BÖLÜM 47: YAKINLIK

946 Words
Selin sabah uyandığında odanın içi aydınlıktı. Perdeleri tam kapatmamışlardı. Güneş, pencerenin kenarından içeri sızıyor, duvardaki açık renk boyanın üstünde dağılıyordu. Bir süre gözlerini açmadan yattı. Yatağın diğer tarafı boştu. Kalkıp oturdu. Yorganı kenara itti. Ayağını yere bastığında zemin soğuktu. Bu detay hoşuna gitti. Canlı hissettirdi. Mutfaktan sesler geliyordu. Tabakların birbirine değme sesi. Suyun akışı. Kerem uyanmıştı. Üzerine hırkasını aldı. Saçlarını eliyle toparladı. Aynaya bakmadı. Henüz buna hazır hissetmiyordu. Mutfağa girdiğinde Kerem ocakta yumurtayla uğraşıyordu. Tavayı bir elinde tutuyor, diğer eliyle çatalla yumurtayı karıştırıyordu. “Günaydın,” dedi Selin. Kerem arkasına baktı. “Günaydın. Aç mısın?” Selin sandalyeye oturdu. “Aç gibiyim. Ama tam emin değilim.” “Bu evde açlık biraz kararsız,” dedi Kerem. “Dün akşamdan beri herkes biraz dağınık.” Selin hafifçe gülümsedi. Masanın üstünde ekmek vardı. Yanında küçük bir tabak. Peynir dilimleri düzensiz kesilmişti. Kerem’in elinden çıktığı belliydi. “Bunu bilerek mi yaptın?” diye sordu Selin peyniri göstererek. Kerem baktı. “Ne?” “Dilimi.” “Yok. Elim kaydı.” “Belli.” Kerem güldü. Yumurtayı tabağa aldı. Tabağı Selin’in önüne koyarken biraz yumurta kenara taştı. “Bu da mı bilerek?” dedi Selin. “Hayır. Ama alış,” dedi Kerem. “Mutfakta düzenli biri değilim.” “Anladım.” Birlikte yemeye başladılar. Konuşmadılar. Sessizlik rahatsız edici değildi. Selin çatalını yavaş yavaş hareket ettirdi. Yumurtanın tadı normaldi. Ama bu normal bile ona iyi geliyordu. Bir süre sonra Kerem konuştu. “Bugün sahile inmek ister misin?” Selin başını kaldırdı. “Olur.” “Kalabalık değildir. Sabahları daha sakin.” “İyi olur.” Kahvaltıdan sonra üstlerini giydiler. Selin montunu giyerken cebinde telefonunu aradı. Bulamadı. Masanın üstüne baktı. Orada da yoktu. “Telefonumu gördün mü?” diye sordu. Kerem sehpanın üstünü işaret etti. “Az önce oradaydı.” Selin yürüdü, aldı. Ekrana baktı. Bildirim yoktu. Bir an rahatladı. Bu rahatlamayı fark edince kaşlarını çattı. Niye rahatladım? Telefonu cebine koydu. Sahile yürürken yol kenarındaki dükkânlar henüz açılmamıştı. Bazılarının kepenkleri yarı aralıktı. Bir balıkçı dükkânının önünde kasalar diziliydi. Deniz kokusu vardı. Keskin ama rahatsız edici değil. Selin yürürken ellerini montunun cebine soktu. Adımlarını Kerem’le aynı hizaya getirmeye çalıştı. Bazen geride kaldı, bazen öne geçti. Kerem bunu sorun etmedi. Sahile vardıklarında banklardan birine oturdular. Deniz sakindi. Küçük dalgalar kıyıya vuruyor, sonra geri çekiliyordu. Birkaç kişi yürüyüş yapıyordu. Uzakta bir köpek koşuyordu. Selin derin bir nefes aldı. “Burada zaman yavaş.” Kerem başını salladı. “Evet. İlk geldiğimde ben de garipsemiştim.” “Şehirde böyle değil.” “Hayır. Orada her şey hızlı. Burada kaçacak yer yok.” Selin bunu düşündü. Kaçacak yer yok. Bu cümle hoşuna gitmedi ama itiraz da etmedi. Bir süre denizi izlediler. Selin taşlardan birini aldı. Elinde evirip çevirdi. Sonra suya attı. Taş iki kez sekti, sonra battı. “İyi attın,” dedi Kerem. “Eskiden çok yapardım.” “Çocukken mi?” “Evet. Sonra unuttum.” “Şimdi hatırladın.” Selin başını salladı. “Evet.” Kerem ona baktı. Uzun uzun değil. Kısa bir bakıştı. Ama Selin bunu fark etti. Bakışta merak vardı. Zorlama yoktu. “Bir şey sorabilir miyim?” dedi Kerem. Selin taşlara baktı. “Sor.” “Buraya geldiğinden beri… daha iyi misin?” Selin cevap vermeden önce düşündü. Hızlıca değil. Gerçekten düşündü. “Daha sakinim,” dedi sonunda. “Ama bu her şeyin düzeldiği anlamına gelmiyor.” Kerem başını salladı. “Zaten öyle bir şey beklemiyorum.” Bu cevap Selin’i rahatlattı. Omuzları gevşediğini fark etti. Ayağa kalktılar. Sahil boyunca biraz daha yürüdüler. Selin bir noktada durdu. Ayakkabısının içi rahatsız ediyordu. Taş girmişti. “Bir dakika,” dedi. Ayakkabısını çıkardı. Ayağını silkeledi. Kerem kenara çekildi, bekledi. Selin tekrar giydi. “Hazır,” dedi. “Tamam.” Bu küçük bekleme, Selin’in hoşuna gitti. Kimse acele ettirmemişti. Öğleye doğru bir kafeye girdiler. Küçük bir yerdi. Masalar birbirine yakındı. Duvarlarda eski fotoğraflar asılıydı. Selin fotoğraflardan birine baktı. Aynı sahil. Yıllar önce çekilmişti. “Kahve alalım mı?” dedi Kerem. “Olur.” Sipariş verirken Kerem yanlışlıkla Selin’in içeceğini farklı söyledi. Selin fark etti ama düzeltmedi. Kahveler geldiğinde Selin gülümsedi. “Ben bunu istememiştim.” Kerem şaşırdı. “Cidden mi?” “Evet.” “Değiştireyim.” “Yok,” dedi Selin. “Böyle kalsın.” Bir yudum aldı. Tadı alışık olduğu gibi değildi. Ama kötü de değildi. “Nasıl?” diye sordu Kerem. “Farklı.” Kerem güldü. “Benim özetim gibi.” Selin de güldü. Bu sefer daha rahat. Kafeden çıktıklarında Selin bir an durdu. Camdaki yansımalarına baktı. Kendini seçti. Yanında Kerem’i. Bir anlık bir boşluk hissetti. Sonra geçti. Bunu düşünme. Akşamüstü eve döndüler. Selin koltuğa oturdu. Ayaklarını uzattı. Kerem mutfağa geçti. Bir şeyler hazırlamaya başladı. Selin televizyonu açtı ama izlemiyordu. Gözleri kapandı. Kısa bir an. Bir ses duyar gibi oldu. Net değildi. Bir kelime de değildi. Sadece tanıdık bir his. Gözlerini açtı. Salon boştu. Her şey yerindeydi. Yorgunum, diye düşündü. Hepsi bu. Kerem salona geldi. Elinde iki bardak çay vardı. Birini Selin’e uzattı. “Teşekkür ederim.” “Rica ederim.” Yan yana oturdular. Aralarında mesafe vardı ama rahatsız edecek kadar değil. Selin çaydan bir yudum aldı. “Burada kalmak ister misin?” diye sordu Kerem. Selin cevap vermedi. Çaya baktı. Sonra Kerem’e. “Biraz daha,” dedi. “Henüz gitmek istemiyorum.” Kerem başını salladı. “Tamam.” Bu cevap Selin’i mutlu etti. Bir şey istemek ve karşılığında sorgulanmamak. Uzun zamandır yaşamamıştı bunu. Gece yatağa uzandığında Selin yorgundu. Ama iyi bir yorgunluktu. Gözlerini kapattı. Günün küçük anları zihninden geçti. Sahil, kahve, beklenen ayakkabı, yanlış sipariş. Bir an durdu. Bunu hak ediyor muyum? Cevap gelmedi. Ama bu kez soru da canını yakmadı. Uykuya daldı. Murat o gece de gelmedi. Ama Selin, ilk kez onun yokluğunun içindeki boşluğu fark etti. Ve bu boşluk, düşündüğünden daha büyüktü.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD