bc

Mafya'ya Emanet Güzel 🔥

book_age18+
109
TAKİP ET
1K
OKU
billionaire
dark
fated
forced
friends to lovers
mafia
heir/heiress
drama
bxg
city
highschool
lies
war
musclebear
wild
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Asya, mafya dünyasının içinde doğmuştu ama o dünyaya hiç ait olmamıştı.Silah seslerinin, kanlı hesapların ve kirli anlaşmaların arasında büyüse de kalbi hep temiz kalmıştı. Babası onu bu hayattan uzak tutmaya çalışmış, kaderini başkalarının verdiği sözlerden korumak istemişti. Ama bazı sözler vardır ki, ölümden bile ağırdır.Yıllar önce verilen bir söz…Tutulmayan bir nişan…Ve kanla yazılmış bir kader.Babası ölmeden önce Asya’yı, kendi dünyasının en karanlık adamlarından birine emanet etti.O adam Ender’di.Ender; merhameti zayıflık, aşkı tehlike sayan bir mafyaydı. Geniş omuzlarında sadece gücü değil, geçmişin bütün günahlarını taşıyordu. Ona emanet edilen şey bir kızdan fazlasıydı; bir vicdan, bir sınav, bir kırılma noktasıydı.Asya onun için korunması gereken bir yük, Asya içinse Ender kaçamayacağı bir karanlıktı.Bu bir aşk hikâyesi olarak başlamadı.Bu, zorunlu bir birliktelikti.Ama aynı evde paylaşılan sessizlikler, geceleri tutulan nefesler ve göz göze gelmekten kaçılan anlar, her şeyi değiştirdi.Karanlık bir adam, masum bir kız…Bir mafya dünyası, kanla verilen sözler…Ve emanet diye başlayan bir hikâye.Çünkü bazen en tehlikeli şey,kalbin hiç hazır olmadığı birine emanet edilmesidir.Ender:“Âşık oldum Asya…Sana deliler gibi âşık oldum.”O an sessizlik çöktü.Asya’nın gözleri doldu.Asya:“Ben sana emanetim Ender…”Ender bir adım yaklaştı ama durdu.Aralarında bir adım vardı, bir kader kadar ağır.Ender:“Biliyorum.O yüzden kendimden bile koruyorum seni.”

