Güneş çoktan batmış, saatler gece yarısına varmıştı. Herkes odasına çekilip de araziden çıt çıkmazken cılız bir ışık Han'ın penceresinden dışarı vuruyordu. İçeride ise pencere önündeki koltuklardan birine oturan odanın sahibi gibi tutsağı da yatakta oturmuş uyanık bir şekilde bekliyordu. İkisinden de ses seda yoktu ve ikisi de ilk adımı kimin atacağını merak etmekteydi. Dizlerini kendisine çekmiş, yatağın ortasına oturmuştu Sahra. Koltuklarda bulunan ve her fırsatta elini kolunu çekiştiren Cengiz'den ne kadar uzak olursa o kadar iyiydi. O yüzden yataktaydı. Cengiz ise bastıran gece karanlığında, loş odadaki bu büyük yatağın onları ne zaman yan yana getireceğini merak ediyordu. Uzak kalmaz zordu, yakına varmak ise kalbine zarar... Yerinden kalkarak ağır adımlarla yatağa doğru varıp sol

