Yemeğimi yedikten sonra tekrar sedyeye uzandım ve doktorun gelmesini beklemeye başladım. Demir, başucumda huzursuzca bir sağa bir sola yürüyordu. Doktor fazla zaman geçmeden elinde bir takım kağıtlarla içeri girdi. Yüzündeki hafif gülümseme, içimi rahatlattı. Belki de iyi haberdi bu. Ama doktorun ağzından tek bir kelime çıkmayınca, merakım giderek arttı. Göz ucuyla Demir'e baktım. Sabırsızlığı yüzünden okunuyordu. Çenesi sıkılmış, elleri yumruk olmuştu. Doktor kağıtları gözden geçirirken, odadaki gerginlik iyice arttı. Demir'in boğazındaki damar şişmişti. Eğer doktor biraz daha sessiz kalmaya devam ederse, Demir'in patlaması an meselesiydi. Onun bu halini görünce yattığım yerden hafifçe doğruldum ve koluna dokundum. "Sakin ol," dedim, sesimi mümkün olduğunca sakin tutmaya çalışarak.