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Ender Karahan 🖤⚔️
Ender Karahan, geniş omuzları ve sert duruşuyla girdiği her ortamda sessizliği zorunlu kılan bir adamdır. Uzun boylu, kaslı ve güçlüdür; yüzündeki sert çizgiler yaşadıklarının izini taşır. Koyu bakışları soğuk, sesi az ama etkisi derindir. Siyah giyer, silahı vücudunun bir parçası gibidir. Yeraltı dünyasında adı korkuyla anılır; merhameti yoktur. Ama bir emanet, bu karanlık adamın en büyük zayıflığına dönüşür. 🖤🔥 Gece, limanın arka tarafı. Pas kokusu, deniz rutubeti, farları kapalı siyah araçlar. Ejder arabanın kapısını sertçe kapattı. Üzerinde siyah gömlek, omzunda silahın ağırlığı… yüzünde merhametin kırıntısı yoktu. Yanında Caner, Cenk ve Selim. Caner sigarasını yere attı, ayağıyla söndürdü. “Abi ortam bok gibi kokuyor. Bunlar yine bir halt karıştırmış.” Cenk silahını kontrol ederken sırıttı. “Karıştıralım abi, biz de rahatlayalım.” Selim etrafı kolaçan etti, sesi alçak ama netti. “Üç araç var. Arkada adam saklıyorlar. Temiz iş olmayacak.” Ejder gözlerini karanlığa dikti. Sesi sakin ama ölüm gibiydi. Ejder: “Benim adımı ağzına alanın son gecesi olur. Hazır olun.” Tam o anda bir el silah patladı. BANG! Kurşun Caner’in yanından sıyırıp geçti. Caner: “Lan anasını s—! Başladılar!” Ejder: “Dağılın!” Silahlar aynı anda konuştu. Geceyi mermi sesi yardı. Cenk: “Selim sağdan gir, ben soldan alıyorum!” Selim: “Tamam lan, bu pezevenkler kaçamaz!” Ejder ağır adımlarla ilerledi. Kaosun ortasında bile sakindi. Karşıdan bir adam bağırdı: “Ejder! Bize bunu yapamazsın!” Ejder durdu, silahını kaldırdı. Ejder: “Ben size yapmam. Siz kendiniz istediniz.” BANG! Adam yere yığıldı. Caner nefes nefese geldi. “Abi iki tanesi kaçıyor!” Ejder gözünü bile kırpmadı. “Bırakın. Korkarak kaçsınlar ki herkese anlatsınlar.” Cenk kahkaha attı. “Abi sen harbi manyaksın amına koyayım.” Ejder silahını indirdi, yüzünü karanlığa çevirdi. Sesi kısık çıktı. Ejder: “Hayatta kalmak için manyak olmak zorundasın,sikerim hepsini lan ben .” Sirensiz, sessiz… Ama geride kan ve korku kaldı. Liman bir anlığına sessizleşti. Sonra bağırışlar başladı. Arkadan bir adam fırladı, elinde otomatik silah. TATATATAT! Kurşunlar konteynerlere çarpıp sekti. Metal çığlık attı. Selim: “Yere yatın lan!” Caner adamın arkasına dolandı, bıçağı elinde. Caner: “Şimdi görüşürüz şerefsiz!” Adam döndüğü anda Caner bıçağı kaburgasının altına gömdü. Sıcaklık, kan… adamın sesi boğazında kaldı. Yere yığılırken sadece hırıltı çıktı. Cenk öndeki iki adama ateş açtı. Biri omzundan vurulup bağırarak düştü, diğeri kaçmaya çalıştı. Cenk: “Kaçma lan! Sıra sana da gelecek!” Ejder ağır ağır yürüyordu. Etrafında kaos vardı ama onun yüzünde tek bir mimik yoktu. Yaralı adam sürünerek geri çekildi. Eliyle kanı tutmaya çalışıyordu. Adam: “Ejder… yapma… yalvarırım…” Ejder çömeldi. Adamın çenesini silahın namlusuyla kaldırdı. Ejder: “Yalvarmak için yanlış adama geldin.” BANG. Ses kısa, netti. Adamın başı yana düştü. Liman yeniden sessizleşti. Birden arkadan biri daha çıktı. Genç, panik içinde… silahı titriyordu. Genç: “Abi… ben sadece emirdim…” Ejder ayağa kalktı. Gözleri karardı. Ejder: “Bu dünyada emir alan da bedel öder.” Selim araya girdi. “Abi bırak bunu, konuşur belki.” Ejder bir an durdu. Sonra başını iki yana salladı. Ejder: “Konuşacak olanlar hayatta kalır. Bu çocuk kalmamalı.” Silah tekrar patladı. Kan zemine yayıldı. Deniz dalgaları sessizce vurdu kıyıya. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Caner nefes nefese kaldı. “Abi… bitti mi?” Ejder etrafına baktı. Yerde yatanlara, akan kana, korkuya… Ejder: “Bu sadece mesajdı.” Cenk dişlerini sıktı. “Kimlere abi?” Ejder silahını beline koydu. Sesi buz gibiydi. Ejder: “Adımı duymak isteyen herkese.” Dört adam arabaya bindi. Motor çalıştı. Liman geride kaldı… Ama korku orada yaşamaya devam etti. Gece. Depo önü. Hava soğuk, ortam gergin ama ekibin ağzı bozuk. Caner Ender’e baktı, baştan aşağı süzdü. “Abi sen yine cenazeye gidiyormuş gibi giyinmişsin. Şu gömleğin siyahlığı içimizi kararttı lan.” Cenk güldü. “Harbi abi, biraz renk katsan ölür müsün? Millet seni görünce depresyona giriyor.” Ender silahını kontrol ederken kafasını kaldırmadı. “Kesin lan. Sizi gören zaten hayat sorguluyor.” Selim kıkırdadı. “Abi vallahi haklısın. Biz seni görünce bile korkuyoruz amına koyayım.” Caner kolunu Ender’in omzuna atmaya çalıştı. “Bak abi, bu kadar sert olma. Gül biraz lan. Mafyasın diye taş mı yuttun?” Ender kolu itti. “Bir daha dokunursan kolunu götüne monte ederim.” Cenk kahkaha attı. “Abi romantik ya, sevgi dili bu adamın.” Tam o sırada karşı taraftan ses geldi. “Lan kim bunlar?” Caner bağırdı. “Ananızı ziyarete geldik lan, çayınız var mı?” Selim gülmekten eğildi. “Caner sus lan, iş yapıyoruz.” Ender bir adım öne çıktı. “Bakın çocuklar… Ben Ender Karahan. Yanımdakiler de sabrımı sınayan salaklar.” Caner hemen atladı. “Abi salak dedin ama yakışıklı salak dedin mi?” Ender dişlerini sıktı. “Sen bugün çok konuşuyorsun.” Cenk araya girdi. “Abi stres yapma, senin sertliğin yetiyor bize. Adamların altına sıçtırıyorsun.” Karşı taraftaki adam sinirlendi. “Lan dalga mı geçiyorsunuz bizimle?” Ender kafasını eğdi, gülümsedi. O gülümseme hiç hayra alamet değildi. Ender: “Yok. Sizi ciddiye almaya çalışıyoruz ama zor.” Caner kahkahayı bastı. “Abi bak bu laf koydu ama. Adamın ruhunu tokatladı.” Selim silahını kaldırdı. “Uzatmayın lan. Ya silahları bırakın ya da akşamınız bok olsun.” Adamlar paniğe girdi. Cenk Ender’e döndü. “Abi sen konuşunca adamlar afallıyor. Biz niye geldik o zaman?” Ender yürümeye başladı. “Geldiniz çünkü ben tek başıma sıkılırım.” Caner sırıttı. “Bak bunu sevdim. Abi seninle cehennem bile eğlenceli.” Ender arabaya binerken son lafı bıraktı: “Bin lan. Bir daha burada takılırsanız… mizahımı kaybederim.” Motor çalıştı. Kahkaha, küfür, karanlık… Hepsi aynı arabanın içindeydi.Araba yine bara doğru hareket etti... Barın arka tarafı. Işık loş, müzik kirli, masalar dolu. Ender Karahan içeri girdiği an hava değişti. Bunu en iyi kızlar fark etti. Bir masa dolusu kadın, içkiler havada. Kız 1 (fısıldayarak): “Lan o kim… çok fena duruyor.” Kız 2 bardağını kaldırdı. “Kim olacak, Ender Karahan. Şehirde adını duyup da tir tir titremeyen yok.” Kız 3 güldü. “Bak bak omuzlara… adam yürümüyor, tehdit gibi geziyor.” Diğer tarafta Zuhal hepsini duyuyordu. Gülümsedi ama gülüşü zehirliydi. Zuhal içkisini aldı, ağır ağır Ender’in yanına yürüdü. Bilerek kalçasını masaya sürttü, dikkat çekti. Zuhal: “Yine mi geldin Karahan? Burası sen gelince huzursuzlaşıyor.” Ender göz ucuyla baktı. “Ben huzur aramıyorum.” Zuhal eğildi, sesi alçaldı. “Ben de…” Caner masadan bağırdı. “Abi bu kız sana yine yanıyor ha, dikkat et, tutuşturacak.” Cenk kahkaha attı. “Zuhal sen hâlâ pes etmedin mi? Adam taş amına koyayım.” Zuhal döndü, sert çıktı. “Kes lan! Benimle konuşmuyorsunuz.” Sonra tekrar Ender’e döndü. “Bu kızlar sana bakıyor diye havaya girme. Hepsi iki lafına düşer.” Ender bardağını masaya koydu. Sesi sakin ama gergin. Ender: “Beni tanımadan konuşma. Kimseye düşecek halim yok.” Masadaki kızlardan biri fısıldadı: “Bak bak reddediyor ama gözleri başka söylüyor.” Diğeri güldü. “Yok lan, bu adamın kalbi falan yok. Direkt bela.” Zuhal sinirlendi. Bardağı bir dikişte bitirdi. Zuhal: “Bana bak Ender… Herkese sırtını dönersin ama bana değil. Bunu ikimiz de biliyoruz.” Ender ayağa kalktı. Boy farkı, duruşu… üstüne basıyordu. Ender: “Yanılıyorsun. Ben kimseye ait değilim.” Zuhal dişlerini sıktı. “Bir gün olacaksın.” Ender ceketi aldı. Arkasını dönerken tek laf etti: Ender: “O gün gelirse… sen burada olmazsın.” Caner arkadan bağırdı: “Abi barı geriyorsun yine, vallahi kızlar bize sövecek.” Cenk güldü. “Sövsünler lan, Ender’in gölgesi bile yetiyor.” Ender kapıya yürüdü. Barın içi yine gürültüye döndü ama konu tekti: “Ender Karahan yine geldi… kimseye yüz vermedi… ve bir kadını daha delirtip çıktı.”

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İNFAZ

read
4.8K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
26.7K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
34.2K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
28.2K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.2K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.5K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook