bc

(Mahalle Kurgusu ) Gönül Yarası +18

book_age18+
4.4K
FOLLOW
48.1K
READ
revenge
forbidden
love-triangle
contract marriage
one-night stand
reincarnation/transmigration
family
HE
time-travel
teacherxstudent
love after marriage
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
arranged marriage
curse
badboy
kickass heroine
neighbor
stepfather
heir/heiress
blue collar
drama
tragedy
sweet
bxb
gxg
lighthearted
serious
mystery
scary
bold
loser
single daddy
soldier
campus
city
office/work place
pack
small town
magical world
cheating
disappearance
enimies to lovers
lies
rejected
secrets
soul-swap
harem
poor to rich
war
love at the first sight
affair
friends with benefits
surrender
addiction
assistant
seductive
like
intro-logo
Blurb

“Onu abisi olarak görüyordu… Ta ki o fotoğrafa Kadar…”

"Aşk, imkansızın sınırlarını zorladığında; mahalledeki dar sokaklar bu aşkın şahidi olacaktı."

Kişiler ve Olaylar Tamamen Hayal Ürünüdür. Gerçek yaşanmış, etkileyici bir aşk hikayesidir.

+18 Sahneler Detaylı Verilecektir.

Derman, Dağlıca’da bir üs bölgesinde astsubaydır. Mahalleden çok yakın komşularının kızı olan Züleyha ise eczacılık fakültesinde öğrencidir. Derman'ın tekrardan mahalleye gelmesiyle onu abisi olarak görmekten vazgeçen Züleyha, Derman'a aşkını itiraf eder ve bütün hikaye burada başlar.

chap-preview
Free preview
Derman
Yazarın Anlatımıyla ; Yüksekova'nın soğuk dağlarında yine nöbetteydi Derman.19OO rakımda ki bu üs bölgesinde şehre inmeyeli tam üç ay olmuştu. Astsubaydı, çok varlıklı olmayan bir ailenin tek oğluydu. Üç aydır kaldığı üs bölgesinde , biriktirdiği her parayı ailesine göndermiş, onları rahat ettirmek için elinden geleni yapmıştı. Ama gurbet zorluyordu onu.. Ailesi ''Bırak gel'' diye ısrar etse de o kimseyi dinlemiyordu. Zaten 3 yıllık imzaladığı sözleşmesinin bitmesine 3 ay kalmıştı, tekrar yenilemeyecek memleketine dönüp o çok istediği hayatı yaşayacaktı. ''Biraz daha para biriksin baba geldiğimde işsiz kalmamam lazım, bir iş kurarız o paraya..'' diyordu. Zordu mesleği ama seviyordu, üs bölgesi üç defa baskın yemesine rağmen gönüllü kalmak istiyordu. Derman 27 yaşında, güçlü, genç ve ne istediğini bilmeyen bir adamdı. Üs bölgesinden indiği zamanlar, onun için bir nefes alma vakti olurdu. Berbere uğrar, saçını üç numara kestirir, aynaya bakarak ; “Yine çok yakışıklısın be oğlum” derdi kendi kendine. Dağların sertliğini yüzünde hissettirmezdi şehire indiği zaman. Şehirde ki kadınların dikkatini çekerdi hemen. Bu onun gururunu okşar, egosunu tavan yaptırırdı. Bugün yine şehre inmiş , üs bölgesindeyken ins******* uygulamasından tanıştığı bir kızla buluşacaktı. Hayatında o kadar boşlukta hissediyordu ki, gördüğü her ilgi bir oyun gibi geliyordu ona. Gelen kız yine geçici bir hevesti onun için. Bir kere görüşür, eğer kız yatmak isterse onunla birlikte olur, devam ederdi ama sonrası asla gelmezdi. Çünkü o evlenmeyi asla istemiyordu. Ailesinin yanına bile zor gidiyordu, evlilik şu an onun ilgisini çekmiyordu. O kafede kendisiyle görüşmek için gelen kızla kahve içerken babası aradı Derman’ı.. Kötü haberdi bu gelen.. “Annen göğüs kanseri oğlum, bugün aldık haberi. Sana söylemedik sonuçlar çıkmadan önce, bırak gel artık Derman.. Bizi sensiz bırakma daha fazla..” Babasından duyduklarıyla ne diyeceğini şaşırmış, az önce kızı görünce yüzünde açan güller solmuştu. Derman hemen izin almak için kalktı masadan. “Kusura bakma bu gelen haber çok önemli, gitmem lazım.” diyerek veda bile etmeden çıkıp gitmişti. Ailesi onun için çok değerliydi. Hele annesi… Öyle severdi ki onu. Şimdi ona bir şey olacak korkusu sarmıştı Derman’ı.. Birlikte şehre indiği bir kaç arkadaşını aradı ve acilen üs bölgesine dönmesi gerektiğini anlattı… Derman gidip annesini görecekti, ne olursa olsun… Küller Mahallesinde ise; Derman’ın annesi Esma Hanım’ın hastalığının haberi çok çabuk yayılmıştı. Bu mahalle de kimse birbirine yabancı değildi. Her komşu birbirine o kadar yakındı ki, artık aile dostları olmuşlardı. Bir de mahallenin Züleyha’sı vardı.. O mahallenin en güzel kızı, mahallenin ilk yüksek okul kazanan kızıydı. Dillere destan güzelliğiyle herkesi kendine imrendirirdi. Züleyha; eczacılık fakültesi ikinci sınıfta okuyordu. Mahallede ki herkes onu görür görmez hangi ilaç neye iyi gelir diye sorarlardı. Kızlar ciltlerini nasıl güzelleştireceklerini sorar, sonra da onun cildinin nasıl bu kadar pürüzsüz olduğunu merak ederlerdi. Züleyha’nın ailesi Derman’ın ailesi ile artık kan bağı değil de can bağı kurmuşlardı. Babaları aynı iş yerinde çalışır, anneleri ise birlikte vakit geçirmeden yapamazlardı. Derman ve Züleyha birlikte büyümüşlerdi. Çocukken Derman onu hep korur, kollardı. Büyünce ne kadar uzaklaşsalar da , yine de birbirlerini sever sayarlardı. Derman astsubay olduğundan beri, pek gelemediği için izinden izine görürdü Züleyha onu. O da aileler birbirlerini yemeğe çağırdıkları içindi, yoksa özellikle görüşmezlerdi. Züleyha o gün eve döndüğünde; annesinin sirke satan suratını gördü. “Ne oldu Zümral sultan? Yüzünden düşen bin parça, babamla mı kapıştınız yoksa yine?” “Yok be annem, Esma teyzen çok hasta.” “Ne oldu anne? Esma teyzenin beli mi ağrıyor yoksa yine?” “Yok kızım, keşke beli ağrısa… Kansermiş ya Esma teyzen, bugün çıkmış sonuçları.” Zümral hanım kaç senelik komşusu, sırdaşı , dostu için üzülüyordu.. Züleyha’da çok üzgündü ama, annesini teselli etmek zorundaydı. “Üzülme anne, ona destek olmamız lazımken sen de kendini bırakma. Hem Derman’ da yok kim bakacak kadına yine bizler destek olacağız.” “Derman geliyormuş izin almış, bugün yarın burada olurmuş. Ne yapsın oğlan, taş patlasa bir ay kalabilir.” Züleyha, Esma teyzesine bir çorba yapmaya geçti hemen. Onun domates çorbasını çok severdi herkes. Züleyha’nın elini kattığı her şey şifa olurdu onlara zaten. Derman ve Züleyha ikisi de tek çocuklardı. Derman bunun keyfini sürerken; Züleyha babası tarafından ezilip, hor görülüyordu. Hem de neresi olursa olsun hiç farketmez rezil ederdi babası kızını. “Ne vardı ulan tek kız sen olacağına, bir oğlum olsaydı keşke..” diye söylenirdi kızın yüzüne.. Babası evde emirler dağıtır, dışarıda da kızım eczacı olacak diye övünürdü.Zavallı kız da bilemezdi babasına nasıl davranacağını. Seviyor mu? Sevmiyor mu? diye düşünürdü kendi kendine. O gün domates çorbasını götürdüler annesiyle birlikte, Esma teyzesine. Kadının solgun yüzüne bakamadı bile Züleyha. Oysa Esma teyzesi, hep güler yüzü ile karşılardı geleni.. Bu sefer kendini teselli edecek hali kalmamıştı. Yeğeni gelmişti ona bakmaya, Derman gelene kadar o kalacaktı yanında. Züleyha, odada asılı duran Derman’ın üniformalı fotoğrafını gördü bir an.. Uzun uzun baktı, bu bakışına kendi bile anlam veremedi.. Arkadaşını mı özlemişti yoksa? Eve gelip yatağa girdiği an bile Derman’ın resmi geliyordu gözünün önüne. Hiç yapmayacağı bir şey yapıp, telefonu eline aldı ve mesaj yazdı Derman’a. “Yoldaymışsın Derman, annen iyi olacak. Seni rahatlatmak için söylemiyorum. Merak etme, aklın burada kalmasın. İyi yolculuklar sana.” yazıp gönderdi Züleyha.. Arkadaşımın içini rahatlatmak istedim dedi kendi kendine. Ama kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Züleyha’nın beklediği cevap çok gecikmedi. “Sağol Züleyha, sabaha oradayım. Annem size emanet bacım.” Bacım mı ? Bacım mı demişti o? Hiç bir zaman öyle demezdi ki Derman ona. Züleyha gelen mesaja bozulmuştu, tekrar cevap yazma ihtiyacı bile duymadı. “Ben onu arkadaşım olarak görüyorum, adamın dediğine bak.” diye söylenerek uykuya daldı Züleyha. Derman’a yol bitmiyordu. Bir an önce annesine gitmek , iyi olduğunu kendisi görmek istiyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla gelmişti memleketine. Otogarda inip, taksiyle geçti eve. Babasını rahatsız etmek istemedi, hem annesi tek kalsın da istemezdi. Evin kapısını kendi anahtarıyla açıp girdi, eve, Herkes uyuyordu, ama annesi yavrusunun kokusunu almaz mı hiç? Gözlerini açtı hemen Esma.. “Derman oğlum.. Sen mi geldin?” Karşısında dikilen oğluna bakıp ayağa kalktı. Ne zamandır görmüyordu oğlunu, hasretle kucakladı. Babası ve kuzeni de kalktılar seslerine. Evde ki hastalık havası yerini bayram havasına bırakmıştı. İki yan evde ki Züleyha ise gece boyunca ilkleri yaşıyordu. Rüyasında görmüştü Derman’ı. Uyanıp salak salak etrafa baktı, “bilinç altı işte.” diye geçiştirdi kendini. Ama bilemezdi, kaderin ona hazırladıklarını, o rüyanın sahibinin onu nasıl dermansız bir derde sürükleyeceğini…

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Tutku'nun Esiri

read
27.2K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

ALFABETA (+18)

read
29.9K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
11.5K
bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.1K
bc

ÇAPKIN +18 (365 Gün Serisi)

read
25.4K
bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
8.0K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook