Selim ne söylerse söylesin Banu'dan kopmam artık mümkün değildi. Beni karşısında gördüğü anda sırılsıklam ağlayan, üzgün, pişman kadının Banu'nun ta kendisi olması beni ona daha çok bağladı. Kendi yüzünden başıma geldiğine inandığı her şeyin bedelini gözyaşları ile ödüyordu. Evet, bende ağlamıştım ancak Banu'nunkileri gören gözlerim, benimkileri çoktan unutmuştu. İkimizde yaralıydık, ikimiz de çaresiz ve bizi bizden daha iyi anlayacak başka kimse yoktu. Yağmur ile Mutlu başıma gelenlerden habersiz, grip hastalığı yüzünden, bana bir gün daha izin verdiler. Üzerimizde yatak kıyafetlerimiz, salondaki koltuklara gelişigüzel yayılıp onun DVD'ye yerleştirdiği o çok sevdiği eski Türk filmlerinden birini izliyorduk. Aslında ben çok da izlemiyordum, bilmem kaçıncı kez izlediğim çok eski bir filmin

