Köşkte geçen huzurlu günler, Selin’e iyi gelmişti. Gönül Hanım’ın sevgisi ve Kerem’in bitmek bilmeyen şakaları sayesinde Selin’in yüzüne gerçekten kan gelmişti. Ama bu iyileşmenin en büyük mükafatı, sabah Selin gözlerini açtığında karşısında duruyordu. Murat, pencerenin önünde durmuş, bahçedeki kuşları izliyordu. Ama bu sefer bir gölge gibi değil, neredeyse kanlı canlı bir adam gibi oradaydı. Güneş ışığı artık içinden geçip gitmiyor, omuzlarında kırılıyordu. Ceketinin dokusu, saçlarının rengi, hatta bakışlarındaki o derin kahverengi... Hepsi o kadar netleşmişti ki, Selin bir an nefesini tuttu. "Murat?" dedi Selin, sesi heyecanla titreyerek. "Neredeyse tamamen... buradasın." Murat ona döndü. Dudaklarında o her zamanki muzip ve sıcak gülümseme vardı. "Sen hayata tutundukça, ben de se

