bc

KAN VE DOLUNAY (+18)

book_age18+
9
FOLLOW
1K
READ
dark
HE
fated
shifter
bxg
kicking
werewolves
another world
superpower
like
intro-logo
Blurb

Adamın çığlığı ormanı doldurdu.

Kael tek bir hamlede onu yere serdi.

Hiç acele etmiyordu.

Sanki zaman onun için durmuş gibiydi.

Elini adamın göğsüne koydu.

Bir anlık sessizlik…

Sonra—

kan.

Kael’in eli yavaşça geri çekildiğinde…

adamın kalbi hâlâ avucundaydı.

Donup kalmıştım.

Nefes alamıyordum.

Gözlerim o manzaraya kilitlenmişti.

Ama Kael…

bana bakıyordu.

Sanki yaptığının hiçbir önemi yokmuş gibi.

Sanki…

benim tepkim daha önemliymiş gibi.

Gözlerimi ondan alamıyordum.

Bu… bir insan değildi.

Bu bir canavardı.

Bir adım geri attım.

Sonra bir tane daha.

Kalbim göğsümü parçalayacak gibiydi.

Kaçmam gerekiyordu.

Arkamı döndüm.

Koşmaya başladım.

Ama sadece birkaç saniye…

Bir anda kolumdan yakalandım.

Sırtım sertçe ağaca çarptı.

Nefesim kesildi.

“Bırak beni!” diye bağırdım.

Sesim… bana bile yabancıydı.

Kael hiç kıpırdamadı.

Gözleri üzerimdeydi.

Soğuk.

Aç.

Tehlikeli.

Üzerine sıçrayan kan hâlâ kurumamıştı.

Yavaşça yaklaştı.

Kaçamadım.

Kaçamıyordum.

Eli çeneme uzandı.

Zorla başımı kaldırdı.

Gözlerimi onunkilerden kaçırmaya çalıştım…

ama izin vermedi.

“Bana bak.”

Sesi alçaktı.

Ama emirdi.

İstemeden baktım.

Ve o an…

içimde bir şey kırıldı.

“Kaçabileceğini mi sandın?” diye fısıldadı.

Başımı salladım.

“Lütfen…” dedim.

Ama ne dediğimi ben bile bilmiyordum.

Dudaklarıma baktı.

Sonra tekrar gözlerime.

Ve gülümsedi.

Karanlık bir gülümsemeydi bu.

“Geç kaldın.”

Kalbim duracak gibiydi.

Bir şey söyleyemeden…

beni kendine çekti.

Öpücüğü sertti.

Kaçış yoktu.

Nefes alamıyordum.

Ellerim onu itmeye çalıştı…

ama gücü karşısında hiçbir şey yapamadım.

Bu bir öpücük değildi.

Bu…

bir sahiplenmeydi.

Beni bıraktığında nefes nefeseydim.

Gözlerim korkuyla ona kilitlenmişti.

Kael alnını alnıma yasladı.

Ve fısıldadı:

“Artık nereye kaçarsan kaç…

sonun yine bana çıkacak.”

On sekiz yaşımda ölmem gerekiyordu.

Ama kaderim…

beni ölümden daha tehlikeli birine bağladı.

Kael Darkmoor.

Ve ben…

ondan kaçamıyordum.

chap-preview
Free preview
Bölüm 1 — Kanlı Dolunay
“Bugün doğum günümdü. Ve doğduğum gün… öleceğim gün oldu.” Dışarıdan gelen neşe dolu kahkahalar kulaklarımı doldurdukça, acı dolu gözyaşlarım tenimi yakarcasına yanaklarımdan süzülüyordu. Adımlarımı cama doğru çevirdim ardından durdum.Ateşin etrafında gülüp eğlenen sürü üyelerine baktım. O kadar mutlulardı ki… sanki bu gece sürülerinden biri ölmeyecekti. Sanki ben ölmeyecektim. Kimi kandırıyordum ki? Onların gözlerindeki o parıltının sebebi bendim. Yıllardır sürülerinin üzerine kara bir gölge gibi çöken o kızdan sonunda kurtulacaklardı. Lanetli kız bu gece ölecekti. En azından onların inandığı buydu. Ama bilmedikleri bir şey vardı. Ben onların kurtuluşu değil… felaketiydim. Bir karabasan gibi rüyalarına çökeceğimden habersizlerdi. Ben Kızıl Pençe sürüsünün Alfasının tek varisiydim. Elara Nightbane. Bu gece lanetimden kaçmayacaktım. Onu sahiplenip kehaneti kendi ellerimle gerçekleştirecektim. Ve o an geldiğinde… hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bu gece ruh eşimi bulacaktım. Ve on sekiz yıl boyunca bana yaptıkları her şeyin hesabını… hepsine, tek tek ödetecektim. Derin bir nefes aldım ve kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açmadan önce son kez odama baktım. Ne bu odayı ne de bu sürüyü asla özlemeyecektim. Kapıyı açmadan önce sehpanın üzerinde duran şamdamı aldım ve dikkat çekmeyeceğini düşünerek arkama sakladım. Kapıyı açtığımda sırtını duvara yaslayarak ıslık çalan birisi vardı. Her zaman odamın önünde nöbet bekleyen bu kişi babamın en sevdiği savaşçılardan birisiydi. Adı Cedrick ‘ di. Sesi duyduktan sonra başını olduğum yere çevirdi ve yüzü anında ekşi bir şey yemiş gibi bir ifadeye büründü. Hislerimiz karşılıklı Cedrick , emin olabilirsin. “Ne oldu lanetli kız, uyuyamadın mı yoksa?” Adımları bana doğru yaklaştı ardından keyifle gülümsedi. O gülümsemeyi bıçakla kesip atmak istiyordum. “Gerçi ne önemi var gecenin sonunda zaten öleceksin. Henüz nefes alabiliyorken bunun keyfini çıkar.” Suratının tam ortasına yumruk atmak istiyordum fakat şuan öfkeyle hareket etmenin zamanı değildi. Oscarlık bir performansla düşüyormuş gibi yapıp kapıya tutundum ve gözlerimi sıkı sıkı kapatarak çığlık attım. “ Ah!” Cedrick birden kolumu tuttu ve düşmemi engelledi. “ Şimdiden dolunay seni etkiledi mi yoksa. Neyse çok fazla beklememize gerek kalmayacak o zaman.” Yeterince yaklaştığına kanaat getirdikten sonra birden gözlerimi açtım ve tüm gücümle arkamdaki şamdanı kafasına geçirdim. Yere yığıldığında yer kan içinde kalmıştı. İşime yarayacağını düşünüp belinde bir şey olup olmadığına baktım ve bulduğum gümüş hançerle gülümsedim. Anında onu alıp belime koydum. Ayağımla karnına tekme atarak üzerinden geçtim ve Cedrick uyanmadan kaçmaya başladım. Dikkatli adımlarla sürü evinden çıktım ve etrafıma bakınarak ormana girdim. Derin bir nefes aldım, sürü evinden kurtulmayı başarmıştım. Yeterince uzaklaşana kadar tüm gücümle koştum. Yorulduğumda yavaşladım ve bir ağaca yaslanarak soluklanmaya başladım. Cedrick kısa bir süre içinde uyanacaktı ve tüm sürüye kaçtığımı söyleyecekti. Bu benim ilk ve son şansımdı. Ya kaçacaktım ya da ölecektim. Ay Tanrıçasına sessizce dua ettim. “Lütfen Tanrıça bana yardım et!” Ormanın sessizliğinde adım sesleri kulağımı doldurduğunda hiç düşünmeden kaçmaya başladım. Arkamdan gelen uluma sesiyle korkudan nefesim kesildi, sendeleyerek yere düştüm. Hızlıca kalktığımdaysa peşimdeki kişi çoktan önüme gelmişti. “Nereye gidiyorsun, küçük lanetim?” Karşımdaki adam altın sarısı gözlerini bana dikmiş ve hızla üzerime yürüyordu. Ta ki sırtım arkamdaki ağaca çarpana kadar. Durmak zorunda kaldığımda önüme geldi ve durarak beni baştan sona incelemeye başladı. “Kimsin sen?” İğrenircesine dudaklarımdan çıkan cümle onu fazlasıyla eğlendirmişti. “Ah ne kadar kabayım kendimi tanıtmadım. Ben Kara Diken sürüsünün Alfası Varek Blackthorn. “ konuştuktan sonra ellerini saçıma geçirdi ve çekerek boynumu ortaya çıkardı. Korkudan bir süre donup kaldım sonrasında belimdeki hançer aklıma geldiğinde onu gizlice çıkardım. “Bu gece yıllarca beklediğim o an geldi. Kanlı Dolunay’ın altında bu gece benim olacaksın.” Gözleri kurdunun rengini aldı ve dişlerini tam boynuma geçirmek üzereydi ki elimdeki bıçağı sırtına geçirip onu ittim. “Asla senin olmayacağım.” Kısa sürelik duraklama yaşadı ve kaçmaya yeltendiğim an beni tekrardan yakaladı. “Anlaşıldı sınırını sonuna kadar zorlayacaksın fakat ben sabırlı bir adam değilim” Sırtına batırdığım bıçağı aldı ve ben itiraz bile edemeden karnıma batırdı. Onun kanı benimkine karıştı. Dudaklarımdan acı dolu bir çığlık çıktı ve acıdan gözümden yaşlar süzüldü. “ Yaşamak istiyorsan bana yalvaracaksın!” Diye bağırdı fakat onun bağırışını bastıracak bir şey oldu. Tüm ormanda bir kükreme yankılandı ve Varek olduğu yerde kaldı ben de ayakta duramayıp yere düştüm. “Ona dokunduğun an… kendi ölümünü seçtin.” Kısık gözlerimle sesin geldiği yöne baktım. Buz mavisi gözlü bir adam buraya bakıyordu tehditkarca. Kısa bir an göz göze geldik ve daha fazla gücüm kalmadı. Bilincim beni terk etmeden önce gördüğüm son şey mavi gözlü adamın Varek denen yaratığa saldırmasıydı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
549.0K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.2K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
88.7K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
37.6K
bc

Tutku'nun Esiri

read
31.9K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
57.2K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook