2. Bölüm

1271 Words
Genç kız, kurstan döndükten sonra annesine ve kendisine yorgunluk kahvesi yapmış, bahçede ki sedire kurulmuşlardı. Evde sadece ikisi vardı. Babası tarlada yanında tuttuğu işçilerle tarlayla ilgileniyordu. Yengesi Rojda ise her zamanki gibi sokakta dedikoducu arkadaşlarıyla onu bunu çekiştiriyordu. Evdekilere tahammül edemediğinden dışarda ki kadınları, kendine daha yakın buluyor onlarla konuşup gülüşüyordu. Bu duruma Dewran Ağa'nın canı çok sıkılsa da bir şey demiyordu sırf hatır kırgınlığı olmasın diye. O hiç sevmezdi dedikoduyu, atıp tutmayı hele bir de sokakta herkesin içinde böyle bir rezilliği kaldıramasa da sabır çekiyordu içinden. "Ee kızım anlat bakalım. Şunca zamandır hiç mi bir arslan yatmaz gönlünde?" Annesi, Hevidar hanım kızının o işlere ilgisinin olmadığını biliyordu ama yine de kendisine yazık etmesinden korkuyordu. Kızı, Sahra öyle güzeldi ki bu güzelliğinin boşa gitmesinden korkuyordu. Ne zaman evliliği düşünecekti yahu? Kızının allı pullu gelin olmasını bu kapıdan telli duvaklı çıkmasını istiyordu. Her anne babanın hayaliydi bu. Bir tek evlatları vardı o da Sahra'ydı. Bir daha olmamıştı çocukları ama Allah'a yine de çokça şükür ediyorlardı asla yakınmamışlardı. Çünkü Sahra öyle güzel bir evlattı ki, oğlan çocuğunu falan aratmamıştı. "Anne ne konuştuk biz? Söz olunca inan bana ilk sana söyleyeceğim." Dedi narin sesiyle. O sırada tahta kapı öyle şiddetle açıldı ki anne ve kızın yüreği ağzına geldi. Hızla yerlerinden kalkıp gelene baktılar. Gelen ise sadece Rojda yengesiydi. "Hevidar Hanım! Hevidar Hanım! Duydun mu kızının rezilliğini?!" Burnundan soluyordu kalbi pas tutmuş kadın. Bir yandan da beklediği fırsat eline gelmişti sonunda, Sahra'yı kötülemek için resmen fırsat ayağına gelmişti. Mutluydu. Ali ve Rojda'nın evlatları olmamıştı, Allah'tan gelen bir şeydi ama Rojda yine her zaman ki gibi fesatlanıp durmuştu. O da Sahra gibi bir evlada sahip olmayı o kadar çok isterdi ki o yüzden çekemiyordu genç kızı. Her elinden iş geliyordu ne de olsa, asla kötülük düşünmezdi iyi niyetliydi narin ve güzeldi. Hevidar Hanım korkarak kızına bakmıştı ne diyordu bu kadın? "Sen ne dersin yenge?" Sahra ılımlı yaklaşmaya çalışıyor du ama nafile. "Bu çok güvendiğiniz kızınız varya sonunda zengin bir aileye kapağı atmış. Ee ne demişler üzüm üzüme baka baka kararır. Dicle'ye mi özendin söyle!" Sahra duyduklarıyla küçük bir şok yaşadı. Ne diyordu bu densiz kadın! Neyden bahsediyordu anlamaya çalışıyordu ama bulamıyordu. Sonunda aklına gelen bugün ki olayla olanları kavradı. Hayır yanlış anlamıştı yengesi. Kesin birileri görmüş yengesine şipşiplemişti. Hem üstelik üzüm üzüme baka baka kararır da ne demek oluyordu? Dicle yanlış birşey yapmıyordu neden sanki kötü bir yola düşmüş gibi bahsediyordu? "Yenge ağzından çıkanı kulağın duysun. Allah'tan kork nasıl böyle bir şey düşünürsün? Hiç mi tanımadın beni?" Genç kız yengesini incitmekten de korkuyordu ama kırılmıştı ona. Bu kadarı fazlaydı namusuna laf atamazdı. "Sus! Baban çok yüz verdi sana! Gelsin de görsün bakalım rezil olduk ah ah!" Hevidar Hanımın gözleri dolmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Kızına güveniyordu ama bu kadın da durduk yere laf uydurmazdı. "Rojda kurbanın olayım bağırma asıl sen rezil edersin bizi." "Öyle mi Hevidar Hanım! Yahu kızın diyorum sana be kadın sen daha bağırma dersin!" Hevidar Hanım gözünden akan yaşlarla lafa atılacakken tam o sırada kapı açıldı sertçe. "Ne olur burada! Sesiniz sokağa taşmış. Hevidar! Bu ne rezillik?!" Dewran Ağa tarladan gelmiş evden gelen seslerle vakit kaybetmeden içeri dalmıştı. Neler oluyordu da Rojda gelin yine bağırıyordu acaba? Rojda ile muhatap olmak istemediği için özellikle karısına bağırmış, neler olduğunu anlatmasını istemişti. Ama Rojda ondan önce davrandı tabiki. "Ben.. ağam biz.." Hevidar Hanım korkuyordu kocasından kızını kırmasından korkuyordu bu kadının lafıyla. "Ben söyleyeyim Dewran Ağam. Bu çok güvendiğiniz kızınız bizi rezil etti millete. Dicle'nin yavuklusunun kardeşi varya Azad Karahanlı, onunla konuşurken görülmüş bugün." Dewran Ağa duydukları ile sinir küpüne dönerken Sahra açıklama yapmaya çalışıyordu. Yalan söyleyemezdi genç kız. Babası sadece 'bu doğru mu konuştun mu o herifle?' diye sormuş, genç kız ise doğruyu söyleyerek 'evet' demişti ama bundan sonrasını babası dinlememişti bile. Açıklama yapmak istiyordu ama babası hiddetle, genç kızı odasına kapatmıştı. Sahra öyle çok kırılmıştı ki gözyaşları birer boncuk misali yanağından akarken sessizce yatağına uzandı ve hayal kırıklığı ile olanları düşündü. Ne olmuştu birden böyle? Babası çok ağır konuşmuş, yarın ise kesinlikle kursa gitmesini yasaklamıştı. Artık kurs yoktu, nakış yoktu. 'çok bile gönderdim bu kadarına dua et!' demişti babası. Daha neler neler...o kadının doldurmasıyla. Sabaha dek bir gram uyku uyuyamamıştı genç kız. Bu saatten sonra ne yapacaktı bilemiyordu. Belki babası kızgınlığı geçince tekrardan yollardı kursa. Kim bilirdi belki de artık zamanın geldi diye birine de verebilirdi. O sabah ise, Dicle arkadaşı Sahra'nın kursa gelmediğini fark eder etmez hızla soluğu onların evinde almıştı. Hevidar Hanım kapıyı açar açmaz içeriye girdi genç kız. "Hevidar teyzem günaydın..Sahra o nerede bir şey mi oldu niye gelmedi kursa?" Soluk soluğa kalmış hızla sıralmaıştı sorularını. Hevidar Hanım hüzünle omuzlarını düşürdü. Dicle'ye baktı ve kafasını olumsuz yönde salladı. "Artık gelemeyecek kursa kızım. Babası göndermiyor." Sesi pürüzlü çıkıyordu ağlamış mıydı Hevidar Hanım? Ama neden ne olmuştu ki? Dicle hızla atıldı o sırada. "Neden?! Birşey oldu kesin ne oldu teyzem anlat." Ellerini kaldırıp Hevidar Hanımın ellerinden tuttu genç kız. "Ben anlatayım Dicle Hanım." Merdivenlerden inen Rojda ise hâlâ ortalığı karıştırmaya devam ediyordu. "Kayınbiraderin, Azad'la görmüşler dün Sahra'yı. O yüzden gelemiyor. Hatta sende artık uğrama buraya." Hevidar Hanımın sabrı taşımıştı artık. Bu kadarına dur demeliydi. Dicle'yi severdi ne demek onu kovardı da, kötü kelamlar ederdi böyle? "Rojda! Sen artık haddini bilesin. De hayde git odana!" Dicle sabır çekiyordu içinden. Ama kendine dur demeliydi. Birde ortalığı o karıştırmamalıydı. Rojda ise keyifle gülümseyerek ayrıldı oradan. "Ne diyor bu kadın teyze?" Hevidar Hanım olan biteni anlatmıştı kızı gibi gördüğü Dicle'ye. Genç kız ise için için kahrolmustu. 'benim yüzümden' diye söylendi içinden. Madem böyleyken böyleydi durum. O da düzeltmeye yardımcı olurdu bir nevi. Sahra'ya görünmeden çıktı evden. Şimdi öfkeliydi ve sakinleşmesini istiyordu. Sonra da görüşebilirdi onunla ilk önce halletmesi gereken işler vardı. Hemen oradan ayrılıp Azad'a haber saldı. Azad ise ailesine haber verdi. Sahra'yı sevdiğini, ondan başkasıyla asla evlenmek istemediğini anlattı ailesine. Onlar da durumu değerlendirip Dewran Ağa'ya haber saldılar. Az çok bilirlerdi Dewran Kirman'ı. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz, haram da gözü olmazdı. Sevilir sayılırdı yani.. kötü biri değildi asla. Dewran Ağa'nın kulağına giden bu mesele aklına yatmıştı. Hem kızının da yaşı geldi geçiyordu. Yakında dedikodular çıkardı evde kaldı diye. Oysa ki daha yirmi iki yaşındaydı. Ev halkına haber vermek için bir an önce evin yolunu tuttu. Belli ki kızının da gönlü vardı da böyle adı çıkmıştı ve gerçeğe binerek kızına talip olmasıyla bu hayırlı işi uzatmak istemiyordu açıkçası. Sedir de oturmuş köpüklü kahvesini yudumluyordu yaşlı adam. Artık yaşlanmıştı kendini eskisi gibi cengaver görmüyordu. Bazı işlerde Nefesi tekliyordu hemen. Daralıyordu. "Bugün Karahanlı konağından haber geldi Hevidar." Karısı merakla olan biteni anlamaya çalışıyordu. Ne yani bu iş ciddiye mi binecekti? Kızı, Sahra yok biri demişti yalan mı söylemişti annesine? "Hayırlı bir iş için kapımızı tez vakitte çalacaklar. Ona göre hazırlıklı olun." Dedi ve uyumak için ayaklandı odasına doğru ilerledi. Hevidar Hanım'a ise bir şey demek düşmüyordu Bey'i ne derse oydu. Kızına haber vermek istiyordu o yüzden hemen kahve fincanını alarak mutfağa götürdü. Odaya girdiğinde ise kızının omuzlarının ne kadar çöktüğünü gördü. Narin bir yapısı vardı genç kızın. Kırılmıştı hem de çok. Hiç beklemezdi babasından bu davranışı alıp karşısına konuşmayı, birde kendisini dinlemesini isterdi ama hayal kırıklığına uğramıştı. Demek ki bahaneye bakıyordu babası. "Yavrum güzel kuzum. Dön bana bir." Yatakta cenin pozisyonunu almış yatıyordu annesine sırtı dönüktü. Kimseyle konuşmak istemiyordu. "Sahra'm güzel kuzum. Birgün elbette bugün gelecekti. Baban çok bile taviz verdi. Bilirsin buranın adetlerini." Sahra duymak istemiyordu bu tür şeyleri. "Anne lütfen çıkar mısın? Konuşmak istemiyorum." Dedi pürüzlü sesi ile. Annesi anlamıştı kırılmıştı zümrüt gözlü biricik kızı. Boşa zaman harcamak istemiyordu hazırlık yapması gerekti. Buna mecburdu maalesef. Hem zamanla Sahra da alışacaktı bu duruma babası ne derse oydu. Oturduğu yerden kalktı. Hiç demek istemiyordu ama olanla ölene çare bulunmazdı. "Yakın bir zamanda sözünü keseceğiz. Azad Karahanlı ile. Bunu bilmeni istedim kızım."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD