Sabah yanımda uyuyan azgın öküzü, görür görmez kollarının arasından çıkarak, giyinme odasına ilerledim. Mümkünse birkaç gün onu görmek istemiyorum! Azgınlığıyla hiç de baş edemezdim! Havanın güneşli ve gayet sıcak olmasının avantajıyla, beyaz crop, yülsek bel pantolonumu giyerek, saçımı açık bırakıp aşağıya indim. Bugün Kara ve inciyi, bahçenin dışındaki kocaman arazide dolaştırmak istiyordum. Tabi azgın öküzle beraber. Odaya girdiğimde, yatağa yaklaşıp Demir'in üstüne eğilerek, koluna dokundum. "Demir, haydi uyan," dedim, ürkütmemeye çalışarak. Mırıldanıp, yorganı yüzüne çektiğinde, bu sefer biraz daha sertçe, "Demir uyan ya! Çok önemli bir şey oldu!" dedim. Yine uyanmayınca, üstündeki yorganı kaldırıp yüzüne tokadı yapıştırdım. Dün akşamki iğrençliği için hak etmişti. İrkilerek korkuy

