Berhan'ın önerdiği bir kaç çeşit yemek ve içecek masada yerini alırken, Saygı manzarayı, Berhan ise Saygı'yı izliyordu. İkiside manzaraya bakıyordu neticede.
"Afiyet olsun efendim, başka bir arzunuz var mı?"
Berhan bakışlarını garsondan alıp Saygı'ya çevirdi. Saygı kafasını olumsuz anlamda sallamış yemekleri incelemeye başlamıştı.
Yemeklerden tek bildiği şey ortada ki salataydı. Diğerleri öyle değişik süslenmişti ki Saygı bildiği yemekler olduğundan şüphe ediyordu.
Yemeğine dokunmadan önce suyundan bir yudum alıp kararsız bakışlarla Berkan'a baktı. O ise gülerek kendisine bakıyordu.
"Şaşkın şaşkın bakma öyle hadi dene."
Tereddütle başını sallayıp çatalıyla önünde ki yemekten küçük bir parça koparıp yedi. isırmadan önce ağzında bir kaç tur çevirmiş ve en sonunda Berhan'ın meraklı bakışları altında çiğnemeye başlamıştı. Çiğnedikçe yüzünde ki tereddütlü ifade yerini beğeniye bırakmıştı. Yediği çeşitli sos, baharat ve sebzelerle karıştırılmış tavuktu. Tabi sos ve baharatlar yüzünden rengi ve tadı epey değişse bile Saygı ilk defa yediği bu yemeği beğenmiş ve afiyetle yemeğe devam etmişti.
Aralarında ki sohbet gündelik hayattan ziyade birbirlerini tanımaya yönelikti. Saygı'nın yüzünden gülümseme eksik olmazken Berhan'ın ciddiyeti aynıydı fakat ses tonu halinden memnun olduğunu belli edercesine yumuşak ve keyifliydi. Saygı onu en başında suratsız ve fazla konuşmayan biri olarak tanıdığı için bu halini yadırgamıyor alışmaya çalışıyordu. En azından evde biraz daha fazla güldüğünü bildiği için dışarıda ki hallerini önemsemiyordu.
Berhan'ın arkasından gelen kadına kaydı Saygı'nın bakışları. Beyaz vücudunu tamamen saran, ayak bileklerine kadar uzun elbisesi orantılı vücudunu gözler önüne sermiş ve bir kaç masanın kendisine bakmasına sebep olmuştu. Esmer teni, bir kaç kişinin hakkına girmiş gibi çok olan kıvırcık uzun saçlarıyla harika bir uyum içerisindeydi ve Saygı kadının güzelliğine hayran olmuştu.
Fakat tahmin etmediği bir şey olmuş kadın masalarına gelerek izin almadan Berhan'ın yanına oturmuş ve yanağına hafif bir öpücük bırakmıştı.
Elinde ki çatal düşmek üzereyken son anda tutmuş, gözlerinde ki hayran bakışlar yerini öfkeye bırakmıştı. İçinde volkanlar patlıyor olsa bile anlayıp dinlemeden bir şey söylemek istemediği için dışarıdan oldukça sakin gözüküyordu.
"Uzun zaman oldu Berhan. Özlemişim seni."
Aksanlı konuşması ve söyledikleriyle sakin ifade git gide bozuluyordu.
Berhan yanına pervazsızca oturan eski arkadaşından hafifçe uzaklaşıp Saygı'ya döndü. Fakat gördüğü görüntü pek hoşuna gitmemişti. Saygı kendisine ve kadına o kadar boş bakıyordu ki bu durum canını sıktı. İlk tanıştıklarında bile bakışları böyle değildi ve şuanda böyle olmasının nedenini çözemiyor olmak Berhan'ı sinirlendirmişti. Kıskanıyor mu öfkeli mi meraklı mı ne hissettiğini anlayamıyordu. Fakat kendisini onun yerine koyduğu zaman aklına ilk gelen duygu kesinlikle öfke oluyordu. Ve sadece düşünmesi bile anlık olarak öfkelenmesine sebep olmuştu. Asla ilişki konusunda medeni biri olamıyordu. Son derece kıskanç, yeri geldiğinde haddinden fazla kısıtlayıcı ve sinirli biriydi.
"Merhaba Rozalin. Öyle oldu. "
Sıkılsan ifadesi Rozalin'in canını sıksa bile çaktırmıyor, keyfini bozmuyordu. Berhan'da olan tutkulu bakışlarını Saygı'ya çevirip ona yapmacık bir şekilde gülümsedi. Karşılığında küçük ama gerçek bir gülümseme almıştı.
"Kardeşin mi ?"
Saygı, kendisinin anlamayacağını umduğu için İspanyolca konuşan kadının yüzüne hayretle baktı. Az önce Türkçe'yi gayet biliyor gibi duruyordu.
Berhan ise sorusuyla kaşlarını çatmış, yanında ki kadını pekte nazik olmayacak şekilde sandalyesiyle beraber uzaklaştırmıştı.
"Saygı kız arkadaşım. Saygı, Rozalin'le üniversitede okurken tanışmıştık. Bir kaç yıldır İstanbul'da yaşıyor."
"Tanıştığıma memnun oldum Rozalin."
İspanyolca cevap vermesi hem Rozalin'i hemde Berhan'ı şaşırtmıştı. Üniversiteyi yarıda bırakmış olsa bile ilk okuldan beri sınıflarında ki Almanya'dan gelen kız yüzünden yabancı dillere merakı vardı ve öğrenmeye hevesliydi. O yüzden İspanyolca, Fransızca ve Ingilizce'yi akıcı bir şekilde konuşabiliyor, Korece üzerinde işe girmeden önce çalışıyordu.
"Bende öyle."
Az önce İspanyolca konuşan kadın nedense tekrar Türkçe konuşmaya başlamıştı.
"Rozalin müsaadenle kız arkadaşımla başbaşa yemeğe geldik."
Rozalin'in az önce ki egolu halleri yerle bir olmuş, suratı asılabildiği kadar asılmış ve bir şey demeden yanlarından ayrılmıştı. Berhan kadının gidişiyle rahatla karşısında oturan sevgilisine döndü. Hiçbir şey olmamış gibi yemeğine devam etmesi bekleyeceği bir şey değildi elbet. Şuanda sorguya çekilmeyi tercih ederdi. Saygı'nın suskun olmasını fırtına öncesi sessizlik gibi görüyordu.
"Rozalin'i Amerika'da okurken tanıdım o zamanlar arkadaş grubumuzdaydı kendisi. Türkiye'ye gelince özel olarak buluşmadım fakat o nedense gittiğim çoğu mekanda oluyordu. Yaptığı saygısızlık için üzgünüm."
Saygı çatalını bırakıp içeceğinden bir yudum aldıktan sonra aynı sakinlikle dudaklarını silmiş ve her zaman ki gibi içten bir şekilde gülümsemişti. Normalde sevdiği insanları paylaşmak istemezdi fakat konu erkek arkadaş olduğunda kıskançlığın damarlarında bir zehir gibi dolaştığını az önce anlamıştı. Fakat kendisini frenlemesi gerektiğini biliyordu. Çirkeflik yapmak, Berhan'ı dinlemeden bir yargıya varıp sonucunda pişman olmak isteyeceği en son şey bile olamazdı.
"Sorun yok. Davetsizde olsa tanışmış oldum. Birdaha ki karşılamamızda kim olduğunu sorgulamama gerek kalmadı. İyi yönünden bakalım."
Berhan karşısında ki kadına her geçen dakika daha çok hayran oluyordu. Dil bildiğini bile bilmiyor olmak onu tanıma isteğini biraz daha arttırmış, arsızca hakkında ki en ufak bilgiyi bile bilme isteğiyle dolmuştu. Karşısında ki kadın güzelliğinin yanı sıra hem zeki hemde çok iyi kalpliydi ve kendi ani parlamaları yüzünden onu kırmaktan korkuyordu.
"Başka dil biliyor musun ? "
Saygı ağzında ki lokmayı yutmaya çalışırken aynı zamanda kafasını salladı. Onu şaşırttığını tahmin ediyordu çünkü üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını laf arasında söylemişti. O yüzden muhtemelen hayatımın zorluğundan dolayı bildiğini tahmin etmemişti.
"Fransızca ve İngilizce'yi de akıcı şekilde öğrendim Korece'mi geliştirmeye çalışıyorum."
"Her geçen dakika beni kendine daha fazla hayran ediyorsun."
Saygı utangaçça gülümsemiş bir cevap verememişti. Ne demesi gerektiğini hiç bilmiyordu.
*****
Saygı arabada Berhan ve Duru'yu beklerken, saçlarıyla oynuyor geçirdikleri baş başa olan yemeğin güzelliğini düşünüyordu.
Berhan düşündüğünün aksine kendisinin yanında gülüyor ve tahmininden daha çok konuşuyordu. Başkaları geldiğinde nedense yüzünde yer edinen bir gülümseme varsa bile bu anında yok oluyor, yerini ciddiyete bırakıyordu. Sanırım güler yüzü sadece kendisine özeldi ve bu durumu bencilce sevmişti.
Onun bu hallerinin kendisine özel olduğunu bilmek içinde yanmaya hazır kıskançlık ateşini söndürüyor yerini ılık meltemlere bırakıyordu.
Aralarında ki ilişki nereye kadar nasıl gidecekti bilmiyordu fakat bu yaşına kadar planlı programlı yaşadığı hayatını bundan sonra akışına bırakarak yaşamak istiyordu. Berhan için bunu yapmak istiyor sonunda üzülecek bile olsa bu ateşten demirin üstünde bütün cesaretiyle yürümek istiyordu. Bu yolun sonunda ya yürüdüğü yollar bütün bedenini kavuracak yada kendisini tarifi mümkün olmayan güzellikler verecekti.
İlk güzelliği Duru ile verdiği için umudu vardı Saygı'nın. Öylesine masum bir melek hayatına pat diye girdiği için her anında şükrediyordu.
Düşünceleri arasında cama tıklatılınca parmaklarında olan bakışlarını anın verdiği ürkeklik ile cama çevirdi.Berhan elinde poşet ve sırt çantasıyla arka kapıyı açmış pusetin emniyet kemerlerini bağlayarak çantayıda bırakıp kapıyı oldukça sessiz bir şekilde kapatmıştı. Duru, İpek hanım'ın dediğine yarım saat önce karnı doyurulduktan sonra uyumuştu ve eve gidene kadar uyanmaması ikisi içinde iyi olurdu.
"Ben yanına geçseydim. "
"Daha yeni uyumuş sanırım gidene kadar uyanmaz ?"
"Evet karnı tok altı temizse gece 2ye kadar uyanmıyor."
Berhan kafasını sallayıp emniyet kemerini bağladıktan sonra yola çıktı. İkilinin arasında sessizlik Saygı'nın biraz geriyordu.
Berhan ile bir ilişkiye yelken açmış ve işin büyüğünü aynı evde yaşıyor bile olsalar ondan nedensiz bir şekilde çekiniyordu.
Çok özgüvenli biri olarak büyümemişti. Maddi durumlarından ve lisede ki bir kız arkadaşının onu fakirler diye aşağılamasındna sonra kendisini kabuğuna çekmiş, Naz harici kimseyle görüşmez olmuştu. Üniversitede bile 2 yılını tek başına geçirmişti. Ders notu için bir kaç kez görüştüğü iki üç kişi dışında tek gelir tek dönerdi.
Şimdide Berhan'ın bu aşırı özgüvenli, sessiz ve her an parlayacak gibi sinirli halleri onu nedense çekingen hissettiriyordu.
İpek Hanım'ların evinde öyle hissetmemişti. Eylül ve Güçlü Beylede sürekli sohbet halindeydi fakat sanki çok uzun zamandır tanıyor gibi onları cana yakın bulmuş, kendisini farklı görmemişti.
Sırma'da öyleydi. Aklına her geldiğinde gözleri doluyor, Duru'yu saatlerce onun adına öpüp koklamak istiyordu. 7 gün onun adına okunan mevlütten sonra Berhan bildiği kadarıyla onun adına sürekli bağışlar yapmış istediği gibi yetim haneleri oyuncaklara boğmuştu.
Saygı bunu duyduğunda bile içinde ki sevgi Berhan'a karşı çok daha artmıştı.
İşin özü Berhan herkesten farklıydı ve Saygı onun yanında kendi olmaktan biraz çekiniyordu.
Düşüncelerinden sıyrılmasına sebep olan parmaklarının üstünde hissettiği tüy kadar hafif dokunuşlardı. Kafasını eline çevirip hafif kalın uzun parmakları görmesiyle gülümsedi.
"Ne düşünüyorsun bu kadar derin ?"
"Hiç. Sadece dalmışım."
Berhan inanmasa bile onu zorlamak istemediği için başını onaylar anlamda sallamış daha sonra elini avuçlarının içine alarak öpmüştü. Bunu yaptıktan sonra elini bırakmak yerinde, dudağının üzerinde tutmuş Saygı'nın şaşkınca kendisine bakmasına sebep olmuştu. Fakat bir şey demeden hem yola odaklanıyor hemde dudaklarının üzerinde ki yumuşak eli ara ara öpüyordu.
