Masadaki Üçüncü Tekil Şahıs

552 Words
​Selin, mutfakta bir yandan lazanyanın beşamel sosunu karıştırıyor, bir yandan da havada asılı duran Murat'a talimatlar yağdırıyordu. Murat, tezgahın üzerine bağdaş kurmuş, büyük bir keyifle Selin’in mutfaktaki sakarlıklarını izliyordu. ​"Bak Murat, bu akşam çok önemli. Kerem bir şey sorduğunda kulağıma eğilip o meşhur 'bu çocuk çok boş konuşuyor' şakalarını yapmayacaksın. Gülmemem lazım, anlıyor musun?" ​Murat sırıttı, elini (yani ruhunu) lazanya tepsisinin üzerinde gezdirdi. "Hayatım, adam zaten içeri girdiğinden beri garip garip bakıyor. Kendi kendime konuşmuyorum, seninle konuşuyorum desem, adam direkt ruh doktorunu arayacak." Ardından elindeki kepçeyi havaya salladı. "İşte o yüzden susacaksın! O benim komşum, babamın gözü kulağı. Onu ikna edersek, bizi rahat bırakırlar." ​Zil çaldı. Selin derin bir nefes alıp kapıyı açtı. Kerem, elinde şık bir paket çikolata ve yüzünde "dünyanın en masum komşusu" gülümsemesiyle duruyordu. "Selam! Kokular asansöre kadar gelmiş, lazanya mı o? Umarım çok pişmiş seviyorsundur çünkü ben bayılırım!" ​"Hoş geldin Kerem, geç içeri," dedi Selin, yüzüne en "normal" gülümsemesini yerleştirerek. ​Lazanya ve Kahkaha Krizi ​Masaya oturduklarında Kerem, Selin’in tam karşısındaydı. Murat ise masanın tam başında, ikisinin ortasında oturuyordu. Kerem neşeyle anlatmaya başladı; yeni projesinden, sabah sahildeki koşusundan, dondurma kazasından... ​"Biliyor musun Selin, o dondurma sweatshirt'ümden hala çıkmadı. Galiba o gün üzerinde bir uğursuzluk vardı," dedi Kerem gülerek. ​Murat hemen Selin'in kulağına eğildi: "Uğursuzluk değil dostum, 'Hayalet Kıskançlığı' o. Teknik bir terimdir, yazılımcısın sen bilirsin." ​Selin, Murat’ın bu yorumuyla ağzındaki suyu püskürtmemek için kendini zor tuttu. Öksürük krizine girmiş gibi yaparak su içti. Kerem hemen yerinden kalkıp Selin’in sırtına vurmak için hamle yaptı. ​"İyi misin Selin? Yavaş iç!" ​Tam o sırada Murat, Kerem'in tam önünde belirdi ve elini (yani soğuk havasını) Kerem'in tam yüzüne doğru savurdu. Kerem bir anda duraksadı, bir ürperme geldi. "Vay be, evde acayip bir cereyan var yalnız. Pencereler kapalı ama..." dedi Kerem, yerine otururken. ​Selin, Murat'a "Yapma şunu" der gibi kaşlarını çattı. Kerem ise bu bakışı üzerine alındı. "Seni sıktım mı? Çok mu konuştum?" ​"Yok hayır, hayır," dedi Selin hemen toparlayarak. "Sadece... lazanya biraz sıcak da, genzime kaçtı. Eee, Kerem, babamla görüşmüşsünüz sanırım?" ​Kerem biraz mahcup bir şekilde gülümsedi. "Evet, baban biraz endişeliydi senin için. Ama ben ona senin gayet neşeli, hayat dolu ve harika lazanya yapan bir kadın olduğunu anlatacağım. Tabii, bir de çok gizemli olduğunu..." ​Murat yerinden kalkıp Kerem'in sandalyesinin arkasına geçti ve adamın ensesine doğru fısıldadı: "Gizemli değil aslanım, tapulu! Haberin olsun." ​Selin, Murat'ın bu sahiplenici tavrına içinden gülerken Kerem'e döndü. "Ben sadece hayatıma dönmeye çalışıyorum Kerem. Murat... o hep kalbimde ama artık yas tutmak yerine gülümsemek istiyorum." ​Murat bu cümleyi duyunca duraksadı. Selin’in gözlerinin içine baktı. Selin bu cümleyi hem Kerem’i ikna etmek hem de Murat’a bir mesaj vermek için söylemişti: "Seni saklayarak yaşayacağım ama yaşayacağım." ​Gecenin sonunda Kerem kapıda vedalaşırken Selin’in elini nazikçe sıktı. "Bu akşam için çok teşekkürler. Uzun zamandır böyle keyifli bir yemek yememiştim. Umarım tekrarı olur?" ​"Olur tabii," dedi Selin. Kapıyı kapattığı an sırtını kapıya yaslayıp kahkahayı bastı. "Gördün mü Murat? Adam hiçbir şey anlamadı. Resmen bizi 'kanka' sanıyor." ​Murat, salonun ortasında belirdi. Yüzünde o muzip ve aşık ifadesiyle Selin’e baktı. "Kanka mı? Adam sana 'ilk randevumuz ne zaman' diye bakıyor Selin! Ama kabul etmeliyim... o cereyan esprisinde çok iyiydim." ​Selin, Murat’ın yanına gidip ona sarılmaya çalıştı. "Benim deli, kıskanç hayaletim... Biz bu işi kıvıracağız."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD