Sahra sakince Han’ın peşinden çıkıp arabaya bindiğinde başı hala eğik, gözleri hala buğuluydu. Şah’a âşık ya da hayran değildi, kendisini kandırmasına da aşırı derece de içerlememişti. Kendisine kızıyordu. Ona bu kadar çabuk ve canı gönülden inanmaması gerekirdi. Neredeyse bir yıllık kocası olan Tarık bile onu bir caninin eline bırakıp kaçarken düşünmemiş oluşundan da, o cani kendisini köle bilip pençeleri altında bekletirken de anlamıştı. İnsanlara güvenmemeyi, inanmamayı öğrendi sanıyordu. Görünüşe bakılırsa henüz hiçbir şey öğrenememişti. Peki, öğrenmesi için daha ne kadar acı çekmesi gerekiyordu? “Çok yorgunum.” Diye söylendi usulca. “Eve gidebilir miyim?” Tartışmak istemiyordu. Bedenen olmasa da zihnen şuan gerçekten de çok yorgundu ve tek istediği eve gidip rahat yatağına k

