Araba sessizce ilerliyordu.
Dışarıda şehir akıyordu ama arabanın içi tuhaf bir şekilde kapalı, ağır bir hava taşıyordu.
Ayça camdan dışarı bakıyordu.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Arabayı durdur.”
Aras kaşlarını hafifçe kaldırdı ama frene bastı. Yol kenarında durdu.
Motor çalışıyordu.
Ayça ona döndü.
Bu kez sesi çok daha netti.
“Şartlarımı şimdi söyleyeceğim.”
Aras onu dikkatle izledi.
“Dinliyorum.”
Ayça tek tek konuştu. Her kelimeyi düşünerek.
“Bu geçici.”
Aras sessiz kaldı.
“Bir süreliğine. Ne kadar süreceğine ben karar veririm.”
Aras başını hafifçe yana eğdi.
“Devam et.”
Ayça devam etti.
“Karşılığında verdiğin para olacak.”
“Borçlarım kapanacak.”
“Oğlumun okul masrafları ödenecek.”
Aras gözünü kırpmadan dinliyordu.
Ayça’nın sesi biraz daha sertleşti.
“Bitince…”
Bir saniye durdu.
“…bir daha hayatımda olmayacaksın.”
Arabada kısa bir sessizlik oldu.
Ayça gözlerini ondan kaçırmadı.
“Bir daha yüzünü görmek istemiyorum.”
Aras’ın bakışları biraz koyulaştı ama yine de sakindi.
“Başka?”
Ayça en önemli kısmı söyledi.
“Cinsellik yok.”
Aras’ın yüzünde ilk kez küçük bir şaşkınlık belirdi.
Ama konuşmadı.
Ayça devam etti.
“Ben kendi evimde kalacağım.”
“Sen oraya gelmeyeceksin.”
“Beni takip etmeyeceksin.”
“Ben ne zaman istersem o zaman görüşürüz.”
Ağır bir sessizlik oldu.
Aras direksiyona baktı.
Parmakları yavaşça direksiyonun üzerinde hareket ediyordu.
Sanki düşünüyordu.
Ayça sertçe ekledi.
“Bunları kabul etmiyorsan… şimdi indir beni.”
Aras başını kaldırdı.
Uzun uzun Ayça’ya baktı.
Sonra yavaşça konuştu.
“Oldukça… katı şartlar.”
Ayça omuz silkti.
“Benim hayatım.”
Aras birkaç saniye daha düşündü.
Sonra beklenmedik bir şekilde başını salladı.
“Peki.”
Ayça şaşırdı.
“Bu kadar mı?”
Aras hafifçe gülümsedi.
“Şimdilik.”
Ayça’nın içi yine huzursuz oldu.
“Şimdilik ne demek?”
Aras omuzlarını gevşetti.
“Dediğin gibi.”
“Bir süre.”
Sonra arabayı tekrar çalıştırdı ve yola çıktı.
Ayça camdan dışarı baktı.
İçinde tuhaf bir his vardı.
Bir anlaşma yapmıştı.
Ama neden…
Kazananın o olmadığını hissediyordu?
Bir süre sonra Aras tekrar konuştu.
Sesi alçaktı.
“Bu arada…”
Ayça ona baktı.
Aras yola bakıyordu.
“Sen gerçekten… bunun biteceğine inanıyor musun?”
Ayça kaşlarını çattı.
“Evet.”
Aras çok hafif gülümsedi.
Ama o gülümsemede tuhaf bir şey vardı.
“Göreceğiz.”
Araba geceye doğru ilerlerken Ayça’nın içinden bir düşünce geçti:
Belki de…
Bu anlaşmanın bitiş tarihini sadece o koymamıştı.
Aras bir süre sessiz kaldı.
Aylin’in ve yüzünden geçenleri okumak imkansızdı.
Eve gitmesi gerektiğini söyleyip müsait bir yerde indi.
Ayça annesini arayıp oğlunu almasını rica etti.
Aras hiç sormadan arabasını evine doğru sürdü.
Salonun büyük camlarından şehrin ışıkları görünüyordu.
Ama o ışıklara bakmıyordu.
Ayça’ya bakıyordu.
Ayça hâlâ gergindi. Kolları göğsünde bağlıydı.
“Bir şey söyleyecektin,” dedi Ayça.
“Söyle.”
Aras derin bir nefes aldı.
Bu kez sesi önceki gibi soğuk değildi. Daha düz, daha gerçekti.
Burada yaşayacağız üst kata kesinlikle çıkamazsın,geri kalan herşeyi kullanabilirsin.
Sinirle bir kez daha sordu Ayça neden?niye bunu istiyorsun?
“Bu… bir takıntı.”
Ayça’nın kaşları çatıldı.
“Ne?”
Aras gözünü kaçırmadan konuştu.
“Sen.”
Ayça sinirlendi.
“Saçmalama.”
Aras başını hafifçe salladı.
“Hayır. Gayet netim.”
Bir an durdu.
“Bazen insanın aklı birine takılır.”
Ayça sessiz kaldı.
Aras devam etti.
“Bir süre sürer.”
“Sonra geçer.”
Ayça sertçe sordu.
“Benimle olmak istemenin açıklaması bu mu?”
Aras omuz silkti.
“Evet.”
Ayça’nın gözleri öfkeyle parladı.
“Ne kadar aşağılayıcı olduğunun farkında mısın?”
Aras sakin kaldı.
“Gerçekler genelde öyledir.”
Ayça sertçe güldü.
“Yani ben senin geçici bir hevesinim.”
Aras başını yana eğdi.
“Şu an için.”
Ayça başını salladı.
“İnanılmazsın.”
Aras sanki onu sakinleştirmeye çalışıyormuş gibi konuştu.
“Yanlış anlama.”
“Bu benim için yeni bir şey değil.”
Ayça gözlerini kıstı.
“Ne demek o?”
Aras pencereye doğru yürüdü.
Bir süre dışarı baktı.
Sonra konuştu.
“Daha önce de oldu.”
Ayça bekledi.
Aras yavaşça devam etti.
“Birine takılırsın.”
“Onu elde etmek istersin.”
“Hayatında yer açarsın.”
“Sonra…”
Omuz silkti.
“…bir gün geçer.”
Ayça’nın sesi alçaldı.
“Ve sonra?”
Aras ona döndü.
“Sonra giderim.”
Ayça bir an durdu.
“Yani insanları kullanıyorsun.”
Aras bu kelimeye itiraz etmedi.
“Söylemek istersen… evet.”
Ayça’nın bakışları sertleşti.
“Benden önce kim vardı?”
Aras kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
“Banu.”
Ayça’nın kaşları kalktı.
“Onun için ne yaptın?”
Aras hafifçe güldü.
“Bir sürü şey.”
Ayça bekledi.
Aras sakin bir şekilde anlattı.
“Şirketini kurtardım.”
“Taşınmak istediği evi aldım.”
“Yurt dışına gitmek istiyordu… ayarladım.”
Ayça’nın yüzü sertleşti.
“Ve sonra?”
Aras’ın sesi yine aynı sakinlikteydi.
“Sonra geçti.”
Ayça’nın içinde tuhaf bir his oluştu.
“Onu terk ettin.”
Aras başını salladı.
“Evet.”
Ayça sertçe sordu.
“Hiç mi bir şey hissetmedin?”
Aras düşündü.
Sonra dürüstçe söyledi.
“Başta hissettim.”
Bir an durdu.
“Sonra bitti.”
Ayça ona uzun uzun baktı.
“Ve şimdi sıra bende.”
Aras cevap vermedi.
Ama sessizliği zaten cevaptı.
Ayça başını salladı.
“Demek ki planın şu.”
“Benimle bir süre takıntını yaşayacaksın.”
“Sonra sıkılacaksın.”
“Sonra da gideceksin.”
Aras sakin bir şekilde söyledi.
“Muhtemelen.”
Ayça alaycı bir gülümseme attı.
“En azından dürüstsün.”
Aras başını hafifçe eğdi.
“Ben her zaman dürüstüm.”
Ayça ona sert bir bakış attı.
“Hayır.”
Aras kaşlarını kaldırdı.
“Ne demek istiyorsun?”
Ayça yavaşça konuştu.
“Dürüst olsaydın…”
Bir adım yaklaştı.
“…beni bu oyunun içine hiç sokmazdın.”
Aras bu kez cevap vermedi.
Ama gözlerinde kısa bir anlık bir ifade geçti.
Ayça bir anda patladı.
Bir süredir içinde tuttuğu her şey sanki aynı anda dışarı çıktı.
“Sen hiç düşünmüyor musun?” dedi sesi titreyerek.
Aras kaşlarını hafifçe kaldırdı ama bir şey söylemedi.
Ayça devam etti.
“Benim bir hayatım var!”
Sesi artık daha yüksekti.
“Benim bir oğlum var!”
Aras’ın bakışları değişmedi.
Ayça’nın gözleri dolmuştu ama ağlamıyordu.
“Senin yüzünden adım çıkacak!”
Salonun içinde ileri geri yürümeye başladı.
“Evliliğim zaten ailemi mahvetti.”
“Annem, babam… hepsi beni uyardı.”
Sesi kırıldı.
“Ama ben görmedim.”
Bir saniye durdu.
Sonra Aras’a döndü.
“Şimdi daha beter bir durumda olacağım.”
Aras sessizdi.
Ayça’nın sesi bu kez çok daha ağır çıktı.
“Oğlum…”
Bir an konuşamadı.
“Bir gün seni bilecek.”
O cümle odanın içinde asılı kaldı.
“Onun gözünün içine nasıl bakacağım ben?”
Aras hâlâ sakin görünüyordu ama bakışları biraz daha sertleşmişti.
Ayça ellerini açtı.
“Hiç mi düşünmüyorsun benim hayatımı?”
“Hiç mi umursamıyorsun?”
Aras sonunda konuştu.
Sesi düşük ama netti.
“Para vereceğim.”
Ayça bir an durdu.
Aras devam etti.
“Hayatın düzene girecek.”
Ayça sinirle güldü.
“Para mı?”
Aras başını hafifçe eğdi.
“Evet.”
Sonra daha ağır bir sesle ekledi.
“Benim yaşattıklarımı…”
Bir an durdu.
“…rüyanda bile yaşayamazsın.”
Ayça’nın yüzü sertleşti.
Aras ona bir adım yaklaştı.
“Borçların bitecek.”
“Oğlunun geleceği garanti olacak.”
“Kimse seni kapının önüne koyamayacak.”
Ayça başını salladı.
“Bedeli ne?”
Aras hiç düşünmeden cevap verdi.
“Zaman.”
Ayça sertçe sordu.
“Ne kadar zaman?”
Aras omuz silkti.
“Takıntım geçene kadar.”
Ayça gözlerini kapadı.
“İnanamıyorum.”
Aras bu kez biraz daha sert konuştu.
“İnanmak zorunda değilsin.”
Sonra çok net bir şekilde söyledi:
“Çünkü kabul etmesen bile…”
Bir adım daha yaklaştı.
“…artık hayatının tam ortasındayım.”
Ayça’nın kalbi hızlandı.
Aras’ın sesi yavaşladı ama daha tehditkâr bir hâl aldı.
“Senin hayatını biliyorum.”
“Borçlarını biliyorum.”
“Aileni biliyorum.”
“Oğlunu biliyorum.”
Ayça’nın yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Aras gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
“Ben istemeden çıkamazsın demiyorum.”
Bir saniye durdu.
Sonra neredeyse fısıldadı.
“Ama çıkarsan…”
Ayça nefesini tuttu.
Aras cümleyi tamamladı.
“Her şey eskisinden çok daha zor olur.”
Salon tamamen sessizleşti.
Ayça bir süre ona baktı.
Sonra çok yavaş bir şekilde konuştu.
“Sen… gerçekten korkunç bir adamsın.”
Aras’ın yüzünde çok küçük bir gülümseme belirdi.
“Hayır.”
Bir an durdu.
“Ben sadece istediğini almaya alışkın bir adamım.”