Selin’in bilinci, gölün o dondurucu kıyısında, kristalleşmiş karların üzerinde son kez kararmıştı. Son hatırladığı şey, gölün ortasındaki o devasa buz silüetinin üzerine doğru bir gölge gibi çöküşüydü. Sonra sessizlik... Mutlak, derin ve soğuk bir karanlık.
Göz kapaklarını tekrar araladığında, yüzüne vuran tanıdık turuncu ışığı gördü. Şöminenin közleri, bir can çekişen devin son nefesleri gibi cılız bir parlaklıkla titriyordu. Selin, postun üzerinde yattığını fark etti. Vücudu ağırlaşmış, kemikleri sanki birer mermer parçasına dönüşmüştü.
"Murat..." dedi Selin. Sesi bir fısıltıdan bile daha zayıftı, boğazı buzdan cam kırıklarıyla doluymuş gibi acıyordu. "Murat, buradasın... biliyorum."
Birkaç saniyelik o korkutucu sessizliğin ardından, odanın havası bir anda ağırlaştı. Selin’in hemen baş ucunda, o bildiği soğuk esinti tekrar canlandı. Murat, bir gölge gibi duvarın köşesinden süzülüp Selin’in yanına çöktü. Formu her zamankinden daha net, bakışları ise her zamankinden daha kederliydi.
"Gitmedim Selin," dedi Murat. Sesi, odanın içindeki çıtırtılara karışan derin bir uğultu gibiydi. "Seni o karların üzerinde bırakıp gidemem. Ama seni oradan buraya taşımak... senin içindeki o son ateşten çalmak demekti."
Tükenişin İzleri
Selin, Murat’ın ne demek istediğini anlamak için güçlükle elini kaldırdı. Titreyen parmaklarını kendi yüzünde gezdirdi. Cildi kağıt gibi ince ve kuruydu. Şöminenin yanındaki aynaya doğru bakmaya çalıştı. Aynadaki yansıması, 24 yaşındaki o hayat dolu Selin’den çok uzaktı. Gözlerinin altı çökmüş, elmacık kemikleri fırlamış, teninin o canlı rengi solup yerini gri bir solgunluğa bırakmıştı.
"Bana ne oluyor Murat?" diye sordu Selin, dehşetle. "Neden kendimi asırlardır uyanmamış gibi yorgun hissediyorum?"
Murat, elini Selin’in alnına yaklaştırdı ama dokunmadı. Aralarındaki o birkaç santimlik boşlukta küçük kıvılcımlar çaktı. "Ben bir hayaletim Selin. Benim bu dünyada var olabilmem, senin bana olan inancından ve senin hayat enerjinden besleniyor. Seni ormanda kurtarabilmek için, senin sıcaklığına tutunmak zorundaydım. Ben güçlendikçe, sen soluyorsun. Ben canlandıkça, sen yaşlanıyorsun."
Fiziksel Bir İtiraf
Selin yavaşça doğruldu. Battaniye omuzlarından kaydığında, kollarındaki morlukların artık sadece birer yanık değil, derin lekeler olduğunu gördü. Murat’ın her dokunuşu, Selin’in bedeninden bir parça ömür alıp götürüyordu.
"Yani..." dedi Selin, sesi titreyerek. "Seni daha fazla hissetmek, senin daha fazla 'gerçek' olması demek, benim ölmem demek mi?"
Murat başını önüne eğdi. "Seni tüketiyorum Selin. Hırsın o soğuk rengi, senin damarlarındaki kırmızıyı beyaza çeviriyor. Durmalıyız. Seni şehre, insanların arasına, güneşin altına geri göndermeliyim. Benimle burada kalırsan, bu kışın sonunu göremeyeceksin."
Selin, Murat’ın o hayali yüzünü ellerinin arasına almaya çalıştı. Avuç içleri Murat’ın soğukluğuyla sızladı ama bırakmadı. "Hayır! Beni o renksiz, o sahte insanların dünyasına geri gönderme. Eğer ömrüm senin daha fazla 'burada' olmana yetecekse, hepsini al Murat. Bir gün seninle o gölün ortasında tamamen birleşeceksek, varsın bu beden yaşlansın, varsın bu deri kurusun."
Karanlık Bir Anlaşma
Murat, Selin’in bu inadı karşısında hem büyük bir aşk hem de korkunç bir suçluluk hissediyordu. Selin’in gözlerindeki o hırslı pırıltı, Murat’ı bu dünyaya zincirleyen tek şeydi.
"Bak bana," dedi Selin, aynayı işaret ederek. "Güzelliğim gidiyor olabilir ama senin bakışların hala aynı. Sen değişmiyorsun, hep o sevdiğim yaştasın. Ben senin için yaşlanmaya razıyım, yeter ki beni bir daha o boşlukta bırakma."
Ateş artık sönmüştü. Oda tamamen karanlığa gömüldü. Ama Selin karanlığın içinde Murat’ı her zamankinden daha parlak görüyordu. Murat, Selin’in bu fedakarlığını kabul etmişti; bu, sessiz ve karanlık bir anlaşmaydı. Selin tükenecek, Murat ise Selin’in son nefesine kadar onun yanında, elle tutulur bir varlığa dönüşmek için o yaşam enerjisini emmeye devam edecekti.
"Uyu Selin," diye fısıldadı Murat. "Ben buradayım. Kalp atışlarını dinleyerek bekleyeceğim. Her atışta biraz daha benim olman pahasına..."
Selin, Murat’ın o hayali göğsüne başını yasladı. Kalbi artık çok yavaş atıyordu ama her vuruşta, Murat’ın hayalinde canlanan o sıcaklığı, o "eski" Murat'ı hisseder gibi oluyordu. Bu bir intihardı, ama Selin için dünyanın en romantik intiharıydı.