7. Bölüm (kesit)

1291 Kelimeler
İyi okumalar dilerim... Gülpare'den devam... Bir derin nefes alıp "ablam belim koptu inan ki" dedim. Saniye ablam yüzümü okşayıp "çok şükür bitti kızım" dedi. Gülümseyerek "çok şükür ablam bitti" diyerek karşılık verdim. Gökçe kafeye girip "bütün siparişler yerine ulaştı patron" diyerek gülümsemişti. Yanımıza yorgunlukla otururken isyan bayrağını çekip "Yeşim gelmedi mi daha?" diye sordu. Yüzümün düşmesine mani olamadan "hayır canım gelemdi ve fazlasıyla kötü görünüyor" dedim. Gökçe başını sağa sola doğru sallayıp "tamam onu anlıyorum ben de aynıların yaşadım ama bu kadarı da fazla Gül. Yemin ediyorum bir güzel pataklayacağım" demişti. Saniye abla dalgın gözlerle "kızım ne dersen de gönül yangınına hiçbir deva bulamazsın" dedi. İç çekerek Saniye ablamın yüzüne baktım. Ne zor bir hayatı vardı aslında, sevdiği adamı , kocasını çocuğun babasını bir kan davası uğruna kaybetmişti. Yetmemiş doğduğu büyüdüğü toprakları terk edip buraya kaçmıştı. Her bayram burnunun direği sızlar 'Yavuz'um beni bekler' diye ağlar. Burnumu çekip "Yeşim nasıl bir kara vermek istiyorsa hepimiz ona destek olacağız. Eğer biden de baskı görürse daha da çıkmaz girecek , özellikle de sen Gökçe. Ne olursa olsun onu yıpratıcı şeyler söylemek yerine daha çok anlamaya çalış" dedim. Gökçe sıkıntılı bir nefes alıp "tamam Gül merak etme sen" dedi. Birkaç dakika sonra Yeşim "teslimatlar tamam" diyerek kafeye girmiş ve yüzümüze bakmadan direkt mutfağa girmişti. Saniye abla "siz durun bakalım ben bir bakayım da geleyim" diyerek ayaklanmış ve mutfağa doğru yol almıştı. Sıkıntı ile nefes verdiğim de telefonuma gelen mesaj sesi ile dikkatim dağıldı. Ekrana baktığım da Aslan yazısını görmek yüzümde tebessüm etmeme neden olmuştu. Mesajı açtığımda 'gül kokunu özledim' yazıyordu. Ardından bir mesaj daha atıp 'yüzünde gülümseme nedeni olmak ayrı bir mutluluk' yazıyordu. Şaşkınca mesaja bakarken başımı gömüldüğüm ekrandan kaldırıp kafenin dışına doğru çevirdim. Kafenin tam karşısında tebessüm ederek beni izliyordu. Yerimden kalkıp acele ile kafeden çıkıp heyecanla karşı caddeye geçtim. Gülümseyerek "neden içeri gelmedin?" diye sordum. İç çekip "rahatsız etmek istemedim" dedi. Bu söylemi ile kaşlarım havalanırken "sen rahatsız etmek istemedin öyle mi?" diye sordum. Çarpık bir gülümseme ile yüzüme bakarken o zehir yeşili gözleri içime ilmek ilmek işliyordu. Elini kaldırıp yanağımı okşayınca yine o ürperti oluşmuştu. Tokat attığı yanağımı okşayınca gözlerimi kaçırarak bir adım gerilemiştim. Aslan "ne yaparsam yapayım unutmayacaksın değil mi?" diye sorunca çekingen bir ifade ile "zaman vermen gerek Aslan. Bazı şeyler kolay unutulmuyor" dedim. Aslan sıkıntı ile nefes alırken "son iftarı benimle yapar mısın?" diye sordu. Tebessüm edip "olur" dedim. Sonra boğazımı temizleyip "bu sefer benim evimde yapalım son iftarı" dedim. Aslan gülümseyerek "sen nasıl istersen" dedi. Bir süre daha birbirimizin yüzüne bakıp "ben artık kafeye döneyim" dedim. Aslan kolunu omzuma atıp burnunu saçlarıma