* * * * * Ormanın içinde, karların üzerinde el ele yürüyorduk. Kendi kendime mırıldandım: — “Çok yoruldum… Eve varmamıza daha çok yol var.” Onlar insan değildi; yorulmamaları çok normaldi. Ama ben… bir hayli yorulmuştum. Gerçekten, bu uzun yolu bir kez daha yürüyebileceğimi düşünemiyordum. O kadar yorulmuştum ki… Artık üzerimdeki elbisenin ağırlığı omuzlarımı eziyor, ayağımdaki topuklu ayakkabılar ve tüm gün dans edip ayakta durduğum için ayaklarım sızlıyordu. Her an dizlerim bana “Çökeceksin!” diye haykıracak gibiydi. Ama yere çöküp gitmiyordum. Ancak bu düşünce uzun sürmedi. Atilla bir anda beni kucağına aldı. Onun kucağında kendimi ufacık, kırılacak bir cisim gibi hissettim. Devasa bir yaratık gibiydi. — “Merak etme. Ben seni şatoya kadar taşırım. Sadece gözlerini kapat ve

