Miray’ın nefesi tenime değdiğinde içimdeki boşluğun biraz daha büyüdüğünü hissettim. Kollarım hâlâ belindeydi ama onu tutuyor muydum, yoksa sadece yakalanmak mı istiyordum, bilmiyordum. Müzik ağırlaşmıştı. Kalabalık, içkinin sersemliği, neon ışıklarının titrek yansımaları… Her şey bulanık ve ağır geliyordu. Ama Miray netti. Başını hafifçe kaldırdı, gözleri gözlerime kilitlendi. “Şimdi nereye gideceğiz?” Bunu sanki bir oyun gibi söyledi ama sesinde bir şey vardı. Gerçekten de nereye gittiğimizi bilmiyordum. Burada mı kalmalıydık? Yoksa… İçimde bir şeyler kıpırdadı. Ellerim gevşedi ama o geri çekilmedi. “Bilmiyorum,” dedim dürüstçe. Miray hafifçe gülümsedi, ama bu bir zafer gülümsemesi değildi. Sanki cevabımı bekliyormuş gibi bir hali vardı. Sonra bir adım geri çekildi, parmaklarını el

