AGİR ZAGROS
Sevdiği adama kavuşma umuduyla, adımlarını hızlı atıyordu Dicle.Mardinin dar sokaklarında, gecenin bir yarısı nefes nefese kalmıştı.Aralarında yılardır kan davası olan Fırat Saruhan'a sevdalanmıştı.Aralarıda olan dava yüzünden , hep gizli saklı yaşamıştılar bu sevdayı .Ama Devran da Dicleyle evlenmek istediğini, istemeye gideceğini söyleyince onlara da kaçmaktan başka seçim kalmıyordu.
Dicle sevdiği adamı görünce ona uzunca sarıldıkdan sonra, arabaya biner ve arkasına bakmadan sevdiği adamla gider . iki genç Mardin sınırlarından çıkar ve Diyarbakır'ın en güçlü ağaçlarından olan Azat Nacirvan'a sığınırlar.Azat Nacirvan mertliği ve yiğitliği ile bilinen ona sığınanı asla yarı yolda bırakmayan bir ağadır.
Agir Zagros olanları öğrendiğinde deliye döner ve onları bulmak için bütün adamlarını Mardin'in dört bir yana salar.
Kardeşinin böyle bir şey yaptığını hala ne aklı alır nede mantığı yakıştıramaz.Avluda deli gibi dolanır durur.Agir Zagros 'un öfkesi bütün Mardin 'i yakacak güçtedir.Gözlerini kan bürümüştür Agirin.Avlunun kapısı açılır ve kahya içeri gelir.
"Ağam Ağam."Adam korkuyla kekeleyince Agirin öfkesi daha da artar ve kayayı yakasından tutup kendine çeker ve sarsar.
"Adam gibi konuş.'Diyerek yakasını iterek bırakır.Kahyanın eğik olan başı daha çok eğilir .
"Azat Nacirvan'a sığınmışlar ağam.Adamlar yola çıkmak için emrini beklerler ağam."Ellerini yumruk yaptı sıktı Agir.Azat ağayı tanırdı.Mertligini ve yiğitliği ni bizat şahit olmuştu.Aşiretin en büyük ağalarına silah çekmişliği bile vardı . Gözü karaydı Azat ağa on sığınanı asla yarı yolda bırakmayan bir ağadır.O Azat ağa ise oda Agir Zagros' dur onunda önünde kimse duramaz yakar yıkar geçerdi taş üstünde taş bırakmazdı ve istediğini alırdı.Heleki gözünü böyle kan bürümüşken.
"Arabaları hazırlayın Diyarbakır 'a gidiyoruz."Adamın sesindeki öfke ve nefret gelecekteki kara günlerin habercisiydi resmen.
Saatler süren yolculuğun sonunda , onbir de Nacirvan konağının önünde almıştı soluğu Agir .İki kapaklı kapıya öfke dolu bakışlarını diker . Çünkü bu kapının ardında namuslarını beş para eden iki kişi vardı.Adamlarına baş hareketiğle dışardaki adamları etkisiz hale getirdi.Belindeki baba yadigarı , altın işlemeli silahını çıkarıp kapıyı resmen kıracak şekilde açarak içeri girdi. Karşısında korkudan kaskatı kesilen kadına Korkudan büyüyen gözleri resmen kapanmak üzereydi.
Azat'ın hızla kadının önüne geçmesiyle Diyarbakır 'ın hanımağasının olduğunu anlamıştı Agir.
"Sen kimin konağında kimin kadınına silah çekiyorsun Agir!"Azat'ın kükreyişi zere etkilememisti Agiri.Madem o ailesini korumak için baltalarını çekiyordu.Agirde silahlarını kuşanırdı
"Bacımı kaçıran iti saklayan adamın konağında ona silah cekiyorum .Şimdi sakladığın ciğeri beş para etmezleri getir Azat!"Avludaki herkes şaşkınlıkla iki ağayı izliyordu.Biliyordularki olacaklar hayrı alamete olmadığıdır.
"Oturup konuşacağız Agir."Azat'ın söylediğiyle adam kasketi kesilir.Birde oturtup namuslarını beş para etiklerinimi konusacaktı onlarla.
"Bu mesele benim meselemdir . Oturup sizinle bu namusuzluğu konuşacak değilim ."Namusuzluğu derken bakışları üst kata kaymıştır .Kız kardeşi Dicle onları yaşlı gözlerle izlerken sinirden köpürüyordu .Hızla bakışlarını kardeşinden çekti Agir .
"Benim konağımda bana sığınanı silah yoluyla yolamam.Ağası değil feriştahı gelse
bu yine değişmez."Bu mesele uzadıkça Agirin öfkesi damarlarındaki kani kurutacağa benziyordu.
"Mevzu silahla çözülecek iş değildir Agir. Hele geç otur."Bahoz Ağa'nın, Azat'ın babasının ,konakta yankılanan sesiyle sakinleşmek adına gözlerini yumdu Agir.
Ardından silahını indirip sedirlere geçip otudu. Agirin silahını indirmesiyle diğer adamlarda silahlarını indirdi.Azat ağayla babası Rojhat Ağa'nın da oturmasıyla aralarında başlayan sezsizlik diğer ağaların gelmesiyle son buldu.
"Ağalar olan olmuş nikah kıyılmış .Hem bu ne kadar hatalı bir yoldanda olsa yılardır süre gelen kan davası da bu aile bağıyla sona erecektir .Diyeceğim odur ki bu mesele kanla değil sulh ile çözülsün."Azat ağanın konuşmasıyla bütün ağalar hoşnut olurken Agir damarlarındaki kanın çağlayışını hisediyordu.
"Azat ağa sen dediğini dedin sıra bende ."Ağır sesindeki sertliği önlemek için çaba sarf etmiyordu.Burdaki herkes bu öfkeyi görecek ona göre ayağını denk alacaklardı.
"Benim babamın kanı o namusuzlarin elindeyken benden barış istemeyin.Bu kaçışın hükmü bellidir.O ikisinin hakkı ölümdür.Benim içimdeki ateş onların kanıyla sönmedikce değil Mardini bütün cihanı yakarım."Adamın sözlerini savunan gözlerindeki atesdi.
"Agir ağa! Haddini bilesin ne zamandan beri Allah'ın verdiği canı almak sana düştü?"Ağır konuşan yaşlı adama bakarken sinirlerini artık gerçekten de zapt edemeyeceğinin farkındaydı.
"Bunu gerçekten siz mi söylüyorsunuz? Namus diye kızlarını feda eden ağalar?Bu dava benim davam ,hakim de benim, kanununda . Anlayacağınız hüküm verildi. Kalem kırıldı."Sonlara doğru bakışlarını sinirden deliren ama sessizliğini koruyan kardeşini kaçıran ite Fırat Saruhan'a çevirdi.
"Otur Agir."Agir tanıdığı sese doğru döndüğünde karşısında amcasını beklemiyordu.Buna rağmen saygısını bozmadan kalktığı sedire yeniden oturdu. Yaşlı adam ağalarda gözlerini gezdirdi yaşlı adam .Gözleri yiğeninde durdu.Az sonra olacaklardan dolayı yiğenini fazlasıyla sarsılacaktı.Kolay değildi bir yiğenini kurtarayım derken diğerinden vazgeçecekti.Ellindeki bastonu sıkıp sedirlere doğru ilerledi Rojhat ağa .Abisine sözü vardı evlatlarını koruyacaktı . Evliliğin çözümü olurdu peki ya ölümün?Rojhat ağa da bunu biliyordu ve böyle bir karar almıştı.
"Ağalar! Ben Rojhat Zagros , hüküm verilmiştir.Berdel olacak yiğenim Agir, saruhanlardan kendine eş alarak bu husumete son verecektir."Adamın sözlerinin üzerine Fırat yerinden bir hışım kalkarak bütün bakışları üzerine çekmiştir.
"Rojhat ağa sen ne dediğini bilir misin?Biz bu yola ölümü göze alarak çıktık.Simdi yolun sonundayız."Agir gözlerini konuşan adama dikip aklından geçenleri değiştirmemek için hızla hareket etti.
Madem ölüm istiyordular Agirde ciğerlerini söke söke onları öldürürdü.
"Hüküm amcamın dediği gibidir ağalar."Agirin dediğine sevinenler olacaklardan habersizdi.Fırat Saruhan ateş saçan gözlerle Agire bakarken ,Agir içindeki ateşi söndürecek kanı bulmuştu.
Diyarbakır'dan ayrılan arabalar Mardin'e adeta bomba gibi düşecekti.