Gönül Hanım’ın meşhur vişneli keki ve dumanı tüten çaylar, bahçedeki ferforje masaya servis edilmişti. Gönül Hanım, Kerem’e bakıp gülümseyerek, "Kerem oğlum, Selin sana emanet. Ben biraz içeri geçip şu çiçeklerle ilgileneyim," diyerek onları baş başa bıraktı. Aslında amacı Selin’in biraz olsun neşelenmesini sağlamaktı.
Masada Kerem, Selin ve tabii ki masanın tam ortasındaki kek tabağına sanki tadına bakabilecekmiş gibi iştahla bakan Murat vardı.
Murat, burnunu keke yaklaştırıp derin bir nefes aldı. "Selin, bu kadın bir dahi. Vişnenin kokusu buraya kadar geliyor. Keşke bir ısırık alabilsem, resmen işkence bu," dedi sahte bir üzüntüyle.
Selin kıkırdayarak Kerem’e döndü. Kerem, Selin’in kime güldüğünü bildiği için tabağındaki keki işaret etti. "Murat yine yemeklere mi sulanıyor? Söyle ona, o sadece bakabilir ama ben hepsini yiyeceğim!"
Kerem büyük bir iştahla bir lokma aldı. Murat ise Kerem’in tam karşısına geçip kollarını göğsünde kavuşturdu. "Bak hele bak... Nasıl da nispet yapar gibi yiyor. Selin, söyle şuna ağzını şapırdatmasın, hayalet de olsam sinirimi bozuyor."
Selin, bu iki adamın (biri kanlı canlı, biri hayal) arasındaki didişmeyi izlerken uzun zamandır ilk kez bu kadar huzurlu hissetti. Ama o huzur, Kerem’in çay bardağına uzanırken masadaki gümüş şekerliği devirmek üzere olmasıyla bölündü. Kerem koluyla şekerliğe çarpmak üzereydi.
Murat refleksle elini uzattı. Normalde hiçbir şeye dokunamayan Murat, o an tüm iradesini Selin’e olan sevgisinde topladı. Şekerlik tam devrilecekken, havada milimetrik bir duraksama yaşandı. Sanki görünmez bir el onu bir saniyeliğine dengede tutmuştu.
Kerem şekerliği son anda yakaladı. "Oha! Nasıl düşmedi bu?" diye şaşkınlıkla bağırdı.
Selin gözlerini faltaşı gibi açıp Murat’a baktı. Murat’ın görüntüsü bir anlığına titredi, sanki çok büyük bir enerji harcamış gibi solgunlaştı. "Ben... ben tuttum mu onu?" diye fısıldadı Murat, kendi ellerine şaşkınlıkla bakarak.
Kerem, Selin’in şaşkın bakışlarından durumu anladı. Boşluğa bakıp yutkundu. "Sağ ol Murat kanka... Rezil oluyorduk yine Gönül Teyze'ye. Karizmayı çizdirmekten kurtardın beni."
Murat yavaş yavaş formuna geri dönerken yine o "cool" havasına büründü. "Karizmanı düşündüğümden değil be, güzelim şekerlik kırılmasın diye yaptım. Selin, Murat’ın bu ilk "fiziksel" denemesinin yarattığı yorgunluğu fark etti. Murat omuz silkti ama yüzünde hafif bir gurur vardı.