Kalbi binlerce parçaya ayrılmışken bile, kırıklarını batırmadan sevebilmişti. Bugün terapinin olduğu gündü. Yaşadıklarımı anlatmak, duygularımı başkalarına açıklamak, ya da tanımadığım biriyle konuşmak falan istemiyordum ki ben. Bıraksalardı kendi kendime, kendi acılarımla pekâlâ baş edebiliyordum. Tamam, kâbuslar pek iç açıcı değildi ama kâbuslarla uyanmaya alışmıştım ben. Ne diye rahat bırakıp ne hali varsa görsün demiyorlardı ki? "Çıkışta bekle beni." diyerek arkamdan seslenen Poyraz'a aldırmadan girdim hastaneden içeriye. O beni hastanenin soğuk kollarına atıyorsa, ben de onu kaile almayabilirdim bence. ‘Kime diyorum lan!’ Mesaja bakıp gözlerimi devirdikten sonra ‘Tamam be.’ yazarak odadan içeri girdim. Uyuz şey! Kendisi cevap vermeyince bir şey olmuyordu ama biz vermeyince kıyam

