Selin için hayat artık ikiye bölünmüştü: Kapıyı kapattığında başlayan "gerçek" hayatı ve kapıyı açtığında oynamak zorunda olduğu "normal" hayatı. Bugün, maskesini en iyi şekilde takması gereken günlerden biriydi. Melis ve Pelin, Selin’in o "iyileşme" belirtilerini pekiştirmek için pijama partisi teklifiyle gelmişlerdi. Selin, Murat’la bir göz işaretiyle anlaştıktan sonra kabul etti.
"Bak Murat, sadece bir gece," dedi Selin, kızlar gelmeden hemen önce aynada makyajını silerken. "Onlar buradayken ne derlerse desinler sakin ol ve sinirlenme. Tamam mı sevgili?” Diyerek öptü.
Murat, kapı pervazına yaslanmış, elindeki görünmez tespihini çeker gibi parmaklarını oynatıyordu. "Normalleşme operasyonu demek... İyi, ben de arka odada eski maç özetlerine bakarım herhalde. Ama o Pelin yine benim koltuğuma oturursa karışmam Selin."
"Murat!" diye uyardı Selin gülerek. Tam o sırada zil çaldı.
Sahne: Karşı Karşıya
Selin kapıyı açtığında karşısında kızları görmeyi bekliyordu ama karşısındaki manzara bambaşkaydı. Karşı dairenin açık kapısından dışarıya koliler taşınıyordu. Tam o sırada elinde bir lamba taşıyan, 28-30 yaşlarında, spor giyimli, oldukça yakışıklı ve enerjik bir adam Selin’le burun buruna geldi.
"Ah, merhaba! Kusura bakmayın, yolu biraz kapattık ama yeni taşınıyorum," dedi adam, yüzüne o çok doğal ve etkileyici gülümsemesini yerleştirerek. Gözleri Selin’in üzerinde bir saniye fazla kalmıştı. "Ben Kerem. Karşı komşunuz oluyorum."
Selin bir an duraksadı. Murat’ın koridordaki havanın sıcaklığını anında düşürdüğünü hissetti. Murat şimdi tam Selin’in arkasındaydı.
"Selin ben de. Hoş geldiniz," dedi Selin nazikçe ama mesafeli bir tavırla.
"Hoş bulduk Selin Hanım. Taşınma telaşı bitince bir kahvenizi içmeye, ya da bir şeye ihtiyacım olursa kapınızı çalmaya çekinmem, umarım sizin için sorun olmaz," dedi Kerem, özgüvenli bir sesle.
Tam o sırada Melis ve Pelin asansörden ellerinde poşetlerle çıktılar. Kerem’i görünce ikisinin de gözleri parladı. "Ooo, Selin... Komşu seçimin harikaymış!" diye fısıldadı Pelin, Kerem’in duyabileceği bir tonda.
Kerem kızlara selam verip dairesine girerken, Selin içeri giren kızların arkasından kapıyı kapattı. Murat, kapının önünde dikilmiş, kapı deliğinden karşı daireye bakıyordu. "Gözüm bu çocuğu hiç tutmadı Selin. Çok fazla dişlerini göstererek gülüyor. Ayrıca 'bir şeye ihtiyacım olursa' ne demek? Markete gitsin!"
Selin içinden, "Sakin ol kıskanç hayaletim," diye geçirdi.
Sahne: Pijama Partisi ve İtiraflar
Gecenin ilerleyen saatlerinde salon; mısır patlakları, şarap kadehleri ve pijama takımlarıyla dolmuştu. Kızlar, Selin’in o cenazedeki suskun halinden eser kalmamasına çok seviniyorlardı. Müzik son ses açılmış, eski anılardan, yeni moda akımlardan ve tabii ki karşı dairedeki Kerem’den konuşuluyordu.
"Kızım adam resmen sana 'yazdı' orada!" dedi Melis, şarabından bir yudum alarak. "Bak Selin, Murat’ı asla unutmayacağını biliyoruz ama hayat devam ediyor. Kerem tam senin kalemine benziyor, ne dersin?"
Selin’in yüzündeki gülümseme bir an dondu. Yanındaki boş sandalyede oturan Murat’ın, Melis’in elindeki kadehe nasıl nefretle baktığını görebiliyordu. Murat’ın parmakları kadehin sapına yaklaşırken Selin hemen lafa girdi.
"Kızlar, saçmalamayın. Daha bugün tanıştık. Ayrıca ben... ben şu an böyle bir şeye hazır değilim biliyorsunuz."
"Hazır olman gerekmiyor ki, sadece bir kahve alt tarafı," dedi Pelin. "Bak, iki aydır kendini eve kapattın. Bugün ilk kez bu kadar neşelisin. Biz senin o eski, fırtınalı halini özledik."
Selin arkadaşlarına bakarken, aslında ne kadar büyük bir yalanın içinde olduğunu düşündü. Onlar Selin’in iyileştiğini sanıyordu, oysa Selin sadece dünyasını ikiye katlamıştı. Arkadaşlarıyla gülüyor, dedikodu yapıyordu ama kalbi yanındaki o görünmez buz kütlesiyle, Murat’la beraber atıyordu.
Gecenin sonunda kızlar sızıp kaldığında, Selin yavaşça yerinden kalktı. Murat, balkon kapısının önünde Boğaz’ın ışıklarına bakıyordu. Selin yanına gitti.
"Bak, normale döndüğüme ikna oldular," dedi Selin sessizce. "Artık bizi rahat bırakırlar."
Murat arkasını döndü, ay ışığı yüzünü her zamanki gibi hüzünlü ve asil gösteriyordu. "Onlar seni rahat bırakır Selin... Ama şu karşıdaki 'kahve meraklısı' çocuk... O bırakmayacak gibi. Haberin olsun, kapına gelirse bu sefer kadehle yetinmem."
Selin, Murat’ın koluna (veya havadaki o yoğunluğa) başını yasladı. "Korkma hayalet sevgilim. Benim fırtınam sadece senin limanında diner. Diğerleri sadece gelip geçen rüzgarlar