5. Bölüm

1432 Kelimeler
Hikayeme oy vererek destek olmayı unutmayın ? Keyifli okumalar ? ~ 5 ~ "Ne oyunu?" Dedim ürkek çıkan sesimle. Karşımda oturan adam o kadar korkunç bakıyorduki bana korkudan bayılmam an meselesiydi. "Şöyle yapacağız ufak fare, savcı hazretlerimizi arayacağız, sende hiçbir şey olmamış gibi buluşmak için çağıracaksın. Anlaştık diye umuyorum." Tehditkar ses tonu yüzünden kekeleyerekte olsa cevap verebildim. "G-gelmez ki. Daha yeni yanındaydım." Zaten onunla böyle bir münasebetim de yoktu ki. Ne diyecektim adama? "Orası da senin bileceğin iş farecik, acil durumdasın ve yardıma ihtiyacın var. Hadi bakalım göster hünerlerini. Ha olurda bizden bahsedecek olursan tahmin edersin ki iyi şeyler olmaz." Başımı sallarken bir yandanda bir şeyler düşünmeye çalışıyordum. Kaçırıldığımı anlatacak bir ipucu vermeliydim ona. Savcının bir şekilde bulunduğum durumu anlaması gerekiyordu yoksa hem onun hem benim başım belaya girecekti. Düşün Bade, düşün! "Evet hadi bakalım, savcımızı arayalım. Özlemiştir şimdi nede olsa." Cebinden çıkardığı telefonumun şifresini aldıktan sonra savcıyı arayarak hoparlöre verdi adam. Telefon çalarken hala bir plan düşünüyordum. Bulmam gerekiyordu, kurtuluşum tek bileti buydu. Başaramazsam hem savcı, hemde benim hayatım tehlikeye girecekti. "Efendim Bade." Savcının sesini duyduğum da, ses tonumu sakinleştirerek yanıt verdim hemen. Karşımda ki adam gözlerimin içine 'seni keserim' der gibi bakarken başka ne yapabilirdim ki? "Merhaba, rahatsız ediyorum ama önemli bir şey söyleyecektim sana." "Evet seni dinliyorum." Adam ellerini devam et şeklinde salladığın da yeniden araladım dudaklarımı. "Bana bahsettiğin şu dedenin taslaklarını buldum ben, bir an önce görüşelimde vereyim sana, olur mu?" Lütfen savcı, lütfen anla. Lütfen zaten verdiğimi söyleme. "Taslakları mı buldun ?" Karşımda oturan adam yeniden elini salladığında bozuntuya vermeden devam ettim. Tek şansım buydu, başarmam gerekiyordu. "Evet taslaklar, bir an önce sana vereyim dedim. Hemen görüşebilir miyiz?" Hadi artık, hadi. Anlasana işte savcı, zeki adamsın sen. "Olur tabii, taslaklar kimsenin eline geçmeden alayım senden." Kalbim yerinden çıkacak gibi atarken karşıdan gelen yanıtla derin bir nefes verdim. Anlamıştı değil mi? "Tamam, sana konum atacağım. Acele et olur mu savcı ?" Acele etki beni kurtar savcı. "Tamam çıkıyorum hemen, görüşürüz." "Görüşürüz." Arama sonladığın da karşımda ki adam konuşmaya başladı. "Aferin farecik, çok güzel oynadın. Doğrusu bir an ben bile inanadım." Ben sessiz kalırken o çirkin gülümsemesiyle sandalyeden kalkıp gitmişti. Adam gider gitmez, savcının bir an önce gelip beni kurtarması için dua etmeye başladım. Anlamıştır beni, yardım istediğimin farkındadır değil mi? Fark etmese neden taslakları almaya geliyorum desin değil mi? Taslak zaten ondaydı. Koskoca savcı adamdı, anlamıştır eminim. Savcının bir an önce gelmesi için dua ederken içeriye yine aynı adam gelmişti. "Doruk seni baya merak ediyor sanırım, sürekli arayıp mesaj attığına göre." Doruk! Doruk'u unutmuştum ben, yine her yeri ayağa kaldıracaktı gelmediğim için. "Bırak konuşayım lütfen, takside konuştum sende duydun. Gelmezsem polise haber verir." "Bir şey çaktırmaman gerektiğini biliyorsun, geç geleceğini söyle o kadar. Gereksiz detay yok tamam mı?" Başımı sallayarak onay verdim. "Tamam." Adam telefonumdan bu kez Doruk'u arayarak yine hoparlöre verdi. Telefon daha ilk çalışını bitirmeden anında açılmıştı. "Bade! Neredesin sen? Meraktan öldüreceksin beni artık, canıma kastın mı var senin?" Art arda gelen sorularına karşımdaki adamın