Elif hastaneden çıkmadan abisiyle üniversite tercihlerini yapmış, eve gelmişlerdi. Engin Elif'i direk odasına yollamış evdekilere durumu kendi anlatmak istemişti. Halit bey her ne kadar kızının bu mesleği yapmasını istemesede mecbur izin vermek zorunda kalmıştı. Meltem hanım ise gönlü el vermese de kızının hastalandığını duyunca oda mecburen ikna olmuştu.
Aradan birkaç hafta geçmiş ve sonuçlar açıklanmıştı. Elif'in puanı yeterli olduğu için istediği bölümü kazanmıştı. Bir an önce gitmek istedi. İstediği okul Ankara'daydı. Babası onun yurtlarda zorluk çekmesini istemediği için ona bir ev almıştı. Halit bey her zaman kızını düşünen bir baba olmuştu.
Halit bey ve Meltem hanım Elif ile beraber Ankara'ya gelmiş evini yerleştirmek için yardımcı olmuşlardı. Elif alışana kadar da bir hafta onunla beraber Ankara'da kalmışlardı.
Onlar döndükten sonra artık Elif tek başına kalmıştı. Aklında hala Demir vardı. O gün söylediklerini düşünüyordu. Acaba beni seviyor mu diye içinden geçirmeden durmuyordu. Yinede ona çok kırılmıştı, söylediği sözlerin hiç birini hak etmemişti.
Günler, haftalar geçmiş artık Elif okuluna alışmıştı. Günler birbirini kovalarken zaman su misali akıp gidiyordu. Demir'in yokluğu her geçen gün kor gibi yakmaya başlamıştı.
Elif okulunda çok başarılı bir öğrenci olmuş. Herkes onu imrenmeye başlamıştı. Aradan yıllar geçmiş Elif'in mezuniyet günü gelip çatmıştı. Beş yıldır hiçbir şekilde memleketine gitmemiş her zaman kendi ailesi ziyarete gelmişti. Elif bu beş yıl içinde kendisini oldukça geliştirmiş. En az dört dil öğrenmiş, kendini derslere kaptırmıştı. Başarıları yüksek olduğu için üstlerinin dikkatini çekmeye başarmıştı. Menzun olduktan sonra direk üsteğmen olarak göreve başlayacaktı.
Doğu görevi için Mardin'i istemişti. Annesinden öğrendiği kadarıyla Demir'inde orada olduğunu biliyordu. İçinde hala onu görme ümidi vardı. Mardin'e gitmeden önce Bursa'ya ailesini yanına gitmesi gerekiyordu. Çünkü abisi evleniyordu. Acaba Demir'de abisinin düğününe gidermi diye düşünmeden edemiyordu. Çünkü annesinin söylediğine göre beş yıl içinde DEmir'de Bursa'ya ayak başmamış.
Elif beş yıl içinde daha da güzelleşmiş . Biraz zayıflamış ve kendisine kas yapmış . Vücudu daha şekillenmişti. Acaba Demir beni böyle görse hoşuna gider mi diye düşünmeden edemiyordu. Aklında o kadar soru vardı ki . Bu beş yıl içinde en çok onu şaşırtan ise Tolga'nın da onun peşinden gelerek asker olmasıydı. İkiside okulun gözde öğrencilerindendi. Tolga'da aynı zaman da Elif gibi üsteğmen olmuştu. Onu yalnız bırakmamış oda onunla birlikte Mardin'e gidiyordu.
İlk üç sene Elif'in gönlünü kazanmak için elinden geleni yapmıştı. Elif ise aşkındın vazgeçemediği için hiçbir zaman ona umut vermemişti. Tolga ise zamanla onun aşkına daha da saygı duymaya başlamış birbiriyle güzel bir dostluk kurmuşlardı.
İkiside düğün için Bursa'ya gidiyorlardı. Bursa'ya geldiklerinde direk kuaföre gitmişti, yoksa düğüne geç kalacaktı.
Halit bey ile Meltem hanım düğün salonunda gelenleri karşılıyordu. Yanlarına Ali bey , Sema hanım hanım ve Demir onlara doğru yaklaştı. Meltem hanım Demir'i gördüğüne şaşırmıştı. Sema hanım ; Meltem'cim Elif nerede göremedik diye sordu.
Meltem hanım ise bugün geldiğini yetişmek için direk kuaförde olduğunu, gelmek üzere olduğundan bahsetti. Demir ise Elif'in ismini duyunca kalbi fırlayacakmış gibi atmaya başladı.
Demir'de zamanla kendisini geliştirmiş. Gücüne güç katmış , görünüşü daha da heybetli duruyordu. Beş yıl içinde kalbine kimseyi almamış, günü birlik ilişkilerine bile son vermiş. Hiçbir kadında Elif'in sıcaklığını hissedememişti. O gün ona vedasını unutamamış, onu kırdığı için kendine defalarca kızmıştı.
