ORİJİNAL BÖLÜMLER KALDIRILMIŞTIR. Lütfen okumayınız. Hayat bazen, anlatılması güç sırlar barındırır içinde. Görünmeyen iplerle bağlı olan, ama her an kopmaya yüz tutmuş ilişkiler gibi… Böyle bir karmaşanın, gözle görülmeyen bir savaşın hikâyesi değil; bir yazarın kendi içinde yaşadığı sessiz fırtınaların izidir.
Dışarıdan bakıldığında her şey mükemmel görünür; ihtişamlı binalar, güçlü duruşlar, hatta pürüzsüz yüzeyler… Ama altında saklanan çatlaklar, kırılganlıklar ve unutulmuş yaralar vardır. İşte o yaralar, bazen kelimelere dökülür, bazen de gölgeler gibi sessizce kalır.
İnsanlar arasındaki bağlar, kimi zaman en sağlam kalelerden daha dayanıklıdır. Ancak aynı zamanda en kırılgan camlar kadar narin… O narinlik içinde, güven ve ihanet birbirine karışır, sevgi ile öfke yan yana yürür.
Okuyucuya düşen, bu karmaşada kaybolmak değil, kendinden bir parça bulmak ve anlamaktır. Çünkü bazen en karanlık anlarda, en küçük ışık en büyük umut olur.
Bir savaşında sonunda herkes sıfırdan başlar.
Sırlar açığa çıkmayı bekliyor.
Ve ihanetten kaçış yok.
Sena Gökyel, hukuk öğrencisi. Adaletin peşinde, ama kimin gerçekten suçlu olduğunu anlamak sandığından daha tehlikeli.
Emir Sayer, Hava Harp Komutanlığı’na bağlı bir askeri pilot. Gökyüzünde savaşan, yeryüzünde intikam peşinde koşan biri. Ve bu hesaplaşma Sena’nın babasıyla yarım kalmış bir geçmişe dayanıyor.
İhanet, savaş ve adalet birbirine karışırken, en büyük çatışma kalplerinde yaşanacak.
Ama bu savaşta kimse masum değil. Aşk, en büyük silah olabilir.