Simya ve Harun, o gece sabaha kadar seviştiler. Her sefer bir öncekinden daha ateşli, her sefer bir öncekinden daha zevkliydi. Simya, Harun’un dokunuşlarında geçmişin acı izlerini silip atan bir şefkat buluyor, Harun ise Simya’da yıllardır aradığı huzuru ve masum sıcaklığı hissediyordu. Gece ilerledikçe hem bedenleri hem ruhları bir bütün olmuş gibiydi. Sabaha karşı, Harun odasına dönerken kendini hiç olmadığı kadar hafif ve huzurlu hissediyordu. Yıllardır omuzlarında taşıdığı görünmez yükler bir anda kaybolmuş gibiydi. Kalbinde tanımlayamadığı bir mutluluk vardı; içten bir gülümsemeyle odasına girdi ve başını yastığa koyduğu anda derin bir uykuya daldı. Kahvaltı vakti geldiğinde, Mihriban Hanım her zamanki ağırlığıyla büyük sofrada yerini aldı. Ancak gözleri Harun’u aradı. Onun henüz so

