Bir Evlilik Hikayesi - Bölüm 2

1018 Kelimeler
Az önce duydukları karşısın da resmen dona kalmıştı. Babasında olan bakışlarını genç adama doğru çevirerek baştan aşağıya süzdü. Takım elbiseli bu kroyla evlenmek hayatının hiç bir evresinde aklının ucundan geçmemişti, geçirmeyi de pek düşünüyor gibi değildi. ''Ben bu takım elbiseli kroyla evlenmem.'' derken omuz silkmiş saçlarını yana doğru savurarak kafasını babasından tarafa doğru çevirmişti. "O zaman bu lüks hayattan vazgeçmek zorundasın!" Zorunda olmak, zorunda olmak diye mırıldandı. Bir şeylerin zorunda olmasını sevmiyordu fakat bu tahammül edilemez birşeydi. Kendi kendine mırıldanmalarını Mert bölmüştü. "Pardon ama ben seninle evlenmeye can atıyor gibimi duruyorum?" "Senin fikrini soran oldu mu?" diye parladı genç kadın. Sılanın annesi Sema hanım kısa bir öksürükten sonra kızının yanına yaklaşarak kafasının omzunda yer bulmasını sağlayıp "Sakin ol"dedi. Sakin olması pekte mümkün gözükmüyordu ki Mertin annesi Leyla hanımın sözleri genç kadını çığrından çıkaracak gibiydi. "Ben bu işe razı değilim Melih söylemiştim sana." "Lütfen Leyla bunları konuştuk evde. Daha fazla germe ortamı!" "Bu kız sence oğlumuza yakışıyor mu?" Az önce kızına sakin ol dese de kendisi fazlası ile sinirlenmişti. "Anlayamadım Leyla benim kızımın nesi varmış!?" sesi baskılıydı. "Semacığım arkadaş olabilirz fakat sende kabul et kızın fazlasıyla şımarık." Ömer bey bakışlarını Melih beye yönlendirerek sordu "Sence doğru mu yapıyoruz?" Kafasını evet anlamında salladı. "Onlarda alışacak bu duruma." Odadaki sesler birbirine karışmışken Sılanın sert ve kısık bakışları Mert'in üzerindeydi. Bulunduğu yerden bir adam ileri atarak "Yeter!"diye bağırıp odayı sessizliğe özgür bıraktı "Bize bir kaç gün zaman verin." Babası Ömer bey "Tabi ki" dedi. "En doğrusu bu olacak zaten." Mert tepki göstermeyecekti çünkü bu sefer ciddi bir şekilde Sıla ile konuşması gerekiyordu. Bakışlarını Sıla'ya yönlendirerek kafasıyla kenara geçmesini söyledi. Sılanın tepkisi ise ondan beklenecek şekildeydi. Kafasını kenara çevirerek omuz silkti. Adamı hayli sinirlendirmiş olacak ki adımlarını hızlandırarak Sıla'yı kolundan kavradı. Ev ahalisinden özellikle babaların bu durum çok hoşlarına gitmiş olacak ki birbirlerine gülümsüyorlardı. Anneler ise çok yakın arkadaş olmalarına rağmen birbirlerini bir kaşık suda boğacak gibi bakıyorlardı. Sılanın kolunu kurtarmak için hızla yaptığı hamleler daha da canını acıtıyordu. Mutfağa geldiklerinde kolunu serbest bıraktı. ''Konuşmamız gerek.'' dedi Mert. ''Bizim seninle karşılıklı olarak yapacağımız tek şey kavga etmek.'' ''Karşılıklı olarak yapacağımız çok şey var.'' dedi yamuk gülüşüyle. ''Terbiyesiz.'' Kaldırdığı eli kavramıştı Mert. ''Benimle inatlaşma. Bu konuyu konuşmamız gerektiğini biliyorsun.'' ''Şimdi değil. Semihle buluşmam gerek.'' Gözlerini devirerek ''Şu çapkın adam mı?'' diye sordu. Gözlerini kısarak ''Semih beni asla aldatmaz. Hem suçu ispatlanana kadar herkes masumdur. Sizin dedikodularınıza inanarak sevgilimi terketmeyceğim.'' dedi. ''Çok safsın.'' dedi gülümseyrek ve devam etti. ''Saf olduğun için seni bu kadar rahat kullanıyor ya.'' Yanında bulunan tavayı gözüne kestirerek bakışlarını Mertten ayırmadan eliyle kavradı. ''Bu tavayı kafana geçirmemi istemiyorsan sus.'' Ellerini havaya kaldırdı gözlerini büyülttü. ''Of çok korktum!'' ''Merttt!'' sesi tehtitkardı. ''Akşam üstü o züppe sevgilinin yanından ayrılarak benim yanıma geliyorsun.'' dedi ve cevabını beklemeden odadan ayrıldı. Sıla ise sinirden elindekine bakarak ayaklarını yere vurmakla yetindi. Nereye geleceğini sormayacaktı. Mertte söylememişti zaten. Çünkü onu neredeyse günün her saatinde bulabileceği tek yer şirketti. ... ''Sevgilim.'' Yanağına kondurduğu öpücükten sonra çalışma masasına oturdu. Hülya da tabi ki Mert gibi iş kolikti. Aynı şirkettelerdi. İnsan kaynakları sorumlusuydu Hülya. Kafasını yamulttu. ''Şirkette böyle şeylerden hoşlanmadığımı biliyorsun.'' ''Özür dilerim. İmzalaman gereken evraklar vardı. Ben getirdim. Hem seni görmüş olurum dedim.'' ''Ben evleniyorum.'' Elinde ki laptoba bakarak konuşması gerçekçiliğini sorgulatıyordu. ''Anlamadım.'' dedi yerinden kalkarak. ''Evleniyorum Hülya.Yani böyle olması gerekiyor. Sadece bir oyun.'' ''Söylediklerinden hiç bir şey anlamıyorum.'' dedi kadın ama hayli endişeli gözüküyordu. ''Nereden anlatmaya başlayacağımı bilmiyorum.'' ''En başından başlayabilirsin mesela.'' Sandalyesini kadına doğru çevirerek ellerini tuttu. ''Şirketin son zamanlarda ki durumlarını biliyorsun.Kötü dönemlerdeyiz ve bunun tek yolunun iki şirketin birleşmesi olduğu kararına varmış babalarımız. Bu yüzden de bizden evlenmemizi istediler.'' ''Kim istedi.'' ''Ömer amca ve babam.'' ''Bir dakika.'' diye kesti lafını. ''Ömer Korkmaz mı?'' ''Evet.'' ''Evleneceğin kızda o zaman Sıla.'' ''Malesef.'' ''O şımarık kızla evleneceğini inanamıyorum. Peki biz ne olacağız Mert?'' ''Bize bir şey olmayacak birtanem.'' dedi ve ellerini öptü. ''Sadece bir oyun. Bir süre sonra boşanacağız. Ama bunu kimsenin bilmemesi gerekiyor. Babamların kulağına gitmemeli.'' ''Mert. Ben buna katlanabilirmiyim bilmiyorum.'' Kolları arasına aldığı kadının kulağına fısıldadı. ''Seni bırakmam.Sende beni bırakamazsın.Sadece bana güven.'' ... Kolları arasında ki erkeğe nasıl bir başkasıyla evleneceğini söyleyecekti. ''Semih.'' diye mırıldandı. O kadar kısık sesle söylemişti ki adam duymamıştı bile. Kısa bir öksürüğün ardından tekrar ''Semih'' dedi. ''Efendim küçüğüm.'' bakışları telefonundaydı. ''Şey, benim biraz evlenmem gerekiyor da.'' ''Zamanı değil sevgilim.'' Sıla'nın evlenelim yakınmalarından bıkmıştı ve devamlı geçiştirmeye çalışıyordu. ''Aşkım zaten şimdi seninle evlenmeyeceğim. Biraz Mertle evleneyim. Sonra biz seninle evleniriz.'' Bakışlarını kadına doğru yönelterek kollarının arasından bıraktı kadını. ''Biraz Mertle evleneyim ne demek Sıla.'' her ne kadar Sılayı defalarca aldatmış hatta hala aldatıyor olsa da Sıla'yı kıskanıyordu ve bu lafı onu sinirlendirmişti. Tekrar Semih'in kolları arasına kendini zorla soktuktan sonra. ''Şirketler arası bir meseleymiş. Bu yüzden Mertle benim evlenmem gerekiyormuş.'' dedi. ''Saçmaladığının farkında mısın?'' Adam hala olayın şaşkınlığındaydı. ''Bende istemiyorum ama iflas etmememiz için evlenmemiz gerekiyormuş. Ama merak etme kağıt üstünde bir evlilik olacak ben onun karısı olmayacağım.'' ''Olmayacaksın zaten Sıla. Kağıt üstünde de olsa olmayacaksın.'' Bedenini adamın üstünden çekerek. ''Üzgünüm'' dedi. ''Buraya gelene kadar çok düşündüm. Ben kıyafetlerimden, takılarımdan, lüks hayatımdan vazgeçmek istemiyorum. Bunun için bir süre o kroyla evli kalmam gerekiyorsa kalacağım.'' Sıla ilk defa Semih'e karşı bu kadar ciddiydi. Sanırım Semih'in bu durumu kabullenmesi gerekti. ... Mert'in Hülya ile olan görüşmesi Sıla'ya göre daha iyi geçmişti. Dosyalar üzerinde çalışırken kapıya vurmadan giren kişi Sıla'ydı. ''Bu güzel görünümüne bu görgüsüzlük yakışıyor mu?'' ''İltifatın için teşekkür ederim. Görgüsüzlüğe gelecek olursak, kişisine göre muamele diyelim.'' ''Seni çok şımartmışlar. Neyse ki yakında benimle evleceksin. Bu senin için büyük bir lütuf. Benden öğrenecek çok şeyin var.'' Karşısında ki koltuğa oturarak ''Kimin kime ne öğreteceğini bilemeyiz. Sana modayı öğretmekle başlayacağım.'' ''Benim üstümde planlar kurduğuna göre evlenmeyi kabul ettin sanırım.'' dedi dudak kıvrımlarını yükselterek. ''E yani şey, seninle evlenmek bu dünyada başıma gelebilecek en kötü şey fakat lüks hayatımdan vazgeçmek istemiyorum. Hiç değilse bir süreliğine buna katlanabilirim.'' ''Güzel. Bir sürelik düşünüyor olmana sevindim. Ben de sana bunu nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum işler yoluna girdikten sonra boşanacağız.'' Kızgın bakışlarla sesini bir ton yükselterek ''Ne demek nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum. Seninle evli kalabileceğimi düşünmen saçmalık.'' dedi. Gülümsedi. ''Bu detayları geçelimo halde. İkimiz de aynı düşüncede olduğumuza göre babalarımıza haber verebiliriz.'' İkisinin eli aynı anda telefona gitti ve söyledikleri aynıydı. ''Kabul ediyoruz.''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE