CİHANGİR Aylar önce... Elimdeki viski bardağını öfkeyle sıkarken, içimdeki yangın bir türlü sönmüyordu. Buzlar camın içinde tıkır tıkır ses çıkarıyor, sanki sinirimi alay eder gibi daha da kaşıyordu. Kulübün büyük locasını kapattırmıştım; dışarıda müzik duvarları dövüyor, içerideyse yalnızca bizim masanın üstünde ağır bir gerilim asılı duruyordu. Bizimkiler oturuyordu ama kimse gerçekten rahat değildi. Herkesin bakışı bende, herkesin nefesi temkinliydi. Kollarımın arasına sokulan kadın, tenini koluma sürte sürte sırnaşıyordu. Parfümü fazla yoğundu, boğazımı yakıyordu. Zaten sinirim sıfırdı; bir de bu yakınlık, bu gevşek rahatlık… İçimde bir yer daha koptu. Kolundan sertçe ittim. “Yaklaşıp durma bana!” diye yükseldim, burnumdan soluyordum. “Zaten gerginim, bir de seninle mi uğraşaca

