16. Bölüm

992 Kelimeler
"Neden üzgünsün? Bana çatlak bir hizmetçi gönderdiğin için mi?” diye sorduğunda adamın sözleri ile donup kalmıştı. Adam karşı taraftan “Ne hizmetçisi? Sana gönderdiğim kişi son anda seninle çalışmaktan vazgeçmiş. Sana daha önce de söyledim. Kimse seninle çalışmak istemiyor ve hizmetçiler arasında kara listeye alındın!” Seichi arkadaşının sözleri ile yutkunmadan edememişti. İçinden ‘O zaman benim evimdeki kim?’ diye sorarken telefonu “Ben seni arayacağım. Şimdi işim var!” diyerek kapatmıştı. Şaşkındı. Misaki’nin kim olduğunu hemen öğrenmek zorundaydı. Sinirlenen genç adam ona tam hesap soracaktı ki elinde kahve ile içeriye giren kadın kaşısın da duraksamıştı. Şimdi anlıyordu neden bu kadar cüretkar olduğunu! “Kahveniz” diyen Misaki’yi yakından takip eden Seichi bakışlarını onun üzerinden ayırmıyordu. Sonra durup dururken “Senin diğer adın neydi?” diye sorunca Misaki bakışlarını Seichi’nin üzerine sabitlemişti. “Bunu neden soruyorsunuz?” diye karşı soru soran genç kız onun davranışlarında ki değişimi hemen anlamıştı. Kahvesini masaya koyduktan sonra “Bir sorun mu var*” diye soran genç kız onun kendisine “Seni sigortalı yapmak için tam kimlik adın gerekiyor” dediğinde Misaki’nin yüz ifadesi değişmişti. Genç kadın içinden söylenirken hemen toparlanarak “Buna gerek var mı? Nasılsa birkaç hafta çalışacağım!” dedi. Seichi ise daha fazla üzerine gitmeyerek masasına geçmiş ve çalışmaya başlamadan önce “Haklısın!” diyerek işine başlamıştı. Misaki ise aklında sorularla kalakalmıştı. Seichi o akşam sürekli kameradan onu izlemişti. Yatağına uzanan genç kız odasında ki dev ekranda televizyon izliyor, ne izliyorsa kahkahayla gülüyordu. Sonrasında ise gelen telefonla ayaklanmıştı. Seichi onun yine evden ayrılacağını anlamış ama bir şey söylemeyerek ekranı kapatmıştı. Odadan çıkmadan önce hemen masasına dönerek Misaki’nin kendisine “Benim çıkmam gerek. Geç kalmam” diyerek onun bir şey söylemesine dahi fırsat vermeden hızla evden çıkışını izlemişti. Seichi gözlerini kısarak kameradan evden ayrılışını izlemişti. Nereye gittiğini dahası kiminle buluşmaya gittiğini merak ediyordu. O da hızla ayakkabılarını giyerek onu takip etmek istemişti. Misaki sakin ama tempolu yürüyüşü ile şehir merkezine ilerliyordu. Seichi o zaman ona bir araba almayı bile düşünmüş sonrasında bu düşüncesi ile saçmaladığının farkına varmıştı. Bir süre daha genç kızı takip ederken adımlarını hızlandıran genç kadını takip etmek gerçekten Seichi için zor olmaya başlamıştı. Uzun zamandır evden çıkmadığı için hamlamış olan ayakları ağrımaya başlamıştı. İşin kötü tarafı önceden oldukça atletik olan yapısı hareketsizlikten sanki pas tutmaya başlamıştı. Büyük bir alışveriş merkezinin önüne gelen Misaki içeriye girerken Seichi de tam kapıdan gireceği sırada gördüğü kişi karşısında donup kalmıştı. Kendisine doğru ilerleyen uzun siyah saçlı kadın karşısında ne yapacağını bilemeyen genç adam, onun yanından geçerek ilerlemesi karşısında farkında olmadan “Sorie!” diye seslenmişti. Genç kadın adının söylenmesi ile duraksayarak arkasına bakmıştı. Seichi eski kendinden emin ve uzak bakışlı siyah gözlere odaklanmıştı. Genç kadın onu hatırlamaya çalışıyordu. “Beni mi çağırdınız?” diye sorarken liseden bu yana oldukça değişen Seichi’yi tanıyamamış olması genç adamı şaşırtmamıştı. Seichi gülümseyerek ona yaklaşmış ve bakışlarını yüzüne dikerek “Beni hatırlamadın galiba?” diye sormuştu. Seichi oldukça şık bir spor kıyafeti giyiyordu. Uzun boylu ve düzgün fiziği ile göz alıcıydı. Üstelik liseden bu yana 180 derece değişmiş bir yüzle oldukça yakışıklı bir adam olmuştu. Genç kadın ona dikkatle bakarken sanki bir şeyler hatırlar gibi tek elini havaya kaldırarak “Sen… Seninle lisede okumuştuk değil mi?” diye sormuştu. Ama genç adamın eski sevgilisi olduğunu hatırlamamıştı. Seichi onun hafızasının ne denli zayıf olduğunu hatırlayınca gülümsemeden edememişti. “Evet, aynı sınıftaydık hatta. Ben pek fazla arkadaş edinmemiştim. Beni hatırlamanı beklemiyordum açıkçası!” dediğinde Sorie hafif gülümseyerek “Çok değişmişsin. Seni neredeyse tanıyamayacaktım” dedi. Seichi az sonra neden orada olduğunu hatırlayarak etrafına bakınmaya başlamış ama kimseyi göremeyince dişlerini sıkarak “Kahretsin!” diye söylenmişti. Sorie onun bu söylediğini duyarak “Bir sorun mu var?” diye sormaktan kendisini geri alamamıştı. “Şey, aslında buraya bir tanıdığı görmeye gelmiştim ama galiba onu kaçırdım” diyerek ona hafif gülümsemişti. Sorie de onun gülümsemesine karşılık cesaretlenerek birkaç dakikadır çaktırmadan süzdüğü Seichi’ye “Bir kahve içmek ister misin? Eski günlerden konuşuruz” diye sormuştu. Onun bu sorusu ile şaşıran Seichi eskiden olsa bu daveti asla alamayacağını düşünerek “Çok sevinirim” diye cevap vermişti. İkisi büyük alış veriş merkezinden çıkıp giderken Seichi arada etrafına bakınıyor ve Misaki’yi görmeye çalışıyordu. Birkaç dakika sonra oldukça lüks bir kafe de oturmuş kahve içmeye başlamışlardı. Kız konuştukça Seichi dikkatle onu süzüyordu. Eskisinden bile daha güzel olan Sorie de bakışlarını genç adamdan ayıramıyordu. Bir süre konuştuktan sonra ki Seichi yarı konuşmayı dinlememişti düşündüğü tek şey evindeki kadının kim olduğuydu. Sonra ayağa kalkarak “Benim işim vardı unutmuşum Sorie, seninle yeniden görüşmeyi çok isterim” dedi ve eline aldığı kalem ile peçetenin üzerine ev adresini yazarak ona uzatmıştı. “Bu benim adresim ve numaram. Bana ulaşmak istersen seninle yeniden konuşmayı ve bir kahve içmek isterim” dedi ve genç kıza gülümseyerek oradan ayrılmıştı. Yolda bir taksiye binerek evin yolunu tutan genç adamın aklında hala Misaki vardı. Sonra birden onun eve gelip gelmediğini merak etmeye başlamıştı. Muhtemelen gelmemişti. İki saatte işini halledebileceğini sanmıyordu. İki saat… Tas tamam iki saattir Sorie ile birlikteydi. Lisede bunun hayalini bile kuramazdı. Birlikteliklerinde bile bu kadar uzun bir arada kalmamışlardı. Derin bir nefes alarak evin kapısına gelen taksiden inen genç adam hızla eve girmişti. Onun eve gelmesinden sadece birkaç saat sonra kapıdan içeriye giren genç kadına öfkeli bir şekilde bakan Seichi onun bu bakışlara karşılık yüzünde hafif bir gülümseme ile “Geç mi kaldım!” diyerek geçiştirmek istemesi Seichi’yi daha da kızdırmıştı. “söyler misin nereye kayboluyorsun sen sürekli?” dedi aniden. Misaki ise kaşlarını kaldırarak “Anneme uğramam gerektiğini sana söylemiştim. Bazen ona gidip evinin temizliğini yapıyorum. Merak etme senin evinde olan görevlerimi aksatmayacağım!” dediğinde Seichi hızla yanına yaklaşarak kızın kolunu sertçe tutunca Misaki acı bir şekilde “Ah!” diye çığlık atmıştı. Seichi şaşkın bir şekilde o kadar da sıkmadığı kolundan sızan hafif kanı görünce gözlerine inanamayarak hızla kızın itiraz bile etmesine müsaade etmeden kolunu yukarıya sıyırmış ve üzerinden kanı belli olan bandajı görünce gözlerini büyüterek ona bakmıştı. “Bu da ne demek oluyor?” diye soran genç adam onun verdiği cevap ile şaşırmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE