Ufak Çaplı Düşüşler

1672 Kelimeler
Fizik öğretmenimiz Meltem Hocanın sınıfa girmesiyle içerideki gürültü az da olsa dinmişti. Ama yine de bu arı kovanı sınıfı susturmak mümkün olmuyordu. Kendini Cem Yılmaz sanan ergen erkeklerimiz kızların kıkırdamasını kazanmak için akıllarını gelen ve artık yıllanmış olan her türlü espriyi yapıyorlar; Esra Erol locasından çıkma kızlarımız ise sevimsiz kahkahalar atıyorlardı. Sınıfı susturmaya uğraşan, utanmasa baston ile yürüyecek ama emekli olmayı kabul etmeyen ninemiz ise yüzüğünü masaya vurarak gözlüğünün üstünden dik dik bakıyordu. Yanımda oturan Atakan iyice kulağıma eğildiğinde bakışlarımı ona çevirip kaşlarımı çattım. Normalde Kaan'la oturmama rağmen bu ders yanımda Atom belirmişti. Bunun tek nedeni olduğunu bildiğimden ses etmedim ve kendimi akışa bırakmaya karar verdim. "Yine ne isteyeceksin başımın belası?" Alınmış gibi yaparak elini göğsüne götürdü. Ama "Ayıp ediyorsun," dediğinde sesinde bir değişiklik olmadı. "Ama evet isteyeceğim." diyerek devam etti. Kafamı olumsuz anlamda iki yana sallarken gözlerimi genç(!) hocamızdan ayırmadım. "Kabul etmiyorum." Atakan geri çekilip bakışlarını yüzüme sabitledi. İçinden ne düşündüğünü bilmesem de sakin kalmak ve beni ikna etmek için kendini frenlediğini hissediyordum. "Daha söylemedim bile." Dudaklarımı birbirine bastırıp ona taraf dönerken "İyi ya işte hevesin kırılmamış olur." diyerek omuzuna iki kere dostane şekilde vurdum. "Atakan ve Gözde kendi aranızda konuşmayın!" O kadar gürültü içinde bizi gözüne kestiren Meltem Hoca'ya karşı hafiften sinirlensem de Atakan elini özür dilercesine kaldırıp konuyu geçiştirdi. Tonton ninemiz tahtaya kalkmadan oturduğu yerden kitabını açtı ve sanki sözel dersmişçesine okumaya başladı. Yav madem gönlün yok emekli ol senin yerine geleceklerin önünü kapatma be kadın! Ben kendimce eleştiri yaparken Atakan yine vazgeçmeyip kulağıma eğildi. Bu sefer ona dönmeden dişlerimin arasından sinirle karışık fısıltıyla "Hayır Atakan!" dedim. Karşımda dur durak bilmez bir mahlukat olduğundan vazgeçmemiş yine sınırları sonuna kadar zorlamaya karar vermişti. Sonuçta kolay lokma değildi. "Kızım ikimiz içinde kazançlı. Yoksa sana niye ilişeyim ya?" Ses çıkarmadan devamının gelmesini bekledim. Çünkü haklıydı, o da benim lügatımı çözmüş ve bana ona göre yaklaşmayı öğrenmişti. "Bir günlük okulu asmak istemez misin?" Sözü bittiğinde hızla ona dönüp kafamı aşağı yukarı salladım. Bu hareketim komiğine gitmiş olacak ki nefes vererek sessizce güldü. "Tamam o zaman bu iş oldu." Ne yapacağını sormama bile gerek yoktu. Sonuç olarak beni okuldan kurtaracaktı. Bundan daha iyi ne olabilirdi ki? Ya da okulda kalmaktan daha kötü ne olabilirdi ki? "Sadece diğer teneffüs çantamı ödünç almak durumundayım bilgin olsun." Gülerken sırtımı dikleştirdim. Keyfine resmen yerine gelmişti. Atakan'ın planladığı şey her neyse bugün de okuldan yırtmış olacaktım. Bunun hayali bile güzeldi. "Hiç sorun değil. Bir şey olursa yenisini alırsın ödeşiriz." Atom cevap vermek yerine kafa salladı ve ciddileşti. Büyük ihtimalle planı üzerinde düşünüyordu. Gözlerimi sınıfta gezdirdim bir süre. Kaan ve Yağız hariç dersle ilgilenen yoktu. Sıla önündeki deftere bir şeyler karşılarken başını avucunun içine yaslamış zamanın geçmesini bekliyordu. Birkaç dakika Meltem Hoca'ya odaklanmaya çalışsam da baktım olmuyor kafamı defterin üstüne gömüp gözlerimi kapattım. En azından bedenimin için yararlı bir şey yapmış oluyordum ne de olsa gün içinde enerjiye bol bol ihtiyacım olacak gibiydi. Ne kadar süre geçtiğini tam olarak bilmiyorum ama zil çaldığında Atakan'ın yanımdan kalktığını hissettim. Kolumu dürttüğünde gözlerimi araladım. Bir şey demeden kalkmam için el işareti yaptığında gerilerek doğruldum. Çantamı alıp içindeki kitapları Sıla'ya uzatırken kendi çantasındakileri de Kaan'a verdi. "Boş boş bakmayın abi, eve gidince verirsiniz!" Cevap beklemeden elindeki çantalarla sıranın üzerinden atladı ve sınıftan çıkan hocanın ardından kapıyı kapatıp kendini merakla bekleyen sürüsüne döndü. "Panik yapmaya gerek yok demiştim. Başkanınız olarak her daim buradayım." diyerek reklamını yaptı. Omuzuna yaslandığım Yağız'a dönüp "Okulda bu çocuktan iyi siyasetçi olur." dedim. Yağız gülerek kafa salladıktan sonra başımı omuzuna tekrar yaslayıp bakışlarını Atakan'a döndürdü. Atom elindeki çantayı yanındaki sağ kolu Berker'e uzattığında Berker vakit kaybetmeden sınıfı dolanmaya başladı. "Yasak olan neyiniz varsa çantaya atın. Akşam okul çıkışı kafeye gelir geri alırsınız." Cümlesi bittiğinde sınıfın gürültüsü arasında kapıyı açıp bir adım dışarı attı daha sonra bizim olduğumuz tarafa bakıp eliyle yanına gitmemiz için işaret yaptı. El mahkum şekilde peşine düştük. Atakan'ın normalden ciddi bir insan olmadığını az çok tahmin etmişsinizdir. Ama konu üstüne düşen bir görevse en iyi şekilde yerine getirmek için büyük bir ciddiyete büründü ki bu çabasını başka bir şey için kullansa kendine yapışan damgayı az da olsa giderebilirdi. Sanırsın bana İstanbul'u fethediyor! Altı üstü tek bir disiplin cezasında okuldan atılacak haydut öğrencilerin kıçını topluyor. Eğer bu işte benim bir karım olmasa hayatta dahil olmazdım ama teklif güzel yerden gelmişti ve hayır diyememiştim. Kendi düşüncelerime dalmışken önümdeki Kaan'ın durduğunu fark etmemiştim ve eğer bir adım daha atsaydım büyük ihtimalle başımı Kaan'ın sırtına çarpmış olacaktım. Koridorun tam kenarında duran pencerenin pervazını hızlı şekilde açıp aşağıya bakan Atakan'ı anlamaya çalışırken refleksle gözlerimi hafifçe kıstım. Dişlerinin arasından nefes alırken Kaan'a döndü. "Atlasam ölmem diye düşünüyorum. " Kaan elleri pantolonun cebinde sanki son derece normal bir şey söylenmiş şekilde rahattı. Göz ucuyla aşağıya baktığında kafasını bir kez yukarı salladı. "Çok mesafe yok. Zeminde toprak zaten. En fazla düşüşüne bağlı ayağın incilir." Günün başından beri bu kadar saçmalığa ses çıkarmayan Sıla en sonunda konuşmaya yarayan bir uzvunun olduğunu hatırlamışçasına bana döndü ve "Kaan'ı da kaybettik, farkındasın değil mi?" dedi. Çaresizce başımı salladım. Bir ders sonra ne olacağını tahmin edemiyordum. Ama Atakan'ın bu işin altından kalkacağına inanıyordum. Çünkü cidden haylazlık zekası epey gelişmişti. Ne zaman bu tür bir işe girişse sonu hep onun nezlinde iyi biterdi. "Şimdi," diyerek ellerini birbirine sürttü. Gerginliği yüzünden ve hareketlerinden anlaşılabiliyordu. Destek olmak için omzunu hafifçe sıktım. Gülümseyerek omzunda duran elimi tuttu ve devam etti. "Bahçede nöbetçi öğretmen Rüya Hoca, o yüzden bu kısım sende oluyor Sıla." Sıla ne yapması gerektiğini bilmediğinden kaşını çattı. Yalan söyleyemeyen ve böyle bir şeye kalktığında eli ayağına dolaşan Heidi olduğundan merakla ne diyeceğini bekledi. "Yapman gereken tek şey ben aşağı atlayana kadar Rüya Hoca'yı oyalamak ve sonrada benim bağırmamla dikkatini üstüme çekmek." Gözleri Sıla'ya döndüğünde yüzündeki ifade bunu da yaparsın der gibiydi. Sıla ilk başta karşı çıkmaya yeltense de daha sonra derince bir nefes verip başını kaşıdı. Daha sonra teslim olmuşçasına "İyi, gidiyorum ben." diyerek arkasına bakmadan merdivenden indi. Atakan'ın suratına yayılan gülümse ortamı biraz daha yumuşattı. Ellerini birbirine sürtüp ısıtığında bana döndü. "Ben atlar atlamaz çantalarla beraber yanıma gel ki Rüya Hoca'yı ikna etmek için vakit kaybetmeyelim." Kafamı olumlu anlamda sallasam bile hala gerçekten böyle bir şeyi yapmayı planladığına inanamıyordum. Sırf başkalarının başı yanmasın diye kendini tehlikeye atıyordu. Bunun için ya salak olmak gerekirdi ya da aksiyon bağımlısı falan. Atakan'da ikisi de olduğundan hangi tarafın ağır bastığını düşündüm. Berker koluma dokunduğunda irkilerek ona baktım. Elindeki çantayı gösterip başını yana doğru çevirdi. Bu gitme zamanı geldiğini işaret ediyordu. Onun peşine takılırken okul zili çalmıştı ve Atakan'ın oldukça kısıtlı bir zamanı kalmıştı. Biz bahçeye çıktığımızda büyük ihtimalle onu yerde oyunculuğunu gerçekleştirirken bulacaktık. Okulun ağır demir kapısını kendime çekmeden önce derince nefes alıp önüme gelen saçlarımı arkaya doğru savurdum. Berker hemen arkamda beni takip ediyordu. Bahçeye adım attığımda gözlerimi ilk Atom'a daha sonra onun yanına koşan Rüya Hoca'ya çevirdim. Telaşlı bir şekilde yardım etmek için çırpınıyordu. Atakan'ın canının acıdığı kesindi ama bu işin içinde ne kadar oyunculuk katmıştı tahmin edemiyordum. Berker'e bakıp kafamı sallayarak yanından ayrılırken hızlı adımlarla onlara taraf koştum. Rüya hoca ve yanındaki bir kaç öğrenci Atakan'ı doğrultmaya çalışırken Sıla'da dolmuş gözlerle olanları izliyordu. Atakan'a ne kadar yardımcı olmaya çalışsalar da kalkmaya niyeti yoktu. "Hocam ayağım çok acıyor üstüne basamıyorum." diye inlediğinde Rüya eli ayağına girmiş vaziyette başına vurdu. "Evladım Allah aşkına bunu nasıl becerdin ya? Hayır ya başını falan çarpsan!" Hem sinirlenmiş hem de üstüne binen sorumluluktan dolayı kendini suçlu ve gergin hissediyordu. Atakan bu durumu nasıl kullanacak diye merak ederken vakit kaybetmeden lafa girdi. "Hocam haklısınız ama siz dersinize gidin isterseniz ben kendimi iyi hissedince kalkarım." Araya girme zamanımın geldiğini hissettim. Atakan her ne kadar Rüya hocayı manipüle etmeye çalışsa da ben de bir şekilde onun oyunculuğuna destek vermeliydim. Zira Sıla durumu içselleştirip ağlamaya başladığından bir askerimizi kaybetmiştik. "Olur mu öyle şey hadi bir yerin kırıldıysa?" diye karşı çıktığımda saniyelik de olsa dikkatleri üzerime çekmiştim ve bunu kullanarak devam ettim ama bu sefer bakışlarımı Rüya hocaya döndürmüş birebir onunla göz teması kurmuştum. "Hocam iki sokak aşağı hastane var. Bir doktor görse..." diye fikir sunduğumda Rüya kafasını salladı araya giren Atakan'ın acı çığlığı da bu işe biraz daha ciddiyet kattı. "Doğru söylüyorsun." Nöbetçi olduğundan böyle bir durum yaşandığında sorumlu olan kişi kendisi olmuştu ve üstüne binen bu sorumluluktan dolayı son derece huzursuz hissediyordu. Ayrıca meslekte daha ilk yılları olduğundan büyük ihtimalle böyle bir durum ile daha önce karşılaşmamıştı. Anlayacağınız daha çok toydu ve karşısındaki haylazlarla baş edebilecek potansiyelde değildi. Kendimi biraz şerefsiz hissetsem de bu durumun geçmesi uzun sürmedi sonuçta herkes ekmeğinin peşindeydi öyle değil mi? "Atölyeye gidip biraz geç kalacağımı, beni sessizce beklemelerini söyler misin?" Gözleri yardım istercesine Sıla'ya döndü. Ne de olsa okuldaki favori öğrencilerinden biriydi. Aynı zamanda ikisi bir öğretmen öğrenciden çok iki arkadaşı andırıyordu, Sıla Rüya hocayı rol model alıyordu. Çok da farksız sayılmazlardı. İkisi de saflık ve duygusallık yönünden oldukça benzerlerdi. Sıla göz yaşlarını eliyle sildiğinde kafasını olumlu anlamda salladı. Göz teması kurmaktan sakınıyordu çünkü kendini oldukça suçlu hissediyordu. Her ne kadar pembe bir yalanın içinde de olsa bu onun için oldukça büyük bir şeydi. Sessizce ağzından çıkan "Tabi," kelimesinden sonra okula doğru yol aldı. "Hocam izniniz olursa Gözde'de gelse olur mu? Bir şey olursa ailem ile temasa geçer." Atakan kıvrana kıvrana cümlesini bitirdiğinde Rüya hoca bu cümlelerin içinde bir hinlik olduğunu kavrayamadı ve böylelikle aslında plan tıkır tıkır işlemiş oldu. "Olur, tabi." Bu kelimelerden sonra okulun demir kapısının arkasına gizlenmiş beni bekleyen Berker'e bakıp "Ben çantamızı alıp geliyorum hocam." diyerek karşılık beklemeden okula doğru koştum. Berker meraklı gözlerle bakıp bir cevap beklercesine iki çantayı da uzattı. "Oldu değil mi? İnandı mı?" Sağ gözümü kırpıp her zamanki kendimden emin havamı takınıp cevap verdim. "Özlülerin oyunculuğuna kim inanmaz Berker'cim?" Berker yarım ağız sırıtırken çantayı omuzuma geçirmeme yardımcı oldu ama çanta tüm okulun zulası olduğundan oldukça ağırdı. "Gümüştaş yine beni şaşırtmıyor," diye sızlanarak hızlı adımlarla Rüyanın arabasına doğru ilerledim. Yanlış için özen göstererek kapıyı açtım ve arka koltuğa, Atom'un yanına kuruldum. "Gidebiliriz hocam." Rüya arabayı çalıştırırken merakla yana dönüp Atakan'a baktım. Cebimden çıkarttığım telefonun mesaj kısmına basıp Ne kadar gerçek bu oyunculuğun? yazdım. Kendisine gelen mesajı bildirim kısmından okuyup belli belirsiz gülerken sol elinin işaret ve baş parmağını birbirine değecek kadar yaklaştırıp göz kırptı. Ve böylelikle işin okul kısmı halloldu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE