bc

Borana Düşen Cemre: Aşkın yaşı

book_age18+
2.1K
FOLLOW
15.6K
READ
family
age gap
heir/heiress
city
like
intro-logo
Blurb

Biri gücün ve servetin zirvesinde bir iş adamı; diğeri hayata tutunmak için hem okuyup hem çalışan genç bir temizlikçi.

Gani Boran ve Cemre Evren... İki uç dünyanın kesiştiği bu eşikte, bildikleri tüm kurallar yeniden yazılacak.

Keyifli okumalar.

chap-preview
Free preview
Gani Boran
İstanbul’un en yüksek plazasının kırkıncı katında, dışarıdaki fırtınanın uğultusu devasa camlara çarparak yok oluyordu. Boran Holding’in tek hakimi Gani Boran, masasının arkasında bir o yana bir bu yana öfkeyle yürürken adeta bastığı yeri titretiyordu. Gani, kırk beş yaşındaydı. Yüzünün keskin hatları, her an patlamaya hazır bir bombayı andıran çatık kaşları ve bakışlarındaki o acımasız soğukluk, etrafındaki herkes için birer uyarı levhası gibiydi. Hayat onu sertleştirmiş, sırtına bindiği her yük kalbini biraz daha taşa çevirmişti. O, gücünü öfkesinden ve kimsenin aşamadığı o kalın, karanlık duvarlarından alıyordu. Bu gece, holdingin geleceğini etkileyecek büyük bir sızıntıyı, en yakınındaki adamların ihanetini öğrenmişti ve içindeki fırtına dinmek bilmiyordu. "Sikerim böyle işi de, vereceğiniz güvenceyi de!" diye kükredi Gani, elindeki kristal bardağı büyük bir hırsla duvara fırlatırken. Bardak gürültüyle tuzla buz oldu, içindeki viski duvardan aşağı süzüldü. "Ulan hepsi mi kansız, hepsi mi arkamdan iş çevirir be! Alayının amına koyayım!" Tam o sırada kapı yavaşça, adeta açılmamak ister gibi gıcırdadı. Gani öfkeyle o tarafa döndü, gözlerinden adeta ateş fışkırıyordu. İçeri süzülen beden, bu fırtınalı odanın tam zıttıydı. Cemre, elindeki temizlik arabasının arkasına saklanırcasına duran, ürkek adımlarla içeri girdi. Cemre, yirmi beş yaşında bir üniversite öğrencisiydi. Gündüzleri hukuk fakültesinde ders kitaplarının arasında kaybolurken, geceleri okul masraflarını ödeyebilmek ve bu şehirde hayatta kalabilmek için bu devasa plazada temizlik yapmak zorundaydı. O, hırpalanmış bir kır çiçeği kadar masum ve bir o kadar da savunmasızdı. Üzerindeki solgun gri önlüğün içinde adeta kaybolmuş gibiydi. Gözleri, her an bir darbe alacakmış gibi korkuyla fal taşı gibi açılmıştı. Cemre, Gani Boran’ın o efsanevi öfkesini ve ağzından çıkan zehirli küfürleri duyunca adeta yerine çivilendi. Yerdeki cam kırıklarını ve duvardaki viski lekesini görünce korkusu ikiye katlandı. "Ben... Ben çok özür dilerim Gani Bey," dedi Cemre. Sesi o kadar kısık ve titrekti ki, odadaki ağır havada asılı kaldı. Adımını geri atmak istedi ama dizlerinin bağı çözülmüş gibiydi. "Işıkların kapalı olduğunu sanmıştım... Hemen çıkıyorum." Gani, arkasını dönüp ona baktığında gözlerindeki o yırtıcı ifade yumuşamadı. Aksine, kendi cehenneminin ortasında birinin onu böyle zayıf ve kontrolsüz görmesi öfkesini daha da körüklemişti. "Kim verdi lan sana buraya bu saatte girme cüretini?!" diye gürledi Gani. Sesi odada adeta yankılandı. "Hangi sik kafalı kapıyı açık bıraktı? Siktir git dışarı, kafamı siktiniz gece gece!" Cemre, bu sert ve küfürlü çıkışla irkilerek geriye doğru bir adım attı. Korkudan nefesi boğazında düğümlenmişti, gözleri anında doldu. Elindeki temizlik bezini öyle sıkı sıkıya tutuyordu ki parmak uçları bembeyaz kesilmişti. Başını öne eğdi, hıçkırığını gizlemeye çalışarak aceleyle arabasını geri çekmeye çalıştı. Ancak aceleciliği ve titremesi yüzünden arabanın üzerindeki deterjanlı su kovası büyük bir gürültüyle yere devrildi. Yere saçılan kirli su ve metal kovanın çıkardığı o tiz gürültü, odadaki gerilimi tahammül edilemez bir noktaya ulaştırdı. Cemre, dehşet içinde dizlerinin üzerine çöktü. Korkudan titreyen elleriyle yerdeki suyu bezle silmeye çalışırken hıçkırıklarına engel olamadı. "Özür dilerim... Çok özür dilerim, sakar kafam... Hemen temizliyorum, lütfen kovmayın beni," diye fısıldadı. Sesi, çaresiz bir yakarışı andırıyordu. "Okulum var, sınavlarım var... Bu işe ihtiyacım var, lütfen Gani Bey." Gani, yerdeki kıza bakarken şakaklarındaki damarların zonkladığını hissetti. Karşısındaki bu gencecik kız, onun iş dünyasındaki rakipleri gibi plan kurmuyor, arkasından iş çevirmiyordu; sadece hayatta kalmaya çalışıyordu. Ve şu an karşısında adeta tir tir titriyordu. Gani, hayatı boyunca çok insandan korku görmüştü ama bu kızın korkusu başkaydı. Bu, doğrudan onun yırtıcılığına karşı duyulan saf, hayati bir korkuydu. "Yeter!" diye bağırdı Gani ama bu kez sesi az önceki kadar yüksek değildi. Daha çok bıkkın ve sertti. "Bırak şu serseri bezi elinden. Silme!" Cemre işittiği sesle irkildi ama ellerini çekmedi. Kovulma korkusu, adamın öfkesinden daha ağır basıyordu. "Lütfen... Temizleyeyim, hemen bitecek." "Sana bırak dedim!" diye gürledi Gani tekrar. Ağır adımlarla kıza doğru yürüdü. Cemre başını daha da öne eğdi, gelecek herhangi bir darbeye karşı kendini korumak ister gibi omuzlarını büzdü. Gani onun bu savunma refleksini görünce duraksadı. Göğsünde tuhaf, adını koyamadığı bir sıkışma hissetti. Kırk beş yıllık hayatında kendini hiç bu kadar haksız ve kaba hissetmemişti. Gani, Cemre’nin tam önünde durdu. Pahalı İtalyan ayakkabıları yerdeki deterjanlı suyun içindeydi ama umurunda bile değildi. Eğildi, sert ve nasırlı eliyle kızın ince bileğini kavradı. Dokunuşu sertti ama canını yakacak kadar değil, sadece onu durduracak güçteydi. "Sana bırak dedim, duymuyor musun?" dedi Gani, sesi bu kez hırıltılı ve kısıktı. "Kalk ayağa." Cemre yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinden süzülen yaşlar yanaklarını ıslatmıştı. Gani’nin o karanlık, dipsiz gözlerine baktığında içindeki korku dalgası yavaşça yerini derin bir şaşkınlığa bıraktı. Adamın gözlerinde öfkeden başka bir şey vardı; sanki kendi karanlığında kaybolmuş bir ruhun çaresizliği gibi. Gani, kızın bileğini bıraktı ve doğruldu. Cebinden çıkardığı mendili kaba bir tavırla Cemre’ye doğru fırlattı. "Al şunu. Yüzünü gözünü sil. Gece gece asabımı bozma benim," dedi sertçe. Arkasını dönüp masasına doğru yürüdü. "Yarın insan kaynaklarına gitmeyeceksin, kimse seni kovmayacak. Şimdi siktir git buradan. Gözüm görmesin seni." Cemre yerdeki mendili aldı, titreyen adımlarla ayağa kalktı. Gani’nin ona arkası dönüktü, camdan dışarıyı izliyordu. Kız, devrilen kovasını ve arabasını aceleyle toparladı. Bir saniye bile kaybetmeden, arkasına bakmadan odadan çıktı. Kapı kapandığında koridorda yankılanan hızlı adımları Gani’nin kulağına kadar geldi. Gani, sessizliğe bürünen odada tek başına kalmıştı. Yerdeki ıslaklığa, kırık cam parçalarına baktı. İçindeki o büyük öfke fırtınası, garip bir şekilde yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı. O gencecik kızın gözlerindeki o ürkek, masum bakış zihnine kazınmıştı. "Sikeyim böyle geceyi," diye mırıldandı kendi kendine, cebinden yeni bir sigara çıkarıp yakarken. Bu sadece bir başlangıçtı; her ikisi de henüz farkında olmasa da, o odada dökülen kirli suyun üzerinde iki farklı dünyanın ilk çarpışması gerçekleşmişti. Ve ne Gani’nin kalın duvarları ne de Cemre’nin korkuları bu çarpışmanın getireceklerini engellemeye yetmeyecekti.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

DİYET

read
45.7K
bc

Odun Külü

read
244.0K
bc

ESK-AŞK (mahalle) +18

read
48.4K
bc

ASEF- İ HASRET

read
4.1K
bc

İÇİMDEKİ YABANCI

read
1K
bc

ZEYŞAN | TÖRE |

read
35.0K
bc

GÜÇLÜ KADIN

read
8.7K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook