Sabah güneşi İstanbul’un üzerine yavaş yavaş yayılırken şehir yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Trafik gürültüsü, korna sesleri ve kalabalığın uğultusu geceyi tamamen silmiş gibiydi. Ama Karan için gece hâlâ bitmemişti. Şirket binasının en üst katındaki ofisinde ayakta duruyordu. Geniş camın önünde. Aşağıda şehir akıyordu. Ama Karan’ın aklı başka bir yerdeydi. Elindeki kahve fincanı çoktan soğumuştu. Gece neredeyse hiç uyumamıştı. Rauf’un adı zihninde dönüp duruyordu. Kapı çalındı. Karan başını çevirmeden konuştu. “Gir.” Kapı açıldı. İçeri Murat girdi. Elinde bir dosya vardı. “Adamlarımız araştırmaya başladı,” dedi. Karan masasına doğru yürüdü. “Bir şey buldular mı?” “Henüz değil.” Murat dosyayı masaya bıraktı. “Rauf’un şehirde olduğuna dair kesin bir iz yok.” Karan sandalyeye