korkunç bakışları eşliğinde cevap vermek çok zordu. "Telefonum sessizdeydi görmedim, ben biraz gecikeceğim Doruk haberin olsun." "Yarım saat önce eve geliyorum demedin mi sen?" Bir kerede sorgulama Doruk, bir kerede sorgulama işte. "Geliyordum ama önemli bir işim çıktı işte, kızsal şeyler Doruk." "Lazer randevun var yani kısaca Bade." Benim kızsal tek şeyim lazerdi ya çünkü Doruk! "Evet, hadi kapatıyorum seansa gireceğim." Diyerek geçiştirdim onu. "Tamam gecikirsen ara, gelip gelirim." "Tamam görüşürüz." "Görüşürüz." Telefon kapanır kapanmaz adam arsız gülerek bana doğru eğildi. Başımı geriye atsam da kaçabileceğim nokta sınırlıydı. "Lazere gidiyorsun demek farecik? Pürüzsüz tenine birazda ben bakayım ha ne dersin? Hem savcıyı beklerken sıkılmamış oluruz." Elini eteğime doğru götürmeye başladığında korkuyla yerimde çırpınmaya başladım. "Hayır, uzak dur benden. İstediğini yaptım işte, savcı geliyor." Söylediklerim üzerinde hiçbir etki etmemiş, arsızca beni süzmeye devam ediyordu. Bu çok, çok iğrençti! "Savcının istediğim zevki vereceğini hiç sanmıyorum güzel farecik. Hem sende sıkılmadın mı? Savcı gelene kadar biraz vakit geçirelim bizde." Tüm çırpınışlarıma, yakarışlarıma rağmen adam üzerimde ki tişörtü ortadan ikiye yırtmıştı. Elleri sütyenime giderken deli gibi çırpınmaya başladım. Ağlıyordum, korkuyordum ama elim kolum bağlıydı. "Çek ellerini kızdan, uçurmayayım kelleni." Duyduğum sesle üzerimdeki eller duraksamıştı. Adam etik bir haraketle silahına ulaşıp arkasına döndüğünde savcıyı gördüm. "Vay vay vay, savcımızda gelmiş. Ah be savcım biraz daha geç gelseydin ya, bu güzellikle biraz ilgilenecektim daha. Tam benlik hatun doğrusu." Birbirlerine silah çekmiş bakışırlarken ben ağlayarak onları izliyordum. "Kes sesini indir o silahı Edremit." "Bence sen indir o silahı yoksa az sonra etrafına adamlarım üşüşecek." Adam savcıyı tehdit ederken yanıma sessizce silahlı bir adam gelmişti. Üzerinde ki polis üniformasını gördüğüm an derin bir nefes verdim. Silahını beni kaçıran adama arkadan doğrulttuğun da Edremit denilen adam, savcı ve polis arasında kalmıştı. " Bence o silahı sen indir Edremit, zira arkadaşların çoktan karakola doğru yola çıktı." Edremit polisin sesiyle korkuyla arkasını döndüğünde savcı çevik bir hareketle elindeki silahı yere düşürüp kelepçelemişti onu. "Edremit Kozcu, adam kaçırmak, alıkoymak ve tacizden tutuklusun." Polisin tok sesi sona erdiğinde Edremit'i savcının elinden almıştı. "Sağol Melih, soruşturmasıyla bizzat ilgileneceğim." Savcının sözleriyle polis başını sallayarak depodan çıktı. Poliste gider gitmez savcı bana doğru gelerek dağılmış saçlarımı geriye ittirdi. "İyi misin Bade?" Değildim, dağılmıştım, korkuyordum. Lanet olsun hiç iyi değildim. Sessiz kalıp ağlamaya devam ettiğim zaman elleri hızlı bir şekilde beni sandalyeye bağlı olduğum iplerden kurtardı. Kızarmış bileklerime bakıp ağlarken savcının iri elini yanağımda hissettim. Gözlerimi bu kez bileklerimden ayrılıp, onun gözlerine baktım. "Korkma, geçti hepsi. Artık iyisin ve güvendesin tamam mı? Hadi konuş benimle." "B-bana dokunmaya çalıştı o adam." Gözyaşlarım arasında çıkan sözlerimle gözleri yırtılmış tişörtüme kaydı. Utançla ellerimi göğsüme kapattım hemen. İğreniyordum kendimden! Savcı üzerindeki tişörtü çıkartıp benim başımdan geçirdiğinde itiraz etmeden kollarımı geçirdim içinden. "Hastaneye götürmemi ister misin seni ?" Başımı iki yana sallayarak reddettim onu. "Tamam artık ağlama, geldim bak ben. Güvendesin artık." Gelmişti, kurtarmıştı beni. Neden ağlıyordum ben o zaman? İyiydim, güvendeydim ama korkuyordum. "Korkuyorum." "Tamam korkma, gel seni çıkaralım hadi buradan. Yürüyebilir misin ?" Yeniden iki yana salladım başımı, halim yoktu, tükenmiştim. "Pekala seni kucağıma alacağım ve dışarı çıkartacağım." Bana doğru yaklaşırken parmağımla yerdeki telefonu işaret ettim ona. "Telefonum." Gösterdiğim telefonumu alarak cebine atmıştı. Yeniden bana doğru gelip kollarını bacaklarımdan ve sırtımdan geçirerek kucakladı. Başımı omzuna yaslayarak gözlerimi yumdum. Berbat hissediyordum kendimi, biraz daha geç kalsaydı tecavüze uğramış olacaktım. Nasıl iyi hissedebilirdim ki? Bir fotoğraf makinesi uğruna yaşadığım bu saçmalıklara inanamıyordum. Aklım almıyordu. "Bade, Bade kendine gel." Savcının sesiyle gözlerimi aralayarak ona baktım. Ne zaman beni arabasına bindirmişti ki? "İyi değilsin, hastaneye gidelim hadi inat etme." "İyiyim, sadece bitkin hissediyorum." Banyoya girip derimi kazırcasına keselemek istiyordum kendimi sadece. O adamın izleri silinene kadar keselemek istiyordum. "Tamam, seni nereye götürmemi istersin, evine bırakayım mı?" "Ev olmaz, ev olmaz." Dedim aniden. Eve gidersem Doruk anlardı bir şey olduğunu ama gidecek başka yerimde yoktu. Başka bir yerde kalsamda Doruk'a ne diyecektim ki? "Ona da tamam, nereye götüreyim seni o zaman ?" "Otele götürür müsün ?" Kaşlarını çatarak bakmaya başladı bana. Ne demiştim ki şimdi ben? "Ne oteli Bade, saçmalama." "Başka bir yere gidemem." "Otele bırakamam seni, bu adamlarla sınırlı değil bunlar Bade. Tutukladığımızın iki katı tutuklamadığımız adamları var dışarıda..." Duraksayıp derin bir nefes verdikten sonra sözlerine devam etti. "Bade, en iyisi seni evime götüreyim. En azından bugünlük, karakoldan haber gelene kadar olur mu?" "O-olmaz, güvenli bir otel vardır eminim ben." "Sen bilirsin, benimki bir teklifti. Ben seni bir şeye zorlayamam Bade ama otelde veya evinde güvende olmayacağını sana belirtmem gerekiyor. Tercih sana kalmış." Bir daha aynı şeyleri yaşama korkusu o kadar ağır basıyordu ki, iki haftadır tanıdığım adamın evinde kalmaya bile razıydım. "Evine gidelim, tamam." Dediğimde memnun olmuşçasına gülümsedi. Arabanın kapasını kapattıktan sonra dolaşarak sürücü tarafına geçti. Arabayı çalıştırdıktan sonra söze girdim. "Telefonumu verebilir misin ?" Başını sallayıp cebinde ki telefonumu çıkarıp uzatmıştı. O yola koyulduğunda bende telefonumu açarak mesajlara girdim. Doruk'a mesaj atmam gerekiyordu. Ben bugün gelmeyeceğim, okuldan bir arkadaşımda kalacağım. Yarın görüşürüz. Gönderdiğim mesajın ardından bir sürü sorgu mesajları atsada geçiştirerek telefonumu kilitledim. Sabah geldiğim siteye girdiğimizde araba kısa süre sonra durmuştu. Bu kez kendim inerek savcının yanına yürüdüm. "Kucağıma almamı ister misin?" Diye sorduğunda kafamı iki yana sallayarak olumsuz yanıt verdim ona. "Hayır teşekkür ederim, yürüyebilirim." Savcınında desteğiyle evine kadar gelmiştik. Beni bir odaya getirdiğinde yatağın üzerine oturtup geri çekildi. "Şimdi dinlen, yarın detaylı konuşuruz olur mu ?" Dediğinde başımı sallayarak onayladım. "Odada banyo var, istediğin gibi kullanabilirsin. Dolapta da misafir için temiz kıyafet var. Acıkırsan, susarsan mutfak hemen yan tarafta ve çekinmeden kullanabilirsin. Bir sorun olursa da ben karşı oda da veya salonda olurum." Art arda sırladığı cümlelerden sonra sadece teşekkür edebilmiştim. "Teşekkür ederim savcı." Kapıdan çıkmadan önce duraksayarak bana baktı. "Devrim Bora, Bade." "Teşekkür ederim Bora." Dediğimde dudaklarının kenarı hafifçe yukarıya doğru kıvrılmıştı. "İyi geceler Bade." ? Devrim Bora Dizdar
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE