Yataktan kalktıktan sonra olabildiğince sessiz olarak, Duru'yu kontrol etmiş daha sonra onun karnını yeni doyurmanın verdiği rahatlıkla mutfağa geçtim. Dün akşam Berhan Bey'in söylediklerine bir cevap veremeden odama kaçmış ve bir dahada yanına gitmemiştim. Ne söylemem gerektiğine dair en ufak bir fikrim yoktu.
Onu ilk barda gördüğümde evet çok beğenmiştim fakat evli olduğunu öğrendiğim an bütün beğenim toz bulutu gibi uçmuş sadece diğer her yakışıklı erkek olarak kalmıştı gözümde fakat bu eve geldikten sonra yaşadıklarımız beni düşündürüyordu.
İç çamaşırlarımla görmüş olması, fazla evde durmasa bile aynı evde olmuş olmamızın verdiği bir heyecan ve dün akşam....
Bundan sonra neler olacağını kestiremiyordum fakat merak etmiyor da değildim. Ona da söylediğim gibi ikimiz tamamen farklı dünyaların insanıydık. Kendimi asla ondan aşağı görüp ezmiyordum ikimizin hayatı elbette farklı olacaktı diğer herkes gibi. Fakat bizim ki fazla farklıydı. Ben böyle bir evi temizlemeye gidip para kazanıyorken o bu evde yaşayıp evi temizlemeye gelenlere para veriyordu. Ben yurtdışını sadece televizyonda görüyorken o neredeyse her hafta gidip geliyordu. Tamam bunlar normalmiş. Yani adam zenginken eve temizliğe gidip yada kira ödeyemez sonuçta değil mi? Ama benden tam 10 yaş büyüktü. Annem ve babamın arasında 1 yaş olduğu için yaş farkı benim gözümde çok büyüyordu. Yaşam tarzımız tamamen farklıyken yaşlarımızında farklı olması gözümü korkutmuyor değildi. Ve anladığım kadarıyla Berhan çokta eğlenmeyi seven bir insan değildi. Sanki ben gezmek istesem bana karşı çıkacak gibi bir izlenim veriyordu.
Gerçekten dün akşama kadar bu kadar kararsız kaldığım bir an sanırım olmamıştı. Üniversite sınavında bile 4 bölüm arasında kalsamda birini seçmem yaklaşık 10 dakikamı almıştı fakat bu durumu dün akşamdan beri düşünsem bile işin içinden çıkamıyordum. düşünmeyi sonraya erteleyip kahvaltı hazırlamak için kollarımı sıvadım. Berhan bey'in ne yemeği sevdiğini bilmediğim için biraz kalabalık bir kahvaltı hazırlamaya başladım.
*****
1 Saatin sonunda her şey hazır olmuş sadece Berhan beyi uyandırmak kalmıştı. Yani en zor kısmı. Odasının önüne gidene kadar sürekli derin nefes almış ve her adımımda üstümde ki siyah uzun triko elbiseyi düzeltmiştim. Sonunda kapısının önüne gelmiştim fakat çalmaya cesaretim yok gibiydi.
''Sakin ol Saygı ve vur şu kapıya kahvaltı soğuyor. Bunu düşün. ''
kendimi çok güzel gaza getirdikten sonra sağ elimi yumruk yapıp kapıya vurmak üzereyken kapı açılmış ve içeriden hulk
aman işte Berhan bey çıkmıştı. Altında sadece siyah bol bir eşofman vardı ve saçlarından çıplak üstüne sular damlıyordu. Bu görüntü karşısında ağzım balık gibi açılmış ve saliselik olarak bedenini süzmek zorunda kalmıştım. Tamamen zorundalıktandı. Yoksa arsız biri değilim elbette.
'Ben kahvaltı hazır. ' Gözlerimi zorlukla gözlerine çıkarmış ve çarpık gülümsemesiyle karşılamıştım. Rezillik nedir ve nasıl olunur dersi olsa örneği ben olurdum.
'Sen mi hazırsın yoksa kahvaltı mı hazır? Benim tercihimin senden yana olduğunu belirtmek isterim. '
Söylediği şeyle hafifçe gülümseyerek dudaklarımı dişledim. Bakışları anında dudaklarıma kayınca hemen düzeltip kahvaltının hazır olduğunu söyleyip daha fazla bir şey demesine izin vermeden arkamı dönüp Duru'nun odasına girdim. Arkamdan bakıtğını hissetmiş fakat geriye dönüp bakmamıştım. Ben kendim bile farkında olmadan sanırım adama naz yapıp alttan alttan cilveleşiyordum.