daldırıp derince kokumu içine çekti. Şuan ki durum fazlasıyla karmaşık olsa da yine de onu başka şartları ile tanımaya çalışıyordum. Geri çekildiğin de "günün geri kalanı daha çekilebilir olacak benim için" dedi. Tebessüm edip "akşam görüşürüz" diyerek arkamı dönmüş acele ile kafeye girmiştim. Saniye abla tebessümle yüzüme bakarken "bu o anlattığın adam mı?" diye sordu. Utanarak başımı salladığım da Saniye abla kıkırdayıp "söylediğin kadar varmış , maşallah" dedi. Kıkırdayıp "son iftarı beraber yapacağız abla" dedim. Saniye abla beni kolunun altına alıp sıkıca sarıldıktan sonra "senin asla kötü bir adım atmayacağını biliyorum. Anlattığın ve biraz önce gördüğüm manzaradan sonra oda seni kolay kolay bırakacak gibi değil" dedi. Başımı belli belirsiz sallayıp "bilmiyorum abla, hem onu tanımak istiyorum hem de yaptıkları aklıma geldikçe ondan deli gibi kaçasım geliyor" dedim. Saniye abla "sana ne demiş ona sevgiyi veren bir annesi , aşkı öğreten bir babası olmamış. Kızım bazı şeyler emek ister bu hayatta. Tamam tanı ama kalbe iyi ya da iz bırakan hiçbir göz kolay unutulmaz" dedi. Bu aralar bizim kafe Gül tadında değildi resmen Aşk tadındaydı. Tebessüm edip başımı sağa sola sallayıp "abla ben çıkıyorum , siz de fazla oyalanmadan evlerinize gidin. Yarın sabah herkes eksiksiz bir şekilde sabah kafeye geliyor , bayram kahvaltısı yapacağız" dedim. Saniye abla "sen merak etme ben kızlara söylerim , hadi oyalanmadan çık hemen" dedi. Tebessüm edip Saniye ablamın yanaklarından öperek hızlıca kafeden çıktım. Aracıma binip hızla arabayı çalıştırdım. Heyecan vardı içimde o kabus dolu günlerden sonra bu birkaç gündür daha normal ve anlaşılır bir ilişkimiz vardı. Düşüncelerle evime gelip aracımı tüm sakinliğimle park ettim. Araçtan inip hızla apartmana yürüyüp içeri girdim. Merdivenlerden çıkıp kendi katıma geldiğim de kapımın önünde oturan Aslan'ı görmek beni oldukça şaşırttı. Yüzüme masumca bakıp "eve girmemi yasakladığın için ben de seni kapıda bekledim" dedi. Dünyanın batacağına inanırdım da bu adamın bu halde yüzüme bakacağına asla inanmazdım. Kahkaha atarak "çok şaşırtıyorsun beni" diyerek önünde durdum. Yavaşça ayağa kalkıp "ben bile kendime inanamıyorum" demesiyle daha çok kahkaha atıp "izin verirsen kapıyı açacağım" dedim. *** "Gül bu kadar güzel yemek yapmayı nereden öğrendin?" diye sormuştu. Gülümseyerek "babamdan öğrendim. Muhteşem yemekler yapar ve çok güzel masalar kurardı. Ben de onun bu maharetini ondan birazcık çalmış olabilirim tabi ve gastronomi okumaya karar verdim" dedim. Aslan oturduğu sandalyeye sırtını yasladığın da "yediğim her şey sen kokuyor sanki" dediğin de fazlasıyla utanmıştım. Ben alışık değildim ki böyle güzel sözlere. Buğra ilk zamanlar söylediğin de mutlu olurdum ama şuan ki yaşadığım çok farklı bir durumdu , farklı duyguydu. Bakışlarımı kaçırıp "tatlı ister misin?" diye sordum. Aslan derin bir nefes alıp "Gülpare ise hayır demem" dedi. Gülümseyerek yüzüne bakıp "var tabi" dedim. *** Nasıl bir geceydi? Hala daha etkisindeydim. O bana yediği her şeyin ben koktuğunu söylerken , benim evim de sadece o kokuyordu sanki. Derince nefes alıp başımı sağa sola sallayıp hemen hazırlanmaya başladım. Bugün bayramdı babam olmadan kaç bayram geçmişti sahi? Gözlerim buğulanırken derin nefesler alıp beyaz uzun elbisemi üzerime giyip makyaj masama geçtim. Saçlarımı balerin topuzu yapıp şeftali tonlarında makyaj yapıp acele ile evden çıktım. Her bayram sabahı ilk olarak babamın ve hiç tanımadığım annemin mezarına Karaca Ahmet kabristanlığına gider babamın mezarına pembe , annemin mezarına ise kırmızı güller bırakırım. *** "babam ben geldim. Gül kokulu gül tanen geldi babam" dedim ağlamaklı bir sesle. Ardından annemin mezarına baktım. Derine nefes alıp "merhaba anne ben geldim" dedim. İçli içli ağlamaya başladım. Çok isterdim annem yaşasın , babam yine yanımda olsun. Burnumu çekip güllerini mezarlara bırakıp güzelce suladım. Ardından ikisinin de mezar taşlarını öpüp "iyi bayramlar babam , iyi bayramlar annem" diyerek mezarlıktan çıktım. *** Sıkkın bir nefes alıp "hadi ama Gökçe öldük açlıktan" diyerek sitem etmiştim. Mutfağıma girip baharatlı bir omlet yapacaktı ama sanki yumurtayı en başından imalat ediyormuşçasına hala daha gelmedi. Küskünlükle masada Gökçe'yi beklerken "ben ve şaheserlerim karşınızda" diyerek iki büyük servis tabağında biri mantarlı , diğeri ise baharatlı omlet ile masaya oturdu. Hep birlikte nihayet keyif ile kahvaltı yapmaya başlarken Emre yüzünü buruşturup ağzından oldukça büyük bir yumurta kabuğu çıkartmıştı. Sıkkın bir nefes alıp "aşkım sen bu sarı cadıya bırakma bir daha mutfağı" dedi. Gökçe çatık kaşlarıyla "ne var be? Küçücük bir parça kabuk çıktı diye hemen sat beni zaten" diyerek tavır almıştı. Masada onların atışmasını izleyen bizler kahkahalara boğulmuştuk. Derin bir nefes alıp "ne güzel yaşıyoruz bu bayramı. Allah nicelerine de hep birlikte eriştirsin inşallah" dedim. *** Akşam kapımın önüne geldiğim de apartmana girecekken "Gül" diye seslenen bir erkek sesi duyarak arkamı döndüm. Aslan elinde bir buket pembe güller ile karşımda dururken gülümseyerek "hoş geldin" dedim. Aslan yanıma gelip gül buketini bana uzatarak "iyi bayramlar" dedi. Buketi elinden alıp "teşekkür ederim sana da iyi bayramlar" dedim. Birbirimizin yüzüne bakarken Aslan'ın telefonu çalmış çatık kaşlarla telefonu açıp karşı tarafı dinlemişti. Bir süre sonra arkasına bakmadan üzerime kapanan Aslan ile yere düşmeye kalmadan kulaklarımı uğuldatacak kadar güçlü silah sesleri karışmıştı gecemizin karanlığına. Aslan ile birlikte yere kapaklanırken kısa bir süre sonra silah sesleri durmuş Aslan kısık bir sesle "sakın kıpırdama" dedi. Elimi Aslan'ın omzuna koyduğum da elime bulaşan kırmızı sıvı ile dudaklarımdan tiz bir çığlık kaçmış "Aslan vurulmuşsun" dedim. Aslan başını boynumdan kaldırıp "Allah bu günahkar kulana cennet kokulusunun yanında ölmeyi nasip edecek" diyerek gözlerini kapattı. Korku bedenimi esir alırken ağlayarak "ölme Aslan , sen de ölme" demekten alamadım kendimi...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE