Story By Hülyazar
author-avatar

Hülyazar

ABOUTquote
Hesabım : @yazarr35 Merhaba. İlk kez bir hikaye yazıyorum.Umarım beğenirsiniz. Bir şans verseniz mutlu olurum.
bc
GÜLRU
Updated at Nov 7, 2026, 05:51
Sıcak nefesi yüzümü yalayıp geçerken gözleri patlamış dudağıma kilitlendi. Saniyelerce o kanlı yaraya baktıktan sonra burnundan alaycı, buz gibi bir soluk savurdu. ​"Hangi tecrübenle? Şu patlamış dudağınla mı öğreteceksin bana haddimi? Yüzünü bu hâle getiren adama da öğrettin mi o haddi? Belli ki pek dinlememiş seni; ağzını burnunu dağıtıp bir kenara fırlatmış. Sen daha üzerindeki o dayak kokusundan bile kurtulamamışsın kızım. Karşımda dikilmiş şov yapıyorsun ama bedenin acıdan titriyor. Git önce seni bu perişan hâle sokan herifle hesaplaş, sonra karşıma geçip racon kes!”O an, mantığımın son kırıntısı da öfkeme yenik düştü. Belli ki hırpalanmış, şiddet görmüş, canı yanmış bir kadındım ve bu herif karşıma geçmiş, yaralarıma basmaktan keyif alıyordu. Kendime hâkim olamadım. İçimde biriken bütün çaresizliği ve öfkeyi sağ koluma yükleyip o keyifli, ukala çehresine okkalı bir tokat geçirdim.​"Şerefsiz!" diye bağırdım, tokadın şiddetiyle başı sertçe yana savrulurken. ​"Bir kadının yüzündeki darbe izleriyle alay edecek kadar aşağılıksın! Adam mısın sen? Sizin gibi erkek kılığındaki şerefsizler yüzünden kadınlar bu hayatta böyle ezilip harcanıyor! Gücünüz yettiğinde vurup kırarsınız, yetmediğinde de canı yanmış bir kadının yaralarıyla dalga geçip ego tatmin edersiniz. Tüküreyim senin adamlığına da, o sarsılmaz sandığın kibrine de!”
like
bc
İNHİLÂL
Updated at Oct 9, 2026, 03:43
“Haddini bil.” dedi dişlerini sıkarak . Ben hiçbir şey söylemeden Ya öyle mi der gibi bakıyordum alayla karışık bir umursamazlıkla. “Beni onunla bir tutacak cesareti nereden bulduğunu bilmiyorum…” diye devam etti “ama bir daha beni sınama.” Çenesi yeniden kasıldı. "Sabrımın eşiğini geçersen inan bana o taraf senin için hiç güvenli değil." Uras’ın parmakları kolumda biraz daha sertleştiğinde, canımın nasıl yandığını ona göstermek istemedim. Başımı yana eğdim.Dudaklarımda alayla karışık o umursamaz ifade belirdi. “Hadi ya…” dedim sakince “Ne yapacaksın?” Gözlerim kolumu kavrayan eline kaydı.Çenemle tutuşunu işaret ettim. "Tek numaran bu mu? Kolumu böyle sıkarak otorite mi kurduğunu sanıyorsun? " güler gibi bir ses çıkardım burnumdan “Lakin kötü bir haberim var. Alıştım ben buna.” Omuz silktim.“Bak… hissetmiyorum bile.” Yalandı. Parmakları biraz daha bastırsa, kanım kesilecek gibiydi. Kolumdaki baskı bir anda çekilince rahatladığımı sandığım o yarım saniye… tuzaktı. Bir sonraki an, belimden kavrayıp beni kendine doğru sertçe çekti.Nefesim göğsüme çarpıp geri döndü. Mesafe kalmamıştı.Yüzü yüzüme fazlasıyla yakındı; sesi alçaldı ama tonu daha da ağırlaştı. “Beni sakın kışkırtma.” Başını biraz eğdi, nefesini yüzümde hissettim. Gözleri gözlerime kilitliyken konuşmaya devam etti ​"Beni o noktaya getirme. Sana fiziksel bir zarar vermem ama seni benden başka hiçbir ihtimalin kalmadığı bir kadere hapsederim. Ruhun benimle dolduğunda, artık kendin için değil, sadece benim karım olarak nefes alıyor olursun." Sözleri bittiğinde içimde bir şey daha koptu. Bu korku değildi artık; adını koyabildiğim, soğuk bir tiksintiydi. Beni bir insan değil, ele geçirilecek bir alan gibi gördüğünü anladım. Kollarının arasından kurtulmak için bütün gücümle geriye asıldım. Ne kadar kıpırdansam da demir gibi kapanmıştı üstüme. Gözlerim yine doldu ama ağlamadım; ona bunu da vermek istemedim. “İğreniyorum senden,” dedim, sesim titredi ama kelimeler netti.“Beni böyle tutarak, böyle konuşarak… kendini güçlü sanıyorsan yanılıyorsun.Ama şunu bil…” Sözüm yarım kaldı, çünkü boğazımdaki düğüm izin vermedi."Şu andan itibaren sadece öfkemi değil, nefretimi de kazandın.”
like