Kulüp çıkışında Kerem, arabada sürekli tesisatın ne kadar kötü olduğundan ve yanan mumun saçmalığından bahsedip duruyordu. Selin ise sadece yolu izliyordu. Murat, arka koltukta bacak bacak üstüne atmış, dikiz aynasından Kerem’e "bakışlarıyla" ateş ediyordu.
Eve vardıklarında Kerem, Selin’i kapıya kadar geçirdi. "Selin, her şeye rağmen... o mum patlamadan önceki saniyeler güzeldi. Tekrar deneyeceğiz, tamam mı?"
Selin zoraki bir gülümsemeyle "İyi geceler Kerem," dedi ve içeri daldı. Kapıyı kapattığı an, evin içindeki hava bir anda kış ayazına döndü. Murat çoktan salonun ortasına geçmiş, elleri arkasında bir aşağı bir yukarı yürüyordu.
Hayaletle Hesaplaşma
"Tekrar deneyecekmiş!" dedi Murat, sesi odada yankılanarak. "Selin, herif resmen senin ağzının içine girecekti. Sanki ben yokmuşum gibi!!!"
Selin çantasını koltuğa fırlattı. "Zaten yoksun Murat! Sorun da bu ya! Sen orada yoksun, insanlar seni görmüyor, seni duymuyor! Ben senin için tüm dünyayı karşıma alıyorum, babama yalan söylüyorum, o Kerem denen adama katlanıyorum... Ama sen ne yapıyorsun? Işıkları patlatıp bizi rezil ediyorsun!"
Murat durdu. Gözleri acıyla kısıldı. "Yok muyum? Ben senin nefesindeyim Selin. Ben senin boynundaki o kolyenin sıcaklığındayım. Nasıl yokum dersin?"
"Fiziksel olarak yoksun Murat!" dedi Selin, hıçkırarak. "Sana dokunamıyorum. Sana sarılamıyorum. Başım ağrıdığında dizine yatamıyorum. Kerem elime dokunmaya çalıştığında ben senin elini arıyorum ama sadece boşluğu tutuyorum. Anlıyor musun? Bu çok ağır..."
Murat bir an duraksadı. Selin’in bu samimi ve acı dolu itirafı onun öfkesini bir anda söndürdü. Yavaşça Selin’in yanına geldi. Elini Selin’in yanağına yaklaştırdı. Selin o meşhur serinliği hissetti ama bu sefer o serinlik bir buz değil, yumuşak bir meltem gibiydi.
"Özür dilerim," dedi Murat, sesi çatallanarak. "Kıskançlığım, senin bu sessiz yükünü görmeme engel oldu. Ben sadece... seni kaybetmekten korkuyorum Selin. Bu dünyada tutunabildiğim tek dal senin aşkın. Eğer o çocuk seni ikna ederse, ben tamamen yok olacağım."
Selin gözyaşlarını sildi ve Murat’ın (havadaki) ellerini tutmaya çalıştı. "Beni kimse ikna edemez Murat. Ama bu hayatı oynamak zorundayım. Sen benim gizli bahçemsin. Ama dışarıda fırtına koptuğunda, sığınacak bir limanım olduğunu bilmek istiyorum, beni boğan bir fırtına değil."
Kırılgan Bir An
Murat, Selin’e biraz daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe sıfıra indiğinde, Selin’in kalbi hızla çarpmaya başladı. Murat, Selin'in alnına doğru eğildi.
"Söz veriyorum," dedi Murat. "Daha dikkatli olacağım. Ama o çocuk bir daha kulağına fısıldarsa... ışıkları değil, bu sefer onun aklını başından alırım. Komik bir şekilde tabii, senin istediğin gibi."
Selin hafifçe gülümsedi. "Yani bir dahaki sefere üzerine dondurma mı dökeceksin?"
"Belki pantolonunun dikişlerini patlatırım," dedi Murat muzip bir gülüşle. "Herkesin içinde... Düşünsene Kerem’in halini."
İkisi de aynı anda gülmeye başladı. O ağır ve gergin hava, yerini o bildikleri romantik-komedi tadındaki huzura bıraktı. Selin, Murat’ın varlığına yaslanarak koltuğa oturdu.
"Kanka," dedi Selin, Murat'ın ona bazen böyle hitap etmesini severek. "Biz gerçekten deliyiz."
"Biz deli değiliz Selin," dedi Murat, yanına otururken. "Biz sadece ölümü bile ciddiye almayacak kadar çok sevdik. Hepsi bu."
Gece sessizliğe bürünürken, karşı daireden Kerem’in "Yine ne oldu o ışıklara?" diye kendi kendine söylendiği sesi duyuldu. Selin ve Murat birbirlerine bakıp sessizce güldüler.