24. Bölüm

1279 Kelimeler
“Evet biliyorum… Onu değil, beni istiyorlar. Ama bana kızımı geri getireceksin! İnan bana onu getirmezsen kendi ayaklarımla onlara teslim olurum!” dediğinde arkadaşı ne yapacağını bilemezken arkalarında kendisine şok olmuş bir şekilde bakan genç adamı görünce duraksamıştı. Seichi elindeki kelepçeden kurtularak genç kadının peşinden alışveriş merkezine girerken genç kadının bağırarak arkadaşın “Kızım nerede?” sorusunu duyması üzere adeta şok olmuştu. Yutkunan genç adam hiçbir şey söyleyememişti. Sonunda genç kadın ile göz göze geldiğinde ise onun duraksamasını fark etmiş ama aslında kendisini o kadar da önemsemediğini anlamıştı. Misaki hızla etrafa dolanıyor ve kızını arıyordu. Seichi ise kendisini takmayan kadının telaşını anlamaya çalışıyordu. İlk kez kalbinin acıdığını hissetmişti. Sonrasında Misaki’nin arkadaşının yanına gelerek “Şu çocuk…” dediğinde adam Seichi’yi görmesi ile şaşırmıştı. Onun şaşkınlığını umursamayan Seichi onun üzerine bağırarak “Şu çocuk neye benziyor?” diye bağırmıştı. Sonun da kendisine gelen adam, cebinden çıkardığı beş altı yaşlarında sarışın bir kız çocuğunun fotoğrafını göstererek onun ne diyeceğine bakmıştı. Seichi ise kızın resmine bakarken dişlerini sıktığının farkında bile değildi. Birden karşısında ki adamın şaşkın bakışları arasında çocuğun resmini telefonuna çekmiş ve birkaç kişiyi aramıştı. Adamın son duyduğu ise “Resimdeki çocuğun yerini kameralardan bulun!” emri olmuştu. Bu durum gerçekten şaşırtıcıydı. Seichi’nin her yere elinin uzanması ise adamı şaşırtmıştı. Yutkunan adam ona bakarak “Sen nereyi aradın? O çocuğun özel bir durumu var. Onun güvenliği herkes için önemli” dediğinde Seichi ters bir ile adama bakmıştı. “Madem o kadar önemliydi de nasıl oldu da ortadan kayboldu!” dediğinde karşısında ki adam Seichi’ye bir cevap verememişti. Misaki çıldırmış gibi etrafı ararken çocuğun gittiği kreşin bulunduğu alana gelmişti. Öğretmenlerinden birinin yanına yaklaşarak “Bu nasıl oldu, yani kızım nasıl olurda kreşten tek başına ayrılabilir?” diye sordu. Kadın Misaki’ye üzgün bir şekilde bakarak “Üzgünüm efendim. Ama son zamanlarda çocuk içine kapanmıştı. Sürekli kapıya bakıyordu. Birini beklediği belli olsa da ondan gözümüzü ayırmıyorduk. Ama….” Diyerek gözyaşını tutamayan kadın Misaki’nin endişesini daha da arttırdı. Genç kadın heyecanla “Ama ne?” diye sorunca kadın derin bir iç çekerek “Annesini özlediğini söylüyordu. Geçen gün arkadaşlarından birine yakında annesine gideceğini söylediğini duydum!” Misaki onun sözleri ile gözünde tutmaya çalıştığı yaşını serbest bırakmıştı. İçinde büyük bir korku vardı. Kızını bulmak zorundaydı… Kızı olmadan nefes alamazdı! Genç kadın elini kalbinin üzerine bastırarak yere çökmüş ve yüzünü kapayarak ağlamaya başlamıştı. Ağladığını sadece sırtının sarsıntıları belli ediyordu. Sesi çıkmıyordu. Her zaman güçlü olmak istemişti. Kızı için birçok şeyden vazgeçmiş ama onu koruyamamıştı. İşte elde ettiği sonuç… Kızını yalnız bırakarak onun hayatını da çekilmez bir hale sokmuştu. Seichi kızgındı. Neye kızgın olduğunu elbette biliyordu. Yine yanlış kişiye ilgi duymaya başladığı için kendisine kızıyordu. Kadınlara güvenemeyeceğini uzun zaman önce anlamıştı ama onu tanıyınca… Misaki evine geldiği gün, gözüne baktığı ilk o an ona güvenmek istediğini hissetmişti. Sonradan fark etse de onu hayatına dahil etmek istemişti. Ama şuanda karşısında duran gözü yaşlı kadın onu aldatmıştı. Kendisinin farkında bile değildi. Evet o kadın onu kandırmıştı. Üstelik bunu bir kez değil bir çok kez yapmıştı. Ona baktığında son kez ona yardım etmek istiyordu. Evet, ona son kez yardım edecek ve sonrasında tamamıyla hayatından çıkmasını sağlayacaktı. Eline aldığı telefon ile tekrar bir yeri aramıştı. Arkasını dönen Seichi telefonda ki kişiye “Kameralardan bir sonuç çıkmadı mı? Nasıl çıkmaz? Alışveriş merkezinden fazla uzaklaşmış olamaz” derken içinden ‘Tabi biri tarafından çıkarılmadıysa’ diye düşünürken konuşmasına devam etmişti. “İşinizden olmak istemiyorsanız onu bulun. Bu şahsi bir konu ve o çocuk bulunacak!” derken sesini duymasa da onun sinirli olduğunu uzaktan gören Misaki’nin dikkatli bakışlarından habersizdi. Seichi bir süre duraksadıktan sonra arkasına bile bakmadan ilerlemeye başlamıştı. Etrafa bakınıyor ama aradığı çocuğu bulamıyordu. Sinirden elini yumruk yapmıştı. Nefes almalıydı. Evet nefes alması gerekiyordu ve bunun için hızlı adımlarla çıkışa doğru ilerlemişti. Saçlarını sinirli bir şekilde karıştıran Seichi dışarı adım atar atmaz sesini yükselterek “Lanet olsun!” diye bağırmıştı. ‘Bu durum seni ilgilendirmiyor. Sadece bırak ve evine dön. Bu seni ilgilendirmediği halde neden burnunu sokuyorsun ki?’ kendi kedine içten içe savaş veriyordu. Ama bildiği bir şey vardı ki o çocuğu bulmak onun için sorun değildi. Evet, elinde bir çok imkan vardı ve o çocuğu kolaylıkla bulabilirdi. Neye bulaştığını dahi bilmediği bir kadına bu iyiliği yapabilir miydi? Hem de kendisini defalarca kandıran bir kadına! Başını iki yana sallayarak “Çocuğun bir suçu yok. O yaştaki bir çocuğun başına her türlü şey gelebilir!” diyerek onu ne pahasına olursa olsun bulacaktı. Gerekirse üst yetkililerin hepsini devreye sokacaktı. Hızla alışveriş merkezine dönerken birkaç el ateş edildiğini duyunca bedenini saran korku ile donup kalmıştı. Bir çok kişi çığlık çığlığa koşuyor ve çıkışa doğru ilerliyordu. Tam bir kargaşanın ortasında kalan Seichi koşarak onların aksine olay yerine doğru ilerliyordu. Sonrasında ise nereden geldiği belli olmayan birkaç kişi ellerinde silahları ile etrafa tehditler savuruyordu. Ama Seichi’nin dikkatini çeken tek şey ise Misaki’nin silahlı adamlardan biri tarafından tutulduğu ve başına dayanan bir silah olduğuydu. Ne olduğunu anlamaya çalışan genç adam bir adım öne doğru ilerleyince Misaki onu fark etmiş ve yanağından süzülen yaşın tuzunu algıladığı anda başını iki yana sallamaya çalışarak onu durdurmuştu. Genç adam kaskatı olmuş bir durumda olanları seyrediyordu. Misaki’nin ağzından sadece “Lütfen onu bulun!” kelimeleri dökülmüştü. Arkadaşı eline silahı