
Kolunda kocaman çantayla girdi içeri. Karanlık bar onun girişiyle aydınlanmıştı sanki. Yüzüne dünyanın en güzel gülümsemesini oturtmuş, bulunduğum masaya doğru yaklaşıyordu. Beklediğimiz arkadaşlardan biri olsun diye içimden bildiğim bütün duaları okudum. Diyeceksiniz ki şimdi o içkili ağızla bir barda dua edersen hem çarpılırsın hem de o dua tersine tutar. Yok yok efendim, emin olun ki şuan önümde bir meyve suyu var ve söylenen tüm şarkılar benim duama eşlik eden ilahiler gibi geliyor kulağıma. Bu bilmediğim şehirde, bu bilmediğim barda ve yarısını tanımadığım insanlar arasında onun ruhunu kalu beladan beri tanıyorum. O güzelim dalgalı saçlarını savurarak o inci gülümsemesiyle yaklaşıp masaya tanıdığı bir iki kişiye selam verip oturuyor yanıma. O zaman hissediyorum, kalu beladan beri yanımda ve ayrılmadı. Beni bu şehre bu bara getiren şey aslında onun ruhu. Ben bunları ışık hızında mı düşündüm yoksa saatlerce aynı düşünceye mi hapsoldum bilmem. Yanımda o koca çantasından makinesini çıkarmasıyla kendime geldim. Çektiklerini inceliyordu. Gözleri gözlerim olsaydı da keşke bende onun gözlerinden bakabilseydim çektiklerine. Bunca zaman benden uzakta, benden habersiz yaşadıklarını görebilseydim.Beni ne zaman fark edip gözlerini gözlerimde eritecekti bilmiyorum. Ama ruhum sesini duymak, sesinde eriyip yeniden doğmak istiyordu.Barda bir ses duymak ne kadar zordur bilir misiniz? Ama bu seslerin hepsi bana gürültü onun sesiyse dünyanın en güzel şarkısı gibi gelecekti eminim. Kulaklarım onun sesini su gibi içebilmek için can atıyordu. O güzelliğin beni göreceği yoktu. Beni görsün benimle ilgilensin hatta bundan sonraki hayatında sadece beni görsün istiyordum. Eğer bugün cesaretimi toplayıp bu afeti devrana bir şey sormazsam onunla konuşmak isteyen herkesle konuşacak, konuşmayıp bir tarafta beklersem de beni görmeyecekti. Benim de makinelere ilgim vardı. Buradan başlayabilirdim işte.- İnceleyebilir miyim? Bu kadar sade bir cümle beklemediğinizi biliyorum. Affedersiniz ama şurada âşık oldum, bir bardayız ve ben bir abaza gibi gözükmek istemiyorum.- Tabi ki de deyip uzattı fotoğraf makinesini. İlgilenir misiniz diye ekledi sonuna.Bu zamanda az kalmak istiyorum izninizle. O sesi dünyanın en güzel müziğiydi benim için. Sezen Aksu, Sıla, Gülşen falan halt etmiş yanında. Hayır ses yarışmasına katılsa onu seçmeyen jüriyi kurşunlarım. O derece güzel işte sesi.- Evet benim de bir makinem var ben de çekiyorum elimden geldiğince. Makro çalışıyorum daha çok dedim.İşte burada aşk var bence. Dışarıdaki insanlar ne konuştuğumuzu anlamazken bizim ikimizin anladığı bize özgü bir dil oluşturdum aramızda. Terimlerden ve hoşlandığımız şeylerden oluşan bir duvarla ayrılıyoruz diğerlerinden.Allahım yine gülümsüyor. Hayır hiç bir şey canımı almadı bu güne kadar bu gülüş canımı alacak. Daha kavuşamamış, daha içimdekileri ona aktarmamışken, daha ilişkimiz bile oluşmamışken. Oysa onun için yaşamalıyım.- Ben daha çok uzun pozlama çekiyorum diyor.Çektiklerini inceliyorum. Aynı ırmakta yıkandığımız o kadar belli ki. İkinci fotoğrafta bir semazen çıkıyor karşıma. İşte diyorum biliyordum. Biz bir elmanın iki yarısıyız. Ruh eşiyiz. Ve evet ruhlarımız tanışıyor evvelden. Kalu beladan beri diye tekrar ediyorum. Tabi siz şimdi diyeceksiniz ki Nazım bile demiş; Sen elmayı seviyorsun diye Elmanın da seni sevmesi şart mı?Hemen gelin güvey oldun. Kızı da sana âşık yaptın kalu bela diye diye. Bir bekleyin efendim. Bir izin verin bu aşk tek taraflı olamaz. Zira bende eli yüzü düzgün, yakışıklı bir beyim. Ve bu hikâye devam ederse –ki kalbim edeceğini söylüyor- sonunun iyi bittiğini göreceksiniz. - Sever misin semazenleri?- Çok severim.- Bende seviyorum diyorum.Senin sevdiğin bir şeyi sevmeme ihtimalim var mı sanki. Korkuyorum ağzımdan seni seviyorum cümlesi çıkacak diye.- Şimdi bu saatlerde burada gösterileri var diyerek bana bir broşür uzatıyor. İstersen izlemeye gidebiliriz.Seninle cehenneme bile gelirim, bırak cenneti. Ama bu bilmediğim şehirde bilmediğim barda bilmediğim bir yere gidecek olmak beni biraz ürkütüyor.Arkadaşlarıma beni bırakıp eve dönmemelerini, mutlaka beni beklemelerini birazdan geleceğimi, bir semazen gösterisine gideceğimi söylüyorum. Şaşırıyorlar. Çünkü bara eğlenmeye, canlı müzik dinlemeye geldik. Ve ben bu eğlenceyi bırakıp uhrevi bir ibadete sürüklüyorum kendimi.Çıkıyoruz. Yan yana o kalabalıkta birbirimizi kaybetmemek için aynı tempoda yürüyoruz. Gösteri başladı, gideceğimiz yeri bilmiyoruz. Kaybolabilir, gösteriyi izleyemeyebiliriz ama o güzellik benimle. Yıllardır yanımda yürüyor. Tamam tamam size göre abartmış olabilirim. Ama siz onu görseniz benim gözlerimden, hatta kendi gözlerinizden ne demek istediğimi anlarsınız. Biraz ilerleyince caddede gösteri merkezinin yerini soruyor. Bu delikanlılıkla ona adres sordurttuğum için bana kızmayın efendim. Bilmediğim şehirde yol bulamam ben. Bu yaşıma kadar âşık olduğum kızı bile yeni bulduysam lütfen bir adresi bulamadım diye gülme.

