“Gör beni.”
Dudaklarımdan firar eden kelimeler benden izinsizce dökülürken, koyu kahverengilerinin esiri olan kalbim fırlayacakmış gibi atmaya devam ediyordu. Hüznün çöktüğü gözlerimde biriken yaşlar görüşümü bulanıklaştırırken, tenimin karıncalandığını hissediyordum.
“Duy beni, yakarışlarımı, isyanımı duy artık Sahir Karahan.”
Titreyen ellerimi iki yanımdan usulca doğrulturken, sol göğsümün üzerine kalbime bastırdım avucumu. Boğazımda var olan yumruya rağmen devam ettim.
“Anlamıyor musun, seni istemiyorum.”