BÖLÜM 46: NORMAL OLAN

620 Words
BÖLÜM 46: NORMAL OLAN Sabah, Selin’in gözlerini açtığında fark ettiği ilk şey sessizlikti. Ama bu, onu ürküten türden bir sessizlik değildi. Evdeki eski, ağır ve sürekli tetikte kalmasını gerektiren sessizlikten farklıydı bu. Daha hafifti. Nefes aldırıyordu. Bir süre yatakta kıpırdamadan tavana baktı. Perdelerin arasından sızan solgun ışık, odanın köşelerine usulca yayılıyordu. Murat’ın sesi yoktu. Ne fısıltı, ne sitem, ne de içini kemiren o tanıdık suçluluk hissi. Sanki biri uzun zamandır açık kalan bir radyoyu nihayet kapatmıştı. “Bu normal,” diye geçirdi içinden. “İnsanlar böyle uyanır.” Yataktan kalktı, mutfağa geçti. Kerem çoktan uyanmıştı. Tezgâhın başında, elinde bir kahve kupasıyla uğraşıyordu ama yüzündeki ifade, işlerin pek de planlandığı gibi gitmediğini söylüyordu. “Günaydın,” dedi Selin. Kerem arkasını döndü, hafif suçlu bir gülümsemeyle. “Sanırım kahveyi yakmayı başardım.” Selin güldü. Bu gülüş, kendisine bile yabancı geldi. “Kahve yanmaz,” dedi. “Ama sen istersen yakarsın.” Kerem kupayı uzattı. “Bilimsel bir deney yapıyordum.” Selin kupadan bir yudum aldı, yüzünü buruşturdu. “Bu deney başarısız olmuş.” “Tamam,” dedi Kerem, dramatik bir ciddiyetle. “Kasabanın en iyi kahvecisini bulup bunu telafi edeceğim.” Kahvaltıyı küçük masada yaptılar. Ekmek, peynir, reçel… Abartısız, sıradan. Selin, çatalını eline her aldığında içinden bir şeyin yumuşadığını hissediyordu. Hayat, bir süredir ilk kez bu kadar basitti. “Bugün ne yapmak istersin?” diye sordu Kerem. Selin omuz silkti. “Bilmiyorum. Yürüyüş olabilir. Kasabayı biraz daha tanımak istiyorum.” Kerem başını salladı. “Güzel fikir.” Dışarı çıktıklarında hava serindi ama güneş kendini hissettiriyordu. Dar sokaklardan geçtiler, küçük dükkânların önünden yürüdüler. Selin vitrinlere bakıyor, tabelaları okuyordu. Her şey yeni ama tehditkâr değildi. Bir pastanenin önünde durdular. Kerem içeri baktı. “Tatlı sever misin?” Selin dudaklarını ısırdı. “Biraz.” “Biraz ne demek?” “İtiraf etmek istemediğim kadar.” Kerem güldü. İçeri girdiler. Selin vitrine bakarken kararsız kaldı. “Bunların hepsi fazla güzel.” “Hayatta nadiren fazla güzel şeyler olur,” dedi Kerem. “Bence hak ediyorsun.” Selin bir an durdu. O cümle, basitliğine rağmen göğsünde bir yere dokundu. “Hak etmek…” diye mırıldandı. “Uzun zamandır bu kelimeyi duymamıştım.” Pastaneden çıktıklarında Selin’in elinde küçük bir poşet vardı. Yürümeye devam ettiler. Selin farkında olmadan Kerem’e bir şeyler anlatmaya başladı. Önemsiz detaylar… Eskiden sevdiği bir şarkı, saçma bir anı, unuttuğunu sandığı küçük bir alışkanlık. Kendini durdurmadı. Bir banka oturdular. Selin etrafına baktı. İnsanlar geçiyordu. Bir çift tartışıyor, bir çocuk koşuyor, bir yaşlı adam gazeteye gömülmüştü. Kimse ona bakmıyordu. Kimse onu izlemiyordu. Birden duraksadı. “Ne oldu?” diye sordu Kerem. Selin kaşlarını çattı. “Bir şey… yok.” Ama vardı. Saatlerdir Murat yoktu. Bunu yeni fark etmişti. Ne iç ses, ne anı, ne de o tanıdık baskı. Bu fark ediş, Selin’i garip bir şekilde huzursuz etti. Kerem konuşmaya devam etti ama Selin yarım dinliyordu. İçinde bir soru dolaşıyordu: Bu kadar kolay mıydı? Akşamüstü eve döndüklerinde Selin aynanın karşısında durdu. Yüzüne baktı. Daha yorgun görünmüyordu ama farklıydı. Sanki omuzlarından görünmez bir ağırlık kalkmıştı. Tam rahatladığını hissedecekken, göğsünde hafif bir sızı belirdi. Suçluluk. Sebepsiz, sessiz, ama tanıdık. Aynaya biraz daha yaklaştı. “Ben yanlış bir şey yapmıyorum,” dedi kendi kendine. Sesi kararlı çıkmaya çalışıyordu. “Bu… normal.” Ayna cevap vermedi. Ama Selin, aynadaki yansımasının bir anlığına kendisinden daha ciddi baktığını sandı. Gözlerini kırptı. Her şey eski haline döndü. O akşam Kerem’le yemek yaptılar. Kerem tuzu fazla kaçırdı, Selin dalga geçti. Gülüştüler. Selin, kahkahanın boğazında düğümlenmediğini fark etti. Serbestti. Yatağa uzandığında gözleri hemen kapanmadı. Tavana baktı. Günün görüntüleri bir film gibi geçti zihninden. Pastane, yürüyüş, kahve, kahkaha… Ve yine o soru: Bu kadar normal olmak, neden bu kadar garip hissettiriyor? Murat gelmedi. Ama Selin, onun yokluğunun bile artık bir iz bıraktığını ilk kez bu gece fark etti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD