bc

UYUMSUZ RİTİMLER

book_age18+
0
FOLLOW
1K
READ
dark
forbidden
system
brave
bxg
hackers
mercenary
campus
highschool
high-tech world
another world
dystopian
musclebear
civilian
like
intro-logo
Blurb

Gelecekte, toplumsal huzuru ve boşanma oranlarını sıfırlamak için devlet tarafından "Aşk Kanunu" adında bir yasa çıkarılmıştır. İnsanlar 25 yaşına geldiklerinde, yapay zekanın mükemmel uyum algoritmasına göre atanmış eşleriyle evlenmek zorundadır.Sistemin kusursuz işleyişini denetleyen kıdemli bir "Aşk Müfettişi", yasa dışı yollarla birbirine aşık olmuş ve algoritmayı hacklemiş bir çifti yakalar. Ancak onları sorgularken, kendi mükemmel eşiyle hiç hissetmediği gerçek bir "çekim ve duygu" dalgasına şahit olur. Müfettiş, yasayı mı uygulayacak yoksa kendi hayatını mı sorgulayacaktır?

chap-preview
Free preview
Bölüm 1: Algoritmanın Soğuk Şafağı
Veri Şehri 01’de sabah, güneşin doğuşuyla değil, merkezi kulelerin tepesindeki devasa projektörlerin gri gökyüzünü yırtan çiğ beyaz ışığıyla başlardı. Saat tam 06.00’da, şehrin her bir sokağında, her bir konut bloğunun beton koridorlarında ve her bir yatak odasının tavanındaki hoparlörlerde aynı mekanik, pürüzsüz kadın sesi yankılandı: "Günaydın değerli vatandaşlar. Bugün 22 Eylül. Hava sıcaklığı on iki derece, hava kalitesi endeksi sınırda. Büyük Uyum Konseyi, huzurlu ve verimli bir gün diler. Unutmayın: Düzen uyumdur, uyum huzurdur, aşk rasyoneldir." Müfettiş Alp Soykan, bu sesin ilk hecesi havaya karıştığı an gözlerini açtı. Alarmın çalmasını beklememişti; zaten yıllardır biyolojik saati bu faşizan disiplinin bir parçası haline gelmişti. Yataktan kalkarken sol bileğinde hafif bir ağırlık hissetti. Ritim-Kilit, cildine gömülü mekanik dişlileriyle oradaydı. Küçük, dairesel dijital ekranında yeşil sayılar yanıp sönüyordu: 62 bpm. Kalp ritmi mükemmel bir sakinlikteydi. Devletin istediği gibi; heyecansız, korkusuz, aşksız. Odanın diğer tarafında, tam bir simetriyle yerleştirilmiş diğer yatakta karısı Selin de aynı mekanik hareketlerle doğruldu. Saçları, sanki hiç uyumamış gibi düzgün, yüzü ise bir mermer kadar ifadesizdi. Birbirlerine bakmadılar, günaydın demediler. Çünkü Büyük Uyum Konseyi’nin evlilik genelgesine göre, sabahın ilk on prescription dakikası "zihinsel arınma ve güne odaklanma" süresiydi. Gereksiz kelimeler, enerji israfı ve veri kirliliği demekti. Alp, jilet gibi ütülü, koyu gri askeri kesim müfettiş üniformasını üzerine geçirdi. Aynanın karşısına geçtiğinde, şakağındaki sibernetik veri portunun çevresindeki hafif kızarıklığı fark etti. Dün gece sisteme çok uzun süre bağlı kalmıştı. Mavi gözlerindeki yorgunluğu gizlemek için dik durdu, çenesini gerdi. O, Aşk ve Uyum Denetim Merkezi’nin en ölümcül, en sadık tazısıydı. Bu şehirdeki milyonlarca insanın kalbini denetleyen adamdı. Mutfaktaki paslanmaz çelik masaya oturduklarında, kahvaltıları çoktan otomatik dağıtıcı tarafından servis edilmişti. İki gri kâse, içinde tam olarak sekiz yüz kalori, kırk gram protein ve vücudun günlük ihtiyacı olan tüm vitaminleri barındıran besleyici bulamaç. Devlet, vatandaşlarının ne yiyeceğine de karar verirdi; zira fazla şeker ajitasyona, fazla kafein ise kalp ritminin bozulmasına yol açabilirdi. Selin, elindeki kaşığı ritmik bir şekilde kâseye daldırırken ilk kez konuştu. Sesi, çalıştığı Algoritma ve Nüfus Planlama Dairesi’ndeki bilgisayarlardan farksızdı. "Alp, bu sabahki veri analiz raporlarında ilginç bir sapma gördüm. Bölge 4’teki genç nüfusun gece yarısı nabız ortalaması yüzde 1.2 yükselmiş. Merkezi yapay zeka, bunun mevsimsel bir salgın ya da siber bir ajitasyon olabileceğini öngörüyor." Alp, bulamacından bir kaşık alırken gözlerini karısının yeşil, donuk gözlerine dikti. "Bölge 4, yeraltı güç hatlarının geçtiği yer. Rutubet ve ağır iş koşulları nabzı etkiler. Müfettişler her noktayı izliyor, Selin. Endişelenmene gerek yok." "Endişelenmiyorum," dedi Selin düz bir tonla. "Sadece sistemin optimizasyonunu düşünüyorum. Yarın bizim de evlilik uyum testinin beşinci yıl dönümü güncellemesi var. Algoritmanın bizi yeniden onaylaması için verilerimizin kusursuz kalması gerekiyor." "Kusursuz kalacak," dedi Alp. İçinde en ufak bir kıpırtı, bir sıcaklık ya da öfke yoktu. Selin onun için bir eş değil, devlet tarafından aynı daireye atanmış bir iş ortağı, bir oda arkadaşıydı. Beş yıl önce bilgisayar onların genetik, psikolojik ve sosyal verilerini eşleştirmiş ve "Bu iki birim, toplumsal huzur için en yüksek uyum oranına sahiptir" diyerek onları bu eve yerleştirmişti. Aşk yoktu. Saygı, sadece yasalara olan saygıdan ibaretti. Kahvaltı bittiğinde ikisi de kâselerini temizleme ünitesine bıraktı. Alp, kapıya yönelirken Selin arkasından seslendi: "Uyumla kal, Müfettiş." "Uyumla kal, Analist." ... Alp, binadan dışarı çıktığında Veri Şehri 01’in soğuk havası yüzüne çarptı. Sokaklar, üzerlerinde sadece numaralar yazan gri tulumlar giymiş insan dalgalarıyla doluyordu. Herkes aynı yöne, fabrikalara, bakanlıklara, veri merkezlerine doğru yürüyordu. Kimse birbirinin yüzüne bakmıyor, kimse sokakta durup bir iş arkadaşıyla el sıkışmıyordu. Kamusal alanda fiziksel temas, potansiyel bir "hormonal tetikleyici" olduğu için Madde 9 uyarınca yasaktır ve cezası üç hafta hücre hapsidir. Başını yukarı kaldırdı. Gökyüzündeki devasa holografik ekranlardan birinde, Propaganda ve Kamu Aydınlatma Bakanlığı’nın kıdemli konuşmacısı Kerem Aydın’ın kusursuz, beyaz dişli gülümsemesi belirdi. Sesi tüm caddede yankılanıyordu: "...Ve unutmayın sevgili vatandaşlar, eski dünyanın o karanlık, bencil çağlarında insanlar 'aşk' adını verdikleri bir akıl tutulmasının peşinden koşarlardı. Yıkılan yuvalar... Hepsi bu kontrolsüz biyolojik virüs yüzündendi. Ama bugün, Büyük Uyum Konseyi sayesinde kalplerimiz güvende. Algoritma sizin için en doğru eşi seçer, Ritim-Kilit’leriniz sizi korur. Devlete güvenin, algoritmalara teslim olun!" Alp, Kerem’in o yapay karizmasından her zaman tiksinmişti ama adamın söyledikleri sistemin mutlak doğrusuydu. Aşk Denetim Merkezi’nin (ADM) o devasa, siyah camdan kulesine yürüdü. Kapıdaki siber tarayıcılar şakağındaki soketi ve bileğindeki Ritim-Kilit'i okuyarak onu içeri aldı. Masasına oturduğunda, doğrudan zihnine bağlanan holografik ekranları açtı. Önünde binlerce kırmızı, sarı ve yeşil nokta yanıp sönüyordu. Her nokta, bu şehirdeki bir insanın kalbiydi. Tam o sırada başmüfettişin odasından bir çağrı aldı. Koridorları geçip, duvarlarında geçmişteki büyük "Duygu Temizlikleri"nin fotoğrafları olan o soğuk odaya girdi. Masanın arkasında, tüm heybetiyle oturan adam, bu sistemin kurucularından biri olan Muzaffer Yılmaz’dı. Muzaffer, Alp’in hem akıl hocasıydı hem de bu merkezde babasından görevi devraldığı sert bir otoriteydi. Muzaffer, önündeki şeffaf veri tabletini Alp’e doğru kaydırdı. Yüz çizgileri gergindi. "Alp," dedi sesi pürüzsüz ama ağırdır. "Merkezi yapay zeka sisteminde iki farklı vatandaşın veri loglarında tuhaf bir tutarsızlık yakaladık. Büyük bir ihlal ya da doğrudan bir eylem yok. Henüz bir yakınlaşma, fiziksel temas ya da sisteme yönelik bir hackleme sinyali de yok. Ancak günün belirli saatlerinde, bu iki kişinin Ritim-Kilit verilerinde mikro düzeyde anlık dalgalanmalar, küçük ritim değişiklikleri tespit edildi." Muzaffer tablete dokundu ve ekranda iki kişinin kalp ritim grafiği belirdi. Grafikler günün sadece iki farklı anında, dakikada 85-90 vuruş sınırına yaklaşıp hemen ardından hızla normale dönüyordu. Bu, panik değildi; heyecanla karışık, neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük bir senkronizasyondu. "Bu iki birim kim?" diye sordu Alp.Muzaffer ekrandaki iki fotoğrafı büyüttü. İlk fotoğrafta, altyapı şebekelerinde teknisyen olarak çalışan Umut Karaca vardı. Umut’un sistem tarafından atandığı eşi Aslı Karahan da aynı lojistik dairesinde görev yapıyordu. İkinci fotoğraftaki isim ise Devlet Arşivleri’nde restoratör olarak çalışan Deniz Yılmaz’dı. Deniz, sistem gereği propaganda bakanı Kerem Aydın ile eşleşmişti. Muzaffer ekrana bakarken gözlerini kıstı. "Deniz benim kızım, Alp. Onun soyadı ve kanı bu sisteme leke getiremez. Ritimlerindeki bu anlık değişimlerin sebebini bizzat ben gözlemleyeceğim. Arşiv Dairesi benim doğrudan denetimim altında, onun her adımını, her ekran kaydını kendi masamdan izleyeceğim. Senden istediğim ise diğer birim. Umut Karaca." Muzaffer ayağa kalktı, ellerini arkasında birleştirdi. "Umut’u yakın takibe alacaksın. İşine sadık bir asker olduğunu biliyorum. Bu sinsi ritim değişikliklerinin arkasında ne olduğunu bulmanı istiyorum. Nerede, ne zaman ve nasıl bu dalgalanmayı yaşıyorlar? Bu iki kişinin gün içinde yollarının nerede kesiştiğini, birbirlerine ne kadar mesafede olduklarını dakika dakika raporlayacaksın. Tek bir açık kapı, tek bir sistemsel zafiyet istemiyorum." Alp tableti eline aldı. Şakağındaki veri soketine bilgileri yüklerken yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu. Devletin faşizan düzenini korumak, onun varoluş amacıydı. Henüz ortada büyük bir aşk hikayesi yoktu; sadece sistemin kusursuz çarkları arasına sızmaya çalışan iki küçük pürüz vardı. Ve Alp, o pürüzleri temizlemek için eğitilmiş en sert ajandı. "Anlaşıldı, Müdürüm," dedi Alp katı bir ses tonuyla. "Umut Karaca’nın attığı her adımı, aldığı her nefesi raporlayacağım. Bu ritimlerin kaynağını bulup önünüze getireceğim." Odadan çıkarken Alp, sisteme tehdit oluşturabilecek her türlü anomalinin üzerine basıp geçmeye hazır, soğuk ve acımasız bir devlet askeri olarak koridorda ilerledi. Av başlamıştı, ama bu avın henüz ne kadar yavaş, ne kadar derinden ve ne kadar tehlikeli bir yöne evrileceğinden habersizdi.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Inferno Demon Riders MC: My Five Obsessed Bullies

read
1.1M
bc

The Messenger

read
120.2K
bc

The Silver Wolf

read
345.2K
bc

Yüzbaşının Cerrahı

read
905.1K
bc

The Billionaire’s Intern

read
972.4K
bc

The MC President's Forsaken Wife

read
80.3K
bc

Chosen, just to be Rejected

read
793.8K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook