Mert’in ofisi, binanın en tepesinde, cam duvarlarla çevrili bir kuleden farksızdı. Şehrin çatıları gözlerinin altındaydı; ama asıl dikkatini çeken, o karmaşanın arasında çalışan bir kadının siluetiydi. Ahşap masanın hemen yanında, içeri gömülmüş, dört ayrı kamera ekranından oluşan bir sistem yer alıyordu. Bu sistem; güvenlik için konmuştu. Ama Mert… başka bir sebeple kullanıyordu. Sol üst köşede, 5. kat – yazılım ofisi. Rana’nın masası tam olarak üçüncü sıradaydı. Işık, camdan vurdukça saçları parlıyordu. Bazen masaya yaslanıyor, bazen kalkıp beyaz tahtaya bir şeyler yazıyor… Ellerini karnının üstünde dinlendirerek derin bir nefes alıyordu zaman zaman. Mert, gözlerini ekrandan ayıramıyordu. “Günde onlarca insanı görüyorum. Onlarca yüz, onlarca söz. Ama onun sessizliğinde bile bir

