Araba dan indiğimde, sürü evinin hemen yanındaki küçük evimizin önünde durup derin bir nefes aldım. Burası artık sadece bizimdi - Demir'in, benim ve içimde büyüyen minik mucizenin. Demir, kolumdan tutarak dikkatle adımlarımı takip ediyordu. "Yavaş ol," diye mırıldandı, "merdivenler kaygan olabilir." Gözlerini devirdim ama içim ısınmıştı.Anahtarı çevirip kapıyı açtığımızda, içerisi serin ve sessizdi. Güneş ışığı pencerelerden süzülüyor, toz tanelerini altın rengiyle dans ettiriyordu. Demir, elimi sımsıkı tutmuştu, sanki bu boş ev bile bana bir şey yapabilirmiş gibi."Bekle," dedi aniden. Hızla içeri girip her köşeyi kontrol etti - gardırop, banyo, hatta dolap içleri. "Tamam," diye bağırdı sonunda, "güvenli."Gülümseyerek içeri adım attım. "Kimseye güvenmiyorsun, değil mi?" *Sert bir ifadeyle