Saygı şaşkınlıktan çabuk kurtulmuş onun bu hallerini gülümseyerek izliyordu. Gerçekten her an Berhan kendisini şaşırtacak bir şey yapıyordu.
20 dakikanın sonunda eve geldiklerinde Saygı çantayı alırken Berhan dikkatle puseti almış, sarsmamaya dikkat ederek içeri girmişti. Duru'nun odasına geldiklerinde Saygı yavaşça pusetinden alıp beşiğine yatırmış, ev sıcak olduğu için ince örtüsünü üzerine örttükten sonra telsizi açarak baş ucuna bırakmış ve arkasına dönmüştü.
Berhan ise Saygı'nın her hareketini dikkatle izlemişti. Tabi izlerken dikkat ettiği başka konuysa sırt dekoltesiydi. Beline kadar açık sırtı, kemikli ve pürüzsken dövmesiyle beraber Berhan için bir çok manzaradan daha güzeldi.
Bir kaç adımda Saygı'nın yanına gitmiş beline sarıldığı gibi kendisine çekmişti. Elleri sırtını keşfe çıkarken, kafasını boyun girintisine koyup derin nefes aldı. Kokusu, teni, sesi, bakışları, konuşması, her şeyiyle kendisine o kadar iyi gelmişti ki Berhan çok çok uzun zamandır hissetmediği huzuru tam şuan bir boyunda ve portakalla karışık çiçek kokusunda bulmuştu.
Bu kadın için, bu koku için can alır ama en önemlisi can verirdi. Şimdiye kadar ritmi hiç bozulmayan kalbinin ritmini bir tek bu kollarının arasında ki kadın bozuyordu. Sadece kalbini değil bütün dengelerini bozuyordu. Fakat bu durumdan oldukça memnundu.
Saygı ise heyecandan nefes almayı unutmuş kollarını beklemeden sırtına dolamıştı.
"Nefes al Karel. "
Saygı duyduğu ikinci ismiyle şaşırmıştı. Gizlediği bir şey değildi fakat kimse bilmezdi. Kimliğinde geçmezdi, çünkü annesi ve babası kimlik çıkarttıktan sonra bu isimide beğendikleri için kimliğinde yoktu. Öyle olsa bile ikiside ona hep iki ismiyle hitap ederdi.
"Nerden biliyorsun?"
"Hakkında sandığından çok daha fazlasını biliyorum güzelim. "
Şaşkınlığı daha artsa bile şaşkınlığını yaşayamadan boynunda hissettiği ıslak dudaklar bu konuyu ikinci plana hızla atmasına yetmişti. Hissettiği duygular hiç masum değildi ve bu durumdan çok fazla utanmıştı. Sırtına sardığı elleri omuzlarına çekmiş anın heyecanıyla farkında olmadan sıkmıştı.
Berhan omuzunda ki ellerin sıkılmasıyla öptüğü yere sıcak nefesini verip gülümsedi. Ssygı'nın üzerinde bıraktığı etkiyi sevmişti.
"U..uyusak iyi olacak."
Saygı sesini kaybetmiş gibi bir kaç dakikadır sadece nefes alıp veriyordu fakat sonunda yerine gelen şuuruyla konuşabilmişti.
Kalbi heyecandan o kadar hızlı atıyordu ki sesini Berhan dışarıdan duyacak diye korkmuştu. Böyle şeyleri yaşamak bir yana hayallerinde bile yoktu çünkü düşünürken bile utanıyordu. Fakat şimdi yaşamaya başlaması hemde Berhan gibi yakışıklı bir adamla yaşaması onu tarifi olmaz duyguların içine sürüklüyordu.
"Olur güzelim. Beraber mi uyuyacağız ? "
Saygı şaşkınca gözlerini kocaman açmış balık gibi ona bakıyordu. Berhan onu bu haline gülümseyip fırsattan istifade dudaklarını öpmüş elinden tutup odadan çıkarmıştı.
Saygı'nın istemediği, onun rahat etmeyeceği hiçbir davranışta elbette ki bulunmayacaktı. İlişkileri çok yeniyken onun sınırlarını geçmeyecek, kendisine aşık olup sonsuz güvenene kadar onu üzecek ve yanlış bir şey düşündürecek bir hareket yapmayacaktı. Her şey onun istediği şekilde onun sınırları içinde yaşanacaktı.
Odasının önüne geldiklerinde elini bırakmış yanaklarını tutup alnına sıkıca bir öpücük kondurduktan sonra bir kaç adım geri çekilmişti.
"İyi geceler güzelim."
"İyi geceler."
******