Tepeye vardığımda yıldızların ışığından yararlanıp çiçeklerle taç yapmaya çalışan bir Ege'yi görmeyi beklemiyordum. Yani, tamam Ege için gelmiştim ama... Kafasını kaldırarak daha önce onda görmediğim bir ifadeyle baktı bana. Benim Giray'a baktığım gibi. Yutkunup onun gibi gülümsemeye çalıştım. "Gelsene la." Al işte, benim de kendimi kasmam buraya kadardı işte. Yanına giderek oturdum ve elindeki çiçeklerden yapılmış tacı kafama koyup, bakışlarımı rahatsızlık vermesi adına ona diktim. Gözlerimiz kesişince gözlerimi kıstım ve anlatmasını bekledim. O ise elleriyle göğsünü saklayıp bana dehşete düşmüş gibi baktı ve konuştu. "Nereme bakıyorsun, pis sapık?" "Oha Ege." Birkaç saniye emin olmak ister gibi baktı ve sonunda ellerini çekti. Kıkırdayıp saçlarını dağıttı ve bağdaş kurdu.

