın namussuz olduğu anlamına gelirdi. Ya geri götürülür yada öldürülürdü. Benim anlım aktı, ve onun koynuna girmeyi düşünmüyordum.
Ve ilk defa arsız bir cümle karşısında titreyerek kızarmıştım. “ seninle sevişmeyeceğim, kes bir yerini damlat o mühim çarşafa. Sonuçta kan aynı kan, ayrıca senin yerinde bir kadın olması beni daha fazla tatmin eder” Gözleri büyüyebildiği kadar büyüdü, ardından yüzü öfkeyle kasıldı.
“Lan kızım! Şimdi sikeceğim durup dururken tecavüz etti diyeceksin. Ne demek lan kadın olması!” Bir anda kükreyince irkildim. “ Yoksa bir kadınla mı seviştin?” Diye devam etti. Gülmek istesem bile buna mani oldum ve oyunumu devam ettirdim.
“ Neden olmasın, sonuçta bir erkek değil kadın. Ve ayrıca zevki doruklarda yaşattığı gerçeğini de değiştiremem” sesimi fazla zevkli çıkararak o anlara gidiyormuş gibi gözlerimi dalgın tutmuştum.
“ Sen ciddisin” dedi inanamıyormuş gibi, başımı olumlu anlamda salladım. “Ne sandın aslanım, sana yalan borcum yok ne de olsa” hüsrana uğramış gibi gözlerime baktı. Yüzümü fazla ciddi tutmuş olmalıydımki, mimiklerimden hiçbir yalana rastlamamıştı.
“Neyse ne! Nerde benim valizim. Yorgunum uyuyacağım!” Dedim bir erkek edasıyla, kaşlarını çatarak başını şaşkınla geriye itti. Ürkmüş gibiydi.
‘Gülme helin, sakın gülme tam gaz devam et’ dedim içimden kendime uyarıda bulunarak.
“Valizini yarın getirecekler, bul dolaptan bir şey giy” dedi ardından geri dönerek kapıya ilerledi, gidecek sanıp rahatlarken o kapıyı kilitleyerek anahtarı cebine attı. Çıplak sırtı ve oldukça geniş omuzlarından gözlerimi hızla çektim.
Kurduğum oyuna devam etmeliydim, belliki benden böyle uzak duracaktı. Bi kadın sevmediğim kalmıştı zaten…
Dolaptan bir şey bul dediğine görede kendi kıyafetlerini kast etmişti.
“Kapıyı neden kilitledin? Kaçacağımı falanmı sanıyorsun?” Dedim, yönünü bana dönmeden odanın içindeki ebeveyn banyosu diye tahmin ettiğim kapıya ilerledi.
“Duymadın mı? Cevap versene!” Diye bağırdım, hiç bir tepki vermedi. İçeri girerek kapıyı sert bir şekilde çarptı. Galiba eş cinsel olduğumu iddia etmem onu bozguna uğratmıştı.
“Yazık umutları yerle bir oldu. Kim bilir ne hayaller kurmuştu” diye mırıldandım, bakışlarımı ilk defa odada gezdirerek süzmeye başladım. Benim küçük odama bin çeken büyük bir odaydı. Oldukça lüks duran tamamı ayna ile kaplı kıyafet dolabı vardı. Karşısında ise kralla yakışır büyük bir yatak vardı.
Bir kral süitinden farksız değildi, banyodan gelen su sesi ile Arman’ın yıkandığını anlamam pek zor olmadı. Hemen yatağa kıvrılıp uyusam iyi olacaktı ama o nerde yatacaktı?
Dolaba yönelerek aynadaki yansımama değdirmedim bakışlarımı. Biliyordumki bakarsam dalacak içinde olduğum hali uzun uzun düşünücektim. Sürmeli dolabı yana kaydırarak içindeki marka marka dizili kıyafetlere baktım.
Bana ait hiçbir şey yoktu, hepsi Arman’ın kıyafetleri ile doluydu. Ayrıca valizim neden sabah geliyorduki? Kaşlarımı çatarak bir tişört ve oldukça uzun bir eşofman çıkardım.
İçerideki piç çıkmadan giyinsem iyi olurdu, derin bir nefes alarak yatağa doğru ilerledim. Üzerime zor bela geçirdiğim gelinliği eteklerinden tutarak çekiştirmeye başladım.
Böyle sıkı ve dar elbiselerden nefret ediyordum, ne giymesi kolay ne de çıkarması. Şuan başımdan çekiştirerek çıkarmaya çalıştığım gelinliğin arka fermuarını açmayı unutmuştum.
Kollarım havada ve gelinliğin dantelli boğaz kısmı burnumun tam altında durmuştu. Boğuk bir nefes vererek öne doğru eğildim. Ter içinde kaldığıma emindim. Kollarımı sıkan kısmı zor bela çekiştirerek çıkardım.
Ardından boğaz kısmından tutarak, burnumu eze eze başımdan çıkardım. Saçım başım birbirine dolanmış bir durumdaydı, çıkardığım gelinliği elimde top haline getirdim. “Aldığın gelinliğe sokayım Arman!” Bağırarak elimdekini odanın bir köşesine iğrenircesine fırlattım.
Yatağa bıraktığım bol tişörtü alarak başımdan geçirdim. Rahatlama hissi o kadar fazlaydıki, dünyalar benim oldu sanki.
Arman’nın boyundan dolayı giydiğim tişörtü kalçalarımın tam altına bitiyordu. Hiç giymediği belliydi, üzerinde yeni olduğuna dair kokusu vardı.
Eşofmanını da bacaklarımızdan geçirerek hızla giyindim, beli fazla bol durduğu için ortadaki ipinden kavrayarak sıkıca bağladım. Eğilerek paçalarınıda yukarı doğru kıvırdım.
Su sesi kesilmişti ve bu Arman’ın çıkacağına işaretti. Yapmacık gül yaprakları ile süslü yatağın çarşafını çektim. Anlı şanlı almışlar gibi bide süslemişlerdi.
Yere attığım çarşafın üzerinde tepinerek, sinirle banyonun kapısına baktım. Bu adama haddini bildirmem gerekiyordu, benimle oyun oynayarak bu evliliği gerçek kılmıştı. Aklıma takılan tek soru kimliğim olmadan bunu nasıl yaptığıydı…
Dini nikahla zaten gerçek anlamda karı koca olmuştuk, bunu gerçektede resmileştirmiş. Dinen ondan boşansam bile hukuken boşanmayayım diye yapmıştı. Ben dava açınca o gönülsüzlüğünü ortaya koyacak, süreci uzattıkça uzatacaktı.
Bu adamın derdini gerçekten anlayamıyordum. Bu duruma öfkeden deliye dönmesini gerekirken o hoşuna gidiyormuş gibi davranıyordu, ayrıca kadınlardan gerçek anlamda hoşlandığıma inanmasaydı belkide şuan altında tepiniyor olurdum…
Dizlerimi yatağa bırakarak emekledim, tam orta tarafa gelince katlı temiz çarşafı açarak karnıma kadar örttüm.
Geriye yaslanarak ellerimi kafamın arkasında birleştirirdim. Saç tellerim birbirine girmişti ve bunu düzeltmek için uğraşmadım. Banyonun kapısı açılınca bakışlarımı hiç o tarafa değdirmedim. Şuan karşımda duran kocaman aynadaki yansımamı izliyordum.
İlk defa bir adamla uyumuyordum, Ayaz ile de bir kaç defa uyumuştum ama mesafemide sürekli korumuştum. Ama bu farklıydı fazla farklıydı. Kendisini kocam ilan eden adam bu gece yanımda uyuyacak gibi hissediyordum.
Burnuma dolan odunsu şampuan kokusunu istemsizce içime çektim, Arman parfüm sıkmış olacakki odayı ağır bir toprak ve baharatımsı mistik bir koku esir almıştı. Keyfine ve kendine düşkün bir adam olduğu belliydi zaten.
Üzerime düşen gölgesi ile gözlerimi ayndan yanımdaki görüntüsüne çevirdim. Beline sarılı siyah bir havlu vardı, gövde kısmı çırılçıplak ve saçlarından akan damlalar zemine düşerek tiz bir ses çıkarıyordu.
Kurulanmamıştı, gövde kısmı nemli ve göğsündeki hafif seyrek tüylerden süzülen su damlacıkları oldukça yapılı karın kaslarına doğru yol alıyordu. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarparken beni dikkatle izleyen yandan profiline baktım.
“Rahatın yerinde bakıyorum” dedi mırıldanarak, derin bir nefes alarak bacaklarımı üst üste attım. “Hemde nasıl bir bilsen” dedim, kesik bir şekilde güldü. Bir dizini kaldırarak yatağa koyduğunda gerildim. Havlunun açık kısmından çıkan dizi tamamen açılmıştı.
Okuduğum kitaplar sayesinde gözlerimde canlandırdığım cinsel organların şuan gerçeğini göreceğim diye hissediyordum. “Nasılmış?” Dedi diğer dizinide yatağa bırakarak. Kuruyan dudaklarımı ıslattım.
“Keyfim yerinde de, şurda yanımda bir karı da olsa daha keyifli olacaktı.” Dedim, onu kendimden bu gece uzak tutmam gerekiyordu. Nasılsa sabah eli kolu bağlı bir şekilde uyanıcaktı. Ve o an aklımı kemirip duran soruları işkence çektirerek soracaktım.
“Siktir, senin kadın olarak değil, erkek olarak doğman gerekirmiş” dedi hoşnutsuz bir şekilde. Yanağımın içini kemirerek, iç çektim.
“Ne yapalım aslanım, kadın doğup erkek olacağımız varmış kaderimizde. Bize bir karı çağırda gecemiz şenlensin.” Dedim ciddiyet barındıran bir ses tonuyla.
“Kafayı yiyeceğim, delirtme beni!” Diye hırladı, dizlerini yatakta oynatarak daha fazla üzerime geldi. “Benim gecemi sen şenlendireceksin” bacaklarımdaki çarşafı atarak bacağımı kavradı. Tamamen oturur pozisyon almak istediğimde, tutuğu bacağımı çekerek sırt üstü uzanmamı sağladı.
“Ne yapıyorsun şerefsiz, çağır başka bir karı ikimizde şenlendirsin!” Dedim içimdeki son umut kırıntısıyla.
“Siktir et ben seni istiyorum” boğuk bir şekilde konuşarak diğer bacağımında baldırından tutarak iki yana ayırdı. “Sikerim belanı piç herif! Bırak beni” sert bir şekilde çıkışarak omuzuna yumruk geçirdim. Yetmedi göğsüne geçirdim, adamda sinek ısırığı yaşatıyormuş gibi yüzü bile acıyla buruşmadı.
“ Seni bırakmam artık imkansız” bacak arama yerleşerek göğsüne geçirdiğim ellerimin bilek kısmından yakaladı, ardından başımın üzerine sabitleyerek gözlerime baktı. “ Kaç yıldır bu zamanı bekliyorum asi kız, lütfen tek kelime dahi etme. Oynadığın oyuna son ver.”
Sözleri kafama ağır bir darbe olarak indi, kulaklarım çınlamaya başlarken. Düşündüm anlamaya çalıştım, ne dediğini kavramak istedim yanlış anladım dedim ama olmadı. ‘Kaç yıldır’ demişti. Doğru duymuştum, kalbimdeki kanatsız kuş ürkek bir şekilde çırpındı.
Üzerime abanan adam gözlerime hayranlıkla bakıyordu. “ Şu gerdeği gerçekleştirelim artık” dilime onlarca kilit vurulmuş gözlerim pörtlemişti. Benim aklım az önce dediği şeyle meşgulken şuan dediği şeyi kavrayamıyordum bile.