Ortam oldukça gergindi ve Han’ın Taner’e attığı bakışlar bu gerginliği ikiye katlıyordu. Genç adama bakan yalnızca o da değildi, Sahra’nın bakışları da Taner üzerindeydi. Burada ne işi vardı? Banu’ya onu ya da ailesini bu işe karıştırmamalarını söylememiş miydi? Yeşim hanımın sözlerini ya da Hakan beyin yukardan bakışlarını çekmek istemiyordu, nesini anlamıyordu? Üstelik böyle yaparak onu nasıl bir çıkmaza soktuğunu göremiyordu muydu? Kelimenin tam anlamıyla Han’ın kucağındaydı ve Taner’in tam da şuan burada olması hiç iyi sonuçlanmayacaktı. Bunu Taner’in kendisi ile Cengiz’i bu halde gördüğü için demiyordu. Bu konu onu ilgilendirmiyordu. Hayır, elbette Cengiz’le arasında bir şey yoktu, yani olmaması için çabalıyordu ama Taner’in yanlış anlaması… Ah… Her şeyden o kadar sıkılmışt