ile bağırıyordu. “Onu bırak yoksa ateş edeceğim! Dediğinde Seichi’nin bütün vücudu titremeye başlamıştı. Misaki ise çıldırmış bir şekilde bağırıyordu. Arkadaşı ise korku dolu gözlerini genç kadına dikmiş, onu rehin alan adamın en küçük bir açığını gözlüyordu. “Ateş et! Onu öldür beni düşünme… Lanet olsun ateş et dedim sana!” diye bağırıyor ama arkadaşı Misaki’nin aksine daha temkinli davranıyordu. “Sürekli kaçmaktan bıktım. Öldür onu beni düşünme… Ateş et… Sana ateş et dedim!” diye bağıran Misaki kendisini tutan adamın da sabrını taşırmak üzereydi. Misaki ise onun sürekli kendisini korumak için kıpırdadığının farkındaydı. Yanında iki adamı daha olan suçlulardan biri diğerine tedirgin bir şekilde “Buradan çıkmak zorundayız. Birazdan kalabalık bir ekip burada olur!” dedi. Seichi elini yumruk yapmış bir şekilde duraksıyordu. Elinden hiçbir şey gelmiyordu. Bu durum genç adamı daha da sinir etmeye başlamıştı. Sonrasında çalan telefonu ile oradaki herkesin dikkatini üzerine çekince Misaki bunu fırsat bilerek kendisini tutmakta olana damın karnına sert bir dirsek atarak onu sert bir şekilde yere yapıştırmıştı. Adam afalladığı anda da elinde ki silahı alarak önce sağında ki adamı ayağından vurmuş, arkadaşı da karışıklıktan faydalanarak diğer adamı etkisiz hale getirmişti. Seichi başını kaldırıp baktığında ise gördüğü tek şey, Misaki’nin elinde bir silah ve ayağının altında uzanan bir adam olduğu görüntüsüydü. Misaki adamların etkisiz hale getirilmesi ile hemen arkasını dönmüş ama aradığı kişinin orada olmadığını görünce içten içe kendisine kızmaya başlamıştı. Dişlerini sıkan genç kadın silahı arkadaşına vererek hızla Seichi’nin peşinden gitmiş ama kapıya çıktığında onun araba ile hızlı bir şekilde oradan uzaklaştığını görmüştü. Ayağını sinirli bir şekilde savurarak “Buna inanamıyorum. Hayatımın bu kadar berbat bir hal aldığına inanamıyorum!” derken arkadaşı omzuna dokunarak “Ona gerçeği söylemelisin. En azından sadece birazını bilmesi gerek. Bugün burada gördüklerinden sonra şaşkına dönmüş olmalı!” dediğinde Misaki başını sallayarak onu onaylamıştı. Misaki arkadaşına üzgün gözleri ile bakarak “Yine kandırılmış hissediyor olmalı! Bir kızım olduğunu ona söylememiştim” dediğinde adam küçük çaplı bir kahkaha atmıştı. “Kızım… Sence onu almışlar mıdır? Onu bana karşı kullanmak isteyecekler” dedi. Adam başını sallayarak “Büyük ihtimalle öyle ama ona zarar vermeyecekleri için rahat olmalısın. Ona zarar vermezler merak etme!” dedi. Misaki tekrar Seichi’nin gittiği yöne doğru baktığında üzgünce başını sallamıştı. “Bir açıklama yapmak zorundayım. Bana kalacak güvenli bir yer bul” dediğinde genç adam başı ile onu onaylayarak yanından ayrılmıştı. Seichi sinirli bir şekilde arabasını daha hızlı sürüyordu. Telefonun tekrar çalması ile sesini yükselterek telefona “Ne var yine?” diye sesini yükselterek bakmıştı. Sonrasında ise telefonda duyduğu sesin sahibinin söylediği şey ile arabayı ani bir şekilde durdurmuştu. “Nerede dedin!”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE