İki gün olmuştu. Geldiğinden beri Tuğba dışında kimseyle bir iletişimi yoktu ve onunla da elindeki alo demekten başka bir işe yaramayan tuşlu telefonla günde bir kez yapabiliyordu. Tuğba’nın da bu görüşmeler için ayırdığı bir hat vardı, kendi hattını bunun için kullanamazdı. Günlük yiyecekleri Tuğba’nın emriyle kapının önüne bıraktırılıyor, deniz manzarasına açılan yatak odası dışında başka bir odada oturmadan günlerini sesini alçak tutma çabasıyla şarkı söyleyerek, sonraki hayatını düşünerek geçiriyordu. Bundan sonra nasıl bir hayatı olurdu acaba? Bir daha sahneye çıkamayacağı ya da uzun yıllar ülkeye dönemeyeceği kesindi. Artık adını da değiştirdiğine göre kendisine başka bir meslek bulmalıydı herhalde. Bir ev satın alacak kadar parası vardı elbette ama önce gideceği ülkeyi seçmel