Duru kuş uyanmış sessizce yatağında yatıyordu. Onun bu haline gülümseyip boynuna dikkat ederek kucağıma aldım. Mis gibi kokusu burnuma gerçek anlamda şenlik veriyordu. Hızlıca altını kontrol ettikten sonra odadan çıkmak üzereyken içeriye Berhan'ın girmesiyle sorarcasına ona baktım.
'Mutfakta göremeyince merak ettim. ' Onu başımla onayladıktan sonra adım atmak üzereyken üstümüze eğilip ilk önce Duru'yu kokulu öpmesiyle bende hafifçe gülümsedim fakat soradan yaptığı şeyle gülüşüm yüzümde donmuştu. Dudağımı kenarını sertçe öptükten sonra göz kırpıp önden mutfağa gitti. Ben ise bir elimde Duru diğer elim dudağımda ördek yavrusu gibi şaşkınca peşinden ilerledim. Duruyu mutfakta duran ana kucağına yatırıp onunda mamasını hazırladım. Bu arada Berhan bey kahvaltısına başlamış bir yandan beni izleyip bir yandan yiyordu. Duruyu tekrar kucağıma alıp koluma yatırdıktan sonra mamasını içirmeye başladım. Çok acıkmış olmalı ki nefes almadan mamasını içiyordu. Onun bu haline gülümseyip biberonu nes alması için ağzından çektim fakat karşılığını çok sesli bir çığlıkla almıştım.
'Kız bu kadar ses nerenden çıkıyor zilli. '
Ben tekrar mamasını verip aynı zamanda söylenirken, Berhan geriye yaslanmış çayı elinde gülüyordu. Onun bu halinde sinirli bakmaya çalışsam bile bende daha fazla dayanamamış ve gülmüştüm.
'Bugün işe gidecek misiniz?'
Sorum üzerine masaya dirseklerini dayayıp bana doğru eğildi.
'Ne o beni mi özlüyorsun?'
Berhan beyin bu çapkın hareketleri hem beni oldukça fazla şaşırtıyor hemde mutlu ediyordu. Eğlenceli olmadığını düşünüyordum fakat bu düşüncem yarı yarıya silinmişti. İstediği zaman sanırım hem güler yüzlü hemde eğlenceli birine dönüşebiliyordu. Fakat benim aklımda hala Sırma'yla onların evinde ki siniri kalmıştı. Sanki her her an çatık kaşlarıyla gezen nefes alsan bile kızacak biri gibi gelmişti.
Oyununa ayak uydurarak bende dirseklerimin üzerinde eğilip cilveli bir şekilde gülümsedikten sonra dudaklarımı dilimle ıslattım. Tabi bu hareketi yapmanın yanlış olduğunu Berhan Bey'in kararan gözlerini görünce anlamıştım ama işten işten geçmişti.
'Burnumda tütüyorsunuz Berhan Bey siz olmayınca yataklara düşüyoruz Duru ile beraber. ' Kafamı hafif sağa yatırarak Duru'yu da işaret etmiştim. Bu hareketimle göz ucuyla ona bakmış ve aynı şekilde bana dönmüştü.
'Yataktan kalkmana yardımcı olabilirim? Şu bir kaç gün evdeyim. Sizinle yakından ilgileneceğime dair şüphen olmasın yavrum'
Benim şaşkınlığımı aldırmadan göz kırpmış ve masayı toplamaya başlamıştı. Birkaç dakika onun etkisinden çıkamasam bile zorla kendime gelip ona yardım ettim. İki elden masayı topladıktan sonra Berhan bey salona geçmiş ben ise Duru'yu alıp odasına geçtim.
'Burnuma kötü kokular geliyor uğur böceğim. Bakayım buradan, tam olarak konum veriyorum senin popondan geliyor. '
Duru boş boş bana bakmaya devam etse bile ben onunla konuşmaktan keyif alıyordum. Sanki beni anlıyor ama sadece konuşamıyor gibi geliyordu. Onun altını değiştirdikten sonra, pijamalarında çıkarmış onun yerine krem rengi tayt ve evin sıcaklığından dolayı ince beyaz penye giydirmiş ayağında pembe çoraplarını giydirdikten sonra onuda alarak odadan çıktım. Salona geçtiğimde Berhan bey bilgisayarında bir şeyler yazıyordu. Onu rahatsız etmeden mutfaktan ana kucağını alarak kış bahçesine çıktım. Duru'yu dikkatli bir şekilde beşiğine yatırdıktan sonra bende kenarda duran kitabımı alıp kaldığım yeri açtım.
1 saate yakın kitabımı okumuş, mızmızlanmaya başlayan Duru'yu uyutmuş ve Berhan beyle kendime kahve yapmak için şimdi mutfağa girmiştim. Oturmaktan bacaklarım ağrıdığı için hem onları esnetiyor hemde cezveye kahveyi koymaya çalışıyordum.
Arkamdan belime sarılan kollarla korkudan elimde ki kaşığı düşürmüş, kahvenin tezgahın bir bölümüne dökülmesine sebep olmuştum. Daha doğrusu buna sebep olan kişi başlı başına Berhan Bey'i.
'Berhan Bey napıyorsunuz beni korkuttunuz.'
'Şşş bey koy güzelim. Sadece Berhan. '
Ellerimi heyecandan tezgahın kenarına yaslayıp derince nefes aldım. Bu adam benim ölümüme sebep olacaktı. Beni heyecandan tahtalı köye yolcu edecekti. Ensemde bol şekilde topladığım saçlarımı söküp tokamı bileğine taktıktan sonra bir kaç saniye daha öyle durmuş ve hızlı bir hareketle beni kendisine çevirmişti. Hızlı dönmem yüzünden onun hafif çıkmaya başlayan sakkalrına takılan saçlarımı gülümseyerek kurtardıktan sonra gözlerinin içine baktım.
Gülüyordu. Bana bakarken gözlerinin içi resmen gülüyordu. Normal zamanda herkesi ürkütecek derecede sert bakan adamın şuanda gözleri bana bakarken resmen parlıyordu. Bu gerçekle yutkunup bakışlarımı kaçırdım. Bu adam beni yakardı, kül ederdi , küllerimden tekrar doğmama sebep olur ve tekrar kendisine aşık ederdi. Belimde ki elinin birini yanağıma koyup baş parmağıyla yanağımı okşamaya başladı. Bu hareketiyle gözlerim anında huzurla kapanmış ve yüzümü eline bastırmama sebep olmuştu. Hareketleri yetmezmiş birde ferah kokusu başımı döndürüyordu.
'Bize bir şans ver Saygı.Yoksa içimde sana karşı olan,adını koyamadığım bu duygular beni yakacak. Ben tek başıma değil seninle yanmak istiyorum.Yaşamayı değil, bunu hissetmeyi istiyorum. Ben seni uzakta değil böyle kollarımın içinde istiyorum. Ben tek başıma sevmek değil, deli gibi sevilmek istiyorum. Ben masum bir aşk değil, kör kütük delicesine aşk istiyorum. Ben başkasını değil tam olarak bu gözleri birbirinden farklı, çevremde ki herkesle iyi anlaşan, Duru'ya kendi kızı sahip çıkan...ahh bana isen böyle parlayan gözlerle hayran hayran kadını istiyorum.'
Gözlerimi cümlesine ilk başladığını açmış ve her kelimesinde mest olurcasına onu dinlemiştim. Her kelimesinde biraz daha heyecanlamış, biraz daha sevmiştim. Kalbim onun için çarparken, az önce heyecandan nereye koyacağımı bilmediğim ellerimi onun göğsüne koymuştum ve onunda kalbi çok hızlıydı ve benim içindi. Sözler yalan söylerdi fakat kalp ve gözler her şeyin en gerçeğini yansıtırdı. Berhan'ın kalbi ve parlayan gözleri tüm çıplaklığıyla buradaydı. Ve her şey sonuna kadar gerçekti.
'Beraber yanalım, beraber yakalım.'
Cümlemle ilk önce şaşkınca bakmış fakat hemen ardından hafifçe gülümseyip dudaklarını,dudaklarıma bastırarak kalbimde havai fişeklerin ard arda patlamasına neden olmuştu. Acemice karşılık verdikten bir kaç saniye sonra uzaklaşıp gözlerimin ikisinde tüy kadar hafif birer öpücük kondurdu. Bu hareketine daha çok gülümsedim. Gerçekten bir kaç gün ağzım kulaklarımda gezecek gibi duruyordum.
'Bu akşam dışarıda yemek yiyelim. Duru'yu İpek ablamlara bırakırız.'
'Peki ne deyip bırakacağız? Şey bir süre kimseye söylemesek olur mu ? Evine gittiği gibi ayarttı diye düşünmelerini istemiyorum. '
Berhan son söylediğime gülmüş yanağımdan sıkıca öpmüştü.
'Ayarttın ama yalan değil. Gördüğümden beri aklımdan çıkmıyorsun bu senin suçun.'
Söylediklerine kaşlarımı çatıp, elimi teessüf ederim der gibi göğsümün hafif üstüne koyup başımı olumsuz anlamda salladım.
'Tövbe haşa, hiç yapmam öyle şey. Senin ayartılasın varmışta hemen beni görünce tav oldun. ' Berhan'ın gülümsemesini çok görmüştüm fakat şuan o gür sesiyle attığı kahkahasını ilk defa görüyordum. Ve evet tekrardan aşık olundu. Beyaz dişleri, insanın içini titreten sesi, güzel yüzü,açık mavi gözler,hafif esmer teni.....Allahım gerçekten çok yakışıklıydı. İçim ona doğru eriyordu.
'Peki yavrum söylemeyiz. Ama kısa bir süre için sonrasında gerekirse gazetelere veririm ama kimseden gizlenmem.'
Abartmasıyla göz devirsem bile başımı olumlu anlamda salladım.
'Sen göz mü devirdin?'
'Yoo ne münasebet gözüm kaymış.'
Berhan'dan tabiki korkmuyordum fakat çekinmiyorda değildim. Normalde sinirli biri olduğu için bana karşı olan sabrının sınırını bilmiyordum ve yavaş yavaş öğrenmeyi tercih ederdim. Daha en başından ondan ürkmek istemediğim için sınırlarında dolaşmak yerine onun oyunlarına ayak uyduracak ve birbirimizi tanıma aşamasında olduğumuz içim daha ılımlı olacaktım.
'Hazırlan o zaman bırakıp tekrar gelelim sonra rahat hazırlan.'
Beni düşünmesine karşın utanaraktan olsa yanağına küçük öpücük konudurup kafamı olumlu anlamda salladım. Onun yanındayken etkisinden çıkamayacağım daha ilk dakikadan belli oluyordu çünkü arsız gibi ona dokunmak, öpmek istiyorum.
Oda saçlarımı öptükten sonra belimde ki elini çekmiş bir adım geri çekilip bana alan açmıştı. Tezgahı unutarak neredeyse koştur koştur odama girip üstümü değiştirdim. Yüksek bel açık mavi kotum ve içine tıkıştırdığım beyaz gömleğimle hazırdım. Saçlarımı ensemde küçük topuz yaptuıktan sonra ceketimi ve çantamı alarak odamdan çıkıp Duru'nun odasına girdim.
Oldukça sessiz olarak onun çantasını hazırlamış her şeyini yedekleyerek koymuş ve onunda üstünü değiştirip hala uyanmamasının fırsatıyla pusetine koyup odadan çıkardım. Salona geçtiğimde Berhan'da hazırlanmış elinde ki tabletle bir şeyler yapıyordu.
'Berhan Be..Berhan hazırımda sen Duru'yu alır mısın ben çantasını alıp geliyorum.?'
Bey demek üzereyken kaşlarını çatarak bakmasıyla son anda toparlamış ve gülümsemiştim. Kafasıyla onayladıktan sonra tableti kenarı bırakıp sehpanın üzerinden arabanın anahtarını alıp cebine koymuş ve hızlı adımlarla Duru'yu almıştı. Onu fazla bekletmemek için koşar adım odasına girip kalan eşyaları alıp aynı şekilde yanına döndüm.
******
İpek hanımlara gelmiş ve Berhan'ın misafirler gelecek yalanını uydurmuş, kahve içip kızların sıkıştırmalarından sonra onlara gerçeği söylemiş ve nasıl olduğuna dair köşeye sıkıştırmalarından sonra nereye gideceğimizi de söylemiştim. Eylül'ün elime tutuşturduğu elbiseyle ne olduğunu bile sormadan eve tekrar gelmiştik. Kızlar mesajla taciz ediyorlar, her şeyi detaylı konuşmak için buluşmamız gerektiğini söyleyip duruyorlardı.. Gerçekten ikiside birbirinden beterdi. Tek anlayan onlar değildi elbette. Güçlü Bey'de gidene kadar bizimle uğraşmış ve kapıdan uğurlarken 'iyi eğlenceler çifte kumrular' demeyi ihmal etmemişti. Saklayalım derken neredeyse çevremde ki herkes öğrenmişti. Bu evde neler yaşadığım elbette ki kimseyi ilgilendirmezdi fakat İpek hanımlardan çekiniyordum. Beni aşağılayacak insanlar değillerdi ama yinede yanlış anlayıp hakkımda kötü düşünmelerinden korkuyordum.
En önemlisi Naz'a da anlatmam gerekiyordu. Eğer ona söylemezsem ve sonradan öğrenirse sanırım beni 546214 yerimden bıçaklar, dişlerimi söküp örnek olarak kullanırdı. Berhan'ın işe gittiği gün aklıma anlatmayı not edip yanımda kaşları çatık bir şekilde arabayı kullanan adama döndüm. Bütün dikkatiyle yola odaklanmış duruyordu. İşte genelde de böyle baktığı için onun hakkında bilgi sahibi olamıyordum. Beraber vakit geçirdiğimiz bu sürede her mimiğini ezberleyecek, surat assa bile üzerime alınmayacak ve ona kırılmayacaktım. Aramızda ki yaş farkından dolayı sürekli benim gibi şen şakrak olmayacağını genelde olduğu gibi ciddi olacağını düşünüyordum.
'Nereye gideceğiz, yani nasıl giyinmeliyim ? Şık, spor?'
Berhan yolda olan bakışlarını bir süreliğine bana çevirip gülümseyerek önüne döndü.
'Önce her halinin çok güzel olduğu konusunda anlaşalım. Boğazda senin güzelliğine yakışır bir yere gideceğiz o yüzden nasıl giyinmek istersen. '
Onu gülerek onayladıkta sonra telefonumu çıkarıp grubun mesajlarına girdim.
''Eylül verdiğin poşette ki kıyafetler boğazda yenilecek yemeğe uygun mu?''
Kızlar anında mesajımı görmüş ve çıldırmış gibi yazmaya başlamışlardı. Eylül'ün attığı onay mesajından sonrasını okumamış sesini kısarak çantama koymuştum.
Eve geldiğimizde, Berhan'ın 1 saat sonra çıkarız konuşmasından sonra hızlıca odama girip duş almış ve saçlarımı kurulayıp poşette ki elbiseyi çıkarmıştım. Siyah dar sırt dekolteli çok sade ama asil bir elbiseydi.
Saçlarımı sprey ve köpük yardımıyla ensemde at kuyruğu yapıp ve düzleştirici yardımıyla uçlarını hafifçe kıvırıp taradım. HAfif bir makyaj sonrası elbiseyi giyip aynanın karşısına geçtim.
Ben..gerçekten güzel olmuştum. Bedenimi ikinci bir deri gibi saran elbise, sevdiğim fiziğimi çok net bir şekilde göz önüne çıkarmış ve sırt detayıyla çok ama çok güzel durmuştu. Saçımı omzumun üzerine alıp siyah topuklu ayakkabı ve siyah küçük çantamla hazırdım. Sadece üstüme siyah uzun ince kabanımı giyip bir kaç fıs parfümden sonra odadan çıkıp salona geçtim.
Berhan cam kenarında durmuş ellerine cebinde bahçeyi izliyordu. Benim geldiğimi duyunca hızlıca bana dönmüş ve kabanımın izin verdiğince süzmüştü. Bakışları anınca canlanmış hızlı adımlarla yanıma gelip belimden tutarak yanına çekmişti. Onun bu hareketiyle heyecanla nefes alıp gülümsedim.
'Çok güzelsin.'
'Teşekkür ederim'
Yanağımdan uzunca öpmüş ve evden çıkıp arabaya binmiştik. Şehire uzak olmamızdan dolayı gideceğimiz yere varmamız 40 dakikamızı almıştı fakat burası için değerdi. Restoran denizin dibindeydi ve köprülerin ikisinde görüyordu. Her yer ışıl ışıl o kadar güzeldi ki etrafı daha fazla süzmemek için kendimi zor tutuyordum.
'Beğendin mi ?' Berhan'ın sorusuyla kafamı olumlu anlamda sallayıp heyecanla dudaklarımı dişledim, bakışları anında oraya kaymış fakat ben ona odaklanmadan etrafı süzmeye devam ettik. Kısa süre içinde içeri girip girişte ki adını bilmediğim yere kabanlarımızı bırakmış ve içeri girmiştik. Fakat girerken Berhan'ın elini belime atmasıyla olduğu yerde durması bir olmuştu. Onun durmasıyla bende durup şaşkınca ona döndüm. Belimde ki eli yavaşça aşağı yukarı hareket etmiş ve ve sinirli bakışlarıyla bana döndü.
'Yavrum...'
'Efendim?'
Berhan derin bir nefes almış ve bakışlarını tavana kaldırıp bir kaç saniye öyle durmuştu. Tepkisi sırt dekoltemi miydi, sırtımda ki dövmeye miydi anlamamıştım.
'Sonum olacaksın..'
******