İlk operasyonunda yaralanmış. Bundan kimseye bahsetmemişti. Zaman Elif'e olan özlemini daha da artırmış. Oda ona aşık olduğu gerçeğiyle yüzleşmişti. Bugün onu beş yıl sonra ilk defa görecekti. Masada otururken gözleri onu arıyordu. Annesiyle sohbet ederken yanlarına bir genç bir kadının yaklaştığını fark etti. ELİFF.. diye geçirdi içinden.
Elif düğün salona gelmiş ailesiyle kavuşmuştu. Meltem hanım; "kızım herkes seni soruyor. Konuklara bir hoşgeldin de bakalım."
"Tamam anne benim neden soruyorlar acaba ne yapacaklarmış beni."
"Kızım az önce Sema teyzenlerde geldi, ayıp olur bir hoşgeldin de... Bak şuradaki masadalar.
"Tamam anne"
Elif Sema hanımların masasına bakarken Demir'inde orada olduğunu gördü. Eli ayağı titremeye başlamıştı ama bozuntuya vermek istemedi. Yüzüne sahte gülümsemesini takınarak yanlarına ilerledi.
"Sema teyze merhaba hoşgeldiniz. "
"Elif'cim asıl sen hoşgeldin çok özlemişiz seni. Bayramlarda bile gelmedin."
" Evet öyle oldu yoğundum biraz. "
"Seni gördüğüme çok sevindim. Okulun bitti döndün artık değil mi?"
"Hayır Sema teyzecim düğünden iki gün sonra gitmem gerekiyor. Görev yerim belli oldu."
"Görev yerin neresi peki? Okudun ama göreve başlamazsın sanıyordum. Gerçekten kararlı mısın?"
" Görev yerim Mardin." demesiyle Demir gözlerini Elif'e dikti. O masaya geldiğinden beri direk bakmamış olsada gözleri onların üzerindeydi. Dikkatlice onları dinliyordu. Sesini bile özlemişti. Elif beş yıldır sosyal medya bile aktif kullanmadığı için hiç bir yerden görememişti.
Sema hanım; "aaa oğlum bak senin olduğun şehirde görevine başlayacakmış. Belkide aynı askeriyede olursunuz, Elif' e yardımcı olursun" dedi. Demir birşey söyleyemeden Elif , "yok Sema teyzecim Demir abiyi yormak istemem onun önemli işleri vardır. Ben kendim hallederim sen merak etme " diyerek yanlarından ayrıldı.
Demir o an anladı Elif'in hala kızgın olduğunu . İçinde bir unutt yeşerdi. İçinden bana kızgın olduğuna göre acaba hala beni seviyorumudur diye geçirmeden edemiyordu. Elif'i gördüğü an nutku tutulmuştu. Demir onunla konuşmak istiyordu. Mardin gibi bir yer asla ona göre bir yer değil. Hastanede ikna edememişti ama belki şimdi ikna ederim diye bir umut yeşertiyordu. Eğer Mardin'e gelirse ondan asla uzak duramayacağını biliyordu.
Düğün devam ederken Tolga'da düğüne katılmıştı.
Elif ile bir masada oturdular. Kısa bir konuşmanın ardından birlikte kalkıp biraz oynadılar. Demir onları gördüğünde acaba birlikteler mi diye düşünmeden edemiyordu.
Elif oynamaktan sıcaklayıp, bunaldığı için lavaboya gidip biraz soluklanmak istedi. Onun yalnız kaldığını gören Demir ise peşinden gitti. Elif lavabo dan çıktığı sırada kapıda Demir' in beklediğini gördü.
Demir ise onu kolundan tutarak lavaboya geri çekti ve kapıyı kilitledi. Elif istese elinden çok kolay kurtulabilirdi, ama oda onu özlemişti kokusunu içine çekmek istedi. Yinede ona kendisini tamamen bırakmak istemiyordu.
"Demir abiciğim ne yapmaya çalışıyorsun."
"Başlatma şimdi abine Elif , ben sana bu iş senlik değil diyorum sen ne yapmaya çalışıyorsun . Ne demek Mardin"
"Valla Demir abiciğim ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum. Ben başarılı bir şekilde okulumu bitirdim. Üstelik rütbe alarak. Üstlerim böyle uygun gördü. Ben o eski Elif değilim karşında üsteğmen duruyor. Beni buraya çekebildiysen ben istediğim içindir. Konuşmak isteme çabanı fark ettiğim için buradayım. Beni hafife alma. Şimdi çekilir misin lütfen" diyerek lavabodan çıkmak istedi. Demir bu sefer aniden tekrar çekince bir an burunları birbirine sürttü. Demir'in nefesi titredi.
" Lütfen Elif yapma."derken, Elif kolunu kurtararak lavabodan kendisini dışarı attı.