Üç ay. Bir Canavar. Tek şans.
Basit bir görevim var.
Üç ay içinde, Prometheus Programının en tehlikeli deneklerinden birisini eğiterek insana dönüştürmek ve Savunma Bakanlığının yapacağı etkinlikte normal bir birey olarak boy göstermesini sağlamak.
Hikaye böyle başlıyor.
Ama size tavsiyem; burada kimseye güvenmeyin.
Çünkü anlattıklarımın...
Doğru olduğunu nereden bilebilirsiniz ki?
Canavarın elinde tutsak oluşumun 15.Yılı...
Ölmeme bile izin verilmeyen bu yerde ben sadece onun zevklerinin esiriyim.
Eray Keser...
Onun öfkesinin bedeli, sevincinin hediyesi ve yalnızlığının çaresiyim.
Ben Liyana.
Kimsenin tanımadığı bir kadın.
Şeytanın elinden kurtarılmayı beklerken...
Cehenneme düşeceğimi nereden bilebilirdim?
Beni sevilmemek öldürür sanmıştım.
Sevdiğim adamın, prensesin elini öptüğünü gördüğümde öleceğimi sanmıştım.
Ama hayır. Hiç de öyle olmadı.
Beni öldüren şehrimize saldıran bir canavar oldu.
Ölürken gördüğüm son şey ise, beni kurtarmayı seçmeyen o adamdı.
Gözlerimi açtığımda ve zamanda geriye kaydığımda emin olduğum tek şey vardı;
AŞK İÇİN 1 KEZ DAHA ÖLMEYECEĞİM!
Bir zamanlar dalgaların da ötesinde, adı fısıltılarla anılan bir deniz kızı yaşardı.
Kalbi, karaya ait bir yürekte yankı buldu.
Oysa ki bilmeliydi, okyanus hiçbir sevgiyi,
İki kez basmazdı bağrına.
Bu yüzden ağlar denizin kızı.
Acıyla söyler şarkısını.
Ah, zavallı Miyesa…
Ruhu kalbinde kayboldu.
Tıpkı asla dönmeyecek,
Sessiz bir akıntı gibi.