Pijama partisinin en koyu yerinde, kahkahalar ve müzik sesi koridora taşarken dış kapıdan gelen o nazik ama kararlı tıklama sesi her şeyi durdurdu. Pelin, elindeki şarap kadehiyle hemen kapıya zıpladı. "Kesin o yakışıklı komşu geldi! Ben bakarım!"
Selin, "Pelin dur, uygun değiliz!" demeye kalmadan, Pelin kapıyı sonuna kadar açmıştı bile.
Kerem, üzerinde gri bir sweatshirt ve altında rahat bir eşofmanla, elinde boş bir fincanla kapıda duruyordu. "Kusura bakmayın hanımlar, müzik sesinden burada bir parti olduğunu anladım. Rahatsız etmek istemezdim ama yeni taşındığım için mutfakta hiçbir şeyim yok. Acaba bir fincan kahve ödünç alabilir miyim?"
Pelin, Kerem'i görür görmez Selin’e "gördün mü" der gibi bir bakış attı ve Kerem'e döndü: "Aaa, ne demek kahve! İçeride taze demlenmişi var, gel içeri de beraber içelim. Hem komşu tanışması olur."
Selin’in kalbi ağzına geldi. Yanındaki koltukta oturan Murat’ın bir anda ayağa kalktığını, odadaki havanın saniyeler içinde buz kestiğini hissetti. Selin, "Aslında biz de yatacaktık kızlar..." diyecek oldu ama Melis çoktan Kerem’in koluna girip onu içeri çekmişti.
"Hadi Selin, bir kahve içip gidecek adamcağız. Gel Kerem, otur şöyle."
Melis, Kerem’i tam da Murat’ın her zaman oturduğu o füme koltuğa yönlendirdi.
Selin nefesini tuttu. Murat, Kerem’in tam karşısında durmuş, ellerini yumruk yapmış bir şekilde adama bakıyordu. "Selin," dedi Murat, sesi odada sadece Selin’in duyabileceği bir gök gürültüsü gibi yankılandı. "Eğer o adam benim koltuğuma oturursa, yemin ederim bu gece bu binada tek bir sağlam cam bırakmam."
Selin panikle araya girdi. "Kerem Bey, orası... yani o koltuğun yayı biraz bozuk, isterseniz şu tekli koltuğa geçin, daha rahat edersiniz."
Kerem, Selin’in bu telaşlı haline anlam veremeyerek gülümsedi. "Fark etmez benim için, teşekkürler." Kerem tekli koltuğa geçtiğinde, Murat da hemen onun yanındaki masanın üzerine tünedi, gözlerini bir saniye bile adamdan ayırmıyordu.
Sahne: Gerilim Dolu Kahve Sohbeti
"Eee Kerem," dedi Pelin, adama kahvesini uzatırken. "Ne iş yapıyorsun? Selin gibi gizemli komşularla karşılaşacağını biliyor muydun?"
Kerem, kahvesinden bir yudum alıp Selin’e baktı. "Yazılımcıyım. Biraz sessizlik aradığım için buraya taşındım ama görüyorum ki burası beklediğimden çok daha... enerjik."
"Öyledir bizim Selin'imiz," dedi Melis. "Özellikle bu aralar çok neşeli, değil mi Selin?"
Selin zoraki bir gülümsemeyle başını salladı. O sırada Murat, Kerem’in kahve fincanının tabağını hafifçe masanın üzerinde kaydırdı. Kerem, fincanı bırakırken masadaki o küçük titreşimi fark etti ama önemsemedi.
"Selin Hanım, siz hep bu kadar sessiz misiniz?" diye sordu Kerem, sesindeki o flörtöz tonu saklamayarak. "Yoksa sadece yeni komşulara karşı mı böyle bir mesafeniz var?"
Murat, Kerem’in tam kulağının dibine eğildi ve Selin’in duyabileceği bir sesle tısladı: "Mesafesi sadece sana değil, senin gibi bütün yavşaklara karşı! Selin, söyle şuna gitsin artık!"
Selin, Murat’ı sakinleştirmek için masanın altından kendi dizine vurdu. Kerem’e dönüp, "Biraz yorgunum sadece," dedi. "İki aydır pek sosyalleşmedim de."
"Anlıyorum," dedi Kerem, bakışlarını yumuşatarak. "Zor bir dönemden geçtiğinizi duydum. Eğer kafa dağıtmak isterseniz, gerçekten iyi bir dinleyiciyimdir."
O an, odadaki büyük kristal avize hafifçe sallanmaya başladı. Melis ve Pelin fark etmediler ama Selin, Murat’ın öfkesinin fiziksel bir boyuta ulaştığını biliyordu. Murat, Kerem’in tam önündeki sehpanın üzerindeki mısır kasesini devirmek üzereydi.
Selin hemen ayağa kalktı. "Kahve için teşekkürler Kerem Bey! Ama kızlar ve benim sabah çok erken işimiz var. Yarın taşınma işlerinizde kolaylıklar dilerim."
Bu o kadar net bir "kovulma" uyarısıydı ki, Kerem bile şaşırdı. Kızlar, Selin’in bu ani çıkışına anlam veremeseler de Kerem nazikçe ayağa kalktı. "Pekala, bu güzel kahve ve misafirperverlik için teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere Selin."
Kerem kapıdan çıktığı an, Selin kapıyı kilitledi ve sırtını kapıya yasladı.
"Neydi o öyle?" diye bağırdı Melis. "Adam ne güzel muhabbet ediyordu!"
Selin cevap vermedi. Salonun ortasında, Kerem’in oturduğu koltuğun başında dikilen Murat’a baktı. Murat’ın gözlerinden ateş fışkırıyordu.
"Bir daha," dedi Murat, sesi buz gibi. "Bir daha o adamın nefesi bu evin içine girmeyecek Selin. Eğer bir daha onu buraya alırsan, senin 'normal' oyunun benim 'hayalet' gerçeğimle paramparça olur."
Selin, kızların şaşkın bakışları altında sadece sustu. Artık anlamıştı; Kerem sadece bir komşu değil, onun kurduğu bu hassas dengenin pimi çekilmiş bombasıydı.