Dairenin içi, loş bir ışık ve laptopun ekranından yansıyan cılız aydınlıkla doluydu. Selin, koltuğa gömülmüş, kucağındaki bilgisayarda Bozcaada tatilinde çektikleri o meşhur videoyu izliyordu. Ekranda Murat, güneşten yanmış yüzü ve o bembeyaz dişlerini gösteren gülüşüyle kameraya el sallıyor; Selin ise arkadan "Bak buraya, kaçırma bu anı!" diye bağırıyordu. "Bak Murat," dedi Selin, ekrana dokunarak. "Burada dondurmanı yere düşürmüştün, hatırlıyor musun?" Yanındaki boşluktan Murat’ın hafif, nostaljik gülüşü duyuldu. "Düşürmemiştim Selin, sen koluma çarpıp düşürtmüştün. Sonra da 'Aman canım bir dondurma için mi üzüleceksin?' demiştin." Selin kahkahalarla videoyu tekrar başa alırken kapı çaldı. Selin bu sefer korkmadı; Murat’la yaptığı o "saklanma" anlaşmasına sadık kalarak yüzündeki

