"Maalesef yüzde otuz kadar karışmış." Dedi Halit üzülerek. Bütün umutlarım beni terk edeli çok olmuştu. Bu yüzden artık umutlanmıyordum. Sadece bu duyduklarımı soğukkanlılıkla yutmaya çalışıyordum. Ki yutamıyordum da. Boğazımda takılı kalıp üst üste yığıldıklarını hissediyordum. "... En yakın zamanda zehri vücudundan atmamız gerekiyor. Yoksa ölümün ani olabilir. Yani zehir birden vücud-" "Bir yolu var mı?" Diye sordu Yiğit. Demir'e bakmak istesem bile bu gücü kendimde bulamayıp, sadece Mert'e baktım. Yüzündeki suçluluk ve üzüntüye bütün iliklerime kadar şahit oldum. "Bu çok zor. Hatta imka-" "Sus," dedi Demir, acıyla uyararak. "Onu bulacağız!" dediğinde bu sefer sesi öfkeli çıkmıştı. "Zehri bulan kişi bunu çözebilir. Ki zehri bulmuşsa elbette ki panzehiri de bulmuştur," dedi Halit. "